Turnuvanın ardından, o büyük sevinç tufanı geçtikten sonra işinin başında, antrenmanda bulduk Özçelik'i. Zaten konuştukça daha iyi anladık ki voleybol onun hayatı. Başka bir şey yapmaya niyeti olmadığı gibi bunun imkanı da yok. 31 yaşındaki deneyimli orta saha oyuncusu, aynı zamanda Eczacıbaşı Takımı'nın da kaptanı.
Takım kaptanı olmak büyük sorumluluk, sizce nasıl bir kaptansınız?
Bunu kızlara sormak lazım aslında. Bana çok fazla sorumluluk verildi. Kızların her türlü dışarı çıkış, izin isteyiş, yatış saatinden ben sorumluyum. Ama sağ olsun bütün arkadaşlarım o kadar saygılı, işlerine sahip çıkan insanlar ki.. Hiçbir şekilde beni zor bir durumda bırakmadılar. Zaten negatif enerji değil hep pozitif enerji vermeyi düşünüyorum ben. Hiçbir zaman kırıcı olmadım. Eğer önemli bir maça çıkıyorsak çıkmadan önce arkadaşlarımın suratına bakarım, davranış şekillerine bakarım. Eğer davranışlarında anormallik olan varsa çekerim konuşurum rahatlatmak için. Maç içinde kötü şeyler olmuyor ama sesimin yükseldiği de oluyor bazen.
Bu işin en çok hangi yönünü seviyorsunuz desem?
Düşünce yapımı çok değiştirdi aslında. Bireysel düşünmüyorum, hep takım halinde olduğumuz için düşüncelerimi başkalarıyla paylaşıyorum. Onların fikirlerini alıyorum. Sosyal yaşantıya sporcu kimliğimle çıkıyorum. İnsanların bakış açısı değişiyor. O kadar sempati duyuyorlar ki, bir şeyler öğrenmeye çalışıyorlar.
10 yıllık evlisiniz. Bu tempoda nasıl vakit
buldunuz evlenmeye?
Eşimle İzmir'den İstanbul'a transfer olduğum ilk sene genç milli takımda tanıştım. Arkadaşlığımız başladı. Annem İstanbul'a gönderirken yaşım küçük olduğu için biraz tereddüt etmişti. "Tek başına ne yapacaksın" diye üzülüyordu. Eşimle tanıştım söz filan dendi. Annem dedi ki "Hemen evlensinler! Bir evleri olsun, hiç olmazsa başında biri olur." Bir de çok severler beni, endişe duymamak için hemen evlenmemi istediler. 20 yaşında evlendim. Eşim şimdi iş hayatında. Ama son 2 sene öncesine kadar oynuyordu o da..
|




