Biz de, Dr. Gürkan Kaya ile İstanbul'a yaptığı bir seyahat sırasında kısa bir söyleşi yapma imkanı yakaladık ve yaptığı araştırmalarla ilgili bir söyleşi yaptık. Söyleşide, Dr. Gürkan Kaya'dan, yaptığı araştırmanın sonuçlarının, deri atrofisiyle seyreden deri hastalıklarında özellikle dermataporoz ve deri yaşlanmasında son derece cazip ve yeni tedavi yöntemi olacağının müjdesini de aldık. CD44 azalınca deri inceliyor, yaşlanıyor Uzun yıllardır 'CD44' isimli bir molekül üzerinde çalıştıklarını anlatan Dr.Gürkan Kaya, 15 yıl kadar önce bu molekülün deride çok önemli bir rol oynadığını ortaya çıkardıklarını söylüyor. Dr. Kaya öncelikle deride incelmeye, yani atrofiye neden olan bu molekülün eksikliğinin deride 'deri atrofisi' denilen müthiş bir incelmeye neden olduğunu bulduklarını belirtiyor. Bundan sonra ise CD44 molekülünü miktarını nasıl arttırabilirim? sorusunun yanıtını bulmaya yöneldiğini belirten Dr. Gürkan Kaya, bu aşamadan sonra yaptığı çalışmaları şu şekilde sıralıyor: Yaptığımız çalışmalarla CD44'un bağlandığı en önemli yapı taşlarından birisi olan hylaüronik asitin ve HB-EGF isimli epidermal büyüme faktörünün de yaşlanmayla birlikte azaldığını gösterdik. Tabii ki bundan sonra aklımıza gelen diğer soru da Acaba CD44 miktarını arttırırsam yaşlanma sürecini geri döndürür müyüm? oldu. Biz de bu soruyu sorduk ve bu sorunun cevabını aramaya başladık. Çalışmalarımızla retionid yani A vitamini partikülerinin (retinoidlerin) CD44 platformunu kullandığı belirledik ve retionid ve hylaüronik asit bağlantısını ortaya çıkardık. Retionid ve HA bağlantısının bulunmasından sonra Hylaüronik belirli enzimlerle parçaladık ve ortaya küçük moleküller çıktı. Biz bu molekülleri ağırlıklarına göre sınıflandırdık ve baktık ki belirli bir molekül ağırlığa sahip olan HA parçaları, derinin yenilenmesini arttırıcı özellikte. Bunun son derece önemli bir nokta olduğunu belirten Dr.Gürkan Kaya, cilt için son derece önemli bir madde olan hylaüronik asitin, dolgu maddesi olarak da kullanıldığını ama dolgu maddesi olarak kullanıldığında degrade olup, eridiğini ve kaybolduğunu ancak belirli boyutta verildiğinde ciltte kendi kendisine sentezlenebildiğini ve işe şaradığını sözlerine ekliyor. Bu çalışmalar sonucu ortaya çıkan ürünü dermataporoz hastalarında kullandıklarını anlatan Dr.Gürkan Kaya, sadece 2-3 aylık bir kullanımla bile oldukça memnuniyet verici sonuçlar aldıklarını, deri rejenarasyonunun oldukça hızlı olduğunu açıklıyor. Yeni tanımlanan bir hastalık: Dermatoporoz Dr. Gürkan Kaya, dermataporozun derinin aşırı yaşlanmasına bağlı olarak ortaya çıkan klinik bir durum olduğunu ve bunun derinin incelmesi, elastikiyetini kaybetmesi, damarların çok belirgin hale gelmesi ve çok çabuk kanamalar, yaralar meydana gelmesi olarak da tanımlanabileceğini anlatıyor. Bu, ne yazık ki, hastalarda bazen cilt ülserleri gelişerek enfeksiyonlar sonucu hastanın kaybedilmesine varabiliyor. ABD'de ve bu konularda araştırmalarıyla tanınan pek çok Avrupa ülkesinde bile tanımlanmamış, önemsenmemiş bu klinik durum. Genellikle 60 yaş üzeri görülen dermataporoz, çoğunlukla genetik faktörler, güneşe aşırı maruz kalma ve kronolojik yaşlanma nedeniyle ortaya çıkıyor. Fakat bu hastalığa çok daha genç kişilerde, hatta çocuklarda bile rastlanması pek de nadir bir durum değil. Çünkü kortizon ilaçlarının kullanımı özellikle genç grupta bu hastalığa yol açabiliyor. Haberimizin Formsante 2006 Ekim sayımızda... |






