Ralph Dixon, iki yıl önce boynunda bir uyuşukluk hissedince doktora gidiyor ve MS hastası olduğunu öğreniyor. Üstelik o güne kadar da bu konuyla ilgili hiçbir fikri yok. Bir süre sonra görme yetisini kaybeden Dixon ardından, bacaklarında hissettiği halsizlikle yürüme kabileyitini de kaybetmiş. Önce bunun felç olduğunu düşünmüş, multipl skleroz (MS) olduğunu öğrenice ise hangisinin daha iyi olduğuna karar verememiş! İki hastalık arasında seçim yapmak zorunda kalmak çok zor tabii, ama o an aklından 'keşke felç olsaydım'ı geçirmiş Dixon. Bugün artık hastalığı yakından tanıdığı için, sevgilisi Fionnuala Livingston’un da desteğiyle felç olmadığına memnun.
Hastanede üç ay
Hastalğın en zor dönemini üç ay hastanede yatarak geçirmiş. Dixon, 'Felç olsaydım hastaneden belki çıkamayacaktım ve yatalak olacaktım. Ama şimdi üç hafta hastanede kaldım, artık yürüyebiliyorum, konuşabiliyorum...' diyor. Hatta başta da belirttiğimiz gibi dünya turuna çıkacak cesareti bile gösterebiliyor. Multipl Skleroz (MS) hastalığında da diğer hastalıklarda olduğu gibi erken teşhisin önemi çok büyük. Dixon ve Fionnuala çifti bu konuda çok şanslı. Erken teşhis sayesinde kontrol altına alınan hastalık, uzun süredir hiçbir atak yaşatmamış.
Derin depresyon günleri
Hastalığın ilk günlerinde kendini kötü bir rüyadaymış gibi hisettiğini söylüyor Dixon. "Rüyada gibiydim. Sürekli uyanmak istiyordum. Sonunda uyandım, ama bunun bir gerçek olduğunu gördüm. Önce derin bir depresyona girdim. Hayatım altüst olmuştu. Düşüncelerim, yaşam tarzım her şey değişti."Ralph Dixon, depresyonu oldukça ağır geçirmiş. Kimseyle konuşmak istemememiş. Telefonlara cevap vermemiş. O arada kız arkadaşı Fionnuala, yeni insanlar görünce kendini iyi hissedeceğini düşünmüş ve birlikte bir tatil planı yapmışlar. Bir aylık bir Vietnam gezisi. Orada, yavaş yavaş telefonlara cevap vermeye başlamış, kendini biraz daha iyi hissetmiş. Bunun üzerine, Fionnuala'nın aklına yeni bir fikir daha gelmiş.
Motosikletle dünya turu
Altı yaşından beri motosiklet kullanan Ralph Dixon'un , hastalıktan önceki en büyük hayali, motosikletle dünya turuna çıkmakmış. Fionnuala, bu hayali bildiği için, Ralph'ı depresyondan kurtarmak, hayata yeniden bağlamak amacıyla hemen bir proje geliştirmiş. Avustralya'ya döndüklerinde kararlarını vermişler. Fionnuala da işini bırakmış, evlerini satmışlar ve topladıkları parayla geçen yıl tura başlamışlar. Bu arada gitmeyi planladıkları ülkelerdeki MS dernekleriyle irtibata geçmişler. BMW, sadece servis konusunda sponsor olmuş. Bu projeyle birlikte Ralph bir anda hayata pozitif bakmaya başlamış. Umutlanmış, hastalıkla baş edebileceğini anlamış.
Artık mutluluk öncelikli!
Dünya turu projesi başladıktan sonra, hastalıkla da barışan Ralph Dixon artık, önceliğinin 'mutluluk' olduğunu söylüyor. Eskiden daha detaycı davranıp, olayları çok irdelermiş, ama artık sadece mutlu olmayı düşünüyor. 'Hiçbir şeyi fazla umursamıyorum, o yüzden de daha mutluyum' diyor. Dixon 'un bu konudaki en büyük yardımcısı, sevgilisi Fionnuala. Onun dışındaki herkes, özellikle aileler bu yolculuk fikrine çok karşı çıkmışlar. Yolculuk sırasında onlarında korkuları olmuş. Özellikle çölde geçirdikleri günlerde Fionnuala geri dönmeyi bile düşünmüş. Ralph, yolculuk başladıktan sonra iyice odaklandıklarını ve turu tamamlama isteklerinin daha da arttığını anlatıyor. Yolculuk boyunca hiç atak yaşamadığını belirten Dixon, böyle bir durumla karşılaşırsa, hemen ülkesine geri dönecek. Son olarak; Ralph Dixon ve Fionnuala Livingston çiftinin tüm MS hastalarına bir mesajı var: "Hayatla bağlarınızı asla koparmayın, pozitif düşünün ve yaşama sevincini içinizde hissedin!"
|




