10 adımda mutluluğu alışkanlık haline getirin

Canınızın sıkkın olduğu ya da zor zamanlardan geçtiğiniz dönemlerde mutlu hissetmek olduğundan daha zor bir hal alıyor. Mutlulukla ilişkinizi sürekli hale getirmenin yolu ise sizsiniz!

Hazırlayan: Elif Gürsoy

İnsanlığın kaçınılmaz sonu hayat boyu iyi-kötü olaylar yaşayıp, birtakım deneyimler edinmek… Sürecin bu şekilde ilerlemesinden ötürü her ne kadar kötü olaylarla karşılaşmayı sevmesek de şartlar bizi bu şekilde büyümeye ve olgunlaşmaya mecbur kılıyor. Hal böyle olunca heves ve mutluluk hissi azalıyor ya da şekil değiştiriyor. Büyümesin diye didindiğimiz, enerjimizin kaynağı olan içimizdeki çocuk günden güne biraz daha boy atıyor, yaş alıyor. Hayattan beklentiler değişiyor, öncelikleri bambaşka bir hal alıyor. Bir yandan zaman geçiyor, güzel hissettiren anları bulmak, yakalamak gitgide zorlaşıyor. Tabii ki her gün mutlu hissetmek gibi bir zorunluluğunuz yok. Sonuçta hiçbirimiz robot değiliz. Hislerimiz, duygularımız, söylemek ve haykırmak istediklerimiz günden güne değişebiliyor. Ancak mutluluğu bulabilmek bu kadar güçken, aslında tek çözümün kendinizde olduğunu her seferinde hatırlamalısınız. Siz ilk önce kendinizi mutlu edebilin ki çevrenizdekileri de mutlu hissettirin.

1- Negatifler pozitife dönüşsün
Bir şeyler yolunda gitmediğinde hemen pes ediyor musunuz? Ya da karşınıza çıkan negatif bir durumu hemen kabul edip, hayatınıza devam mı ediyorsunuz? Bunu neden yapıyorsunuz? Hadi gelin biraz Pollyanna’cılık oynayalım. Aile düzeninizde, ilişkinizde ya da işinizde birtakım “hayattan bezdirici” olaylar yaşadınız diyelim. Bundan sonra yaşayacağınız günlerde, aylarda başınıza iyi bir şey gelmeyeceğini nasıl garanti edebilirsiniz? Edemezsiniz! Diyeceğimiz o ki nefes aldığınız sürece umut vardır. Birkaç gününüz kötü geçti ya da beklenmedik olaylarla karşılaştınız diye tüm hayatı suçlamayın, biraz sabretmeyi deneyin.

2- Değişiklikten kaçmayın
Tebdilimekanda ferahlık vardır. Ama siz mekanı sonraya bırakın ve işe ilk önce kendinizden başlayın. İç huzuru yakalamak, her daim mutlu hissedebilmeye çabalamak için değişiklikten korkmayın. Konfor alanınızı değiştirecek cesareti kendinizde bulmaya çalışın. Öğrenmeye açık olun. Kendinizi başkalarının yerine koyun. Hiç tatmadığınız lezzetleri deneyin. Hayatta giymem diyeceğiniz kıyafete bir kereliğine şans verin. Kısa süreli de olsa olmak istemediğiniz bir yerde bulunun. Tüm bunların sonucunda yaptıklarınızın size neler hissettirdiğine bakın ve kendinizi keşfedin. Belki bu sayede farklı şeyler görüp öğrenerek daha da güçlü hissetmiş olursunuz, fena mı?

3- Keyif alacağını egzersizi bulun
Hareket edin! Hareket etmek size sağlıklı ve sapasağlam yılların kapısını aralar. Size mutlaka fitness, pilates ya da yoga yapın demiyoruz, demeyeceğiz de… Ama sizden tek bir şey istiyoruz: Kendinize uygun, sürekli yapabileceğiniz ve hiçbir zaman bıkmadan devam edeceğiniz bir egzersiz türü bulmanız. Sürekli olarak diyoruz çünkü bu en önemli şartlardan biri. Yapacağınız egzersizi bir ya da iki hafta yapıp bırakmanız size hiçbir şey kazandırmayacak. Egzersizinizi bulun ve uygulayın. Keyifle yapın. Unutmayın ki istemeyerek yaptığınız hiçbir şey sizi mutlu etmeyecek.

4- Ufak tefek güncellemeler yapın
Hazır değişikliklerden korkmanız için bir sebep yok demişken, yaşadığınız alanlarla ilgili birtakım yeniliklerin de güzel bir seçenek olabileceğini belirtelim. Vaktinizin
çoğunu geçirdiğiniz yerde yani ofisinizde ya da evinizde gözünüzü gönlünüzü açacak, size iyi hissettirecek detaylara yer verin. Kimi zaman bakımını yaptığınız ufak bir çiçekle, kimi zaman sevdiğiniz kişilerin fotoğrafıyla anınıza küçük bir gülümseme bırakabilirsiniz. Masanıza ya da duvarınıza astığınız fotoğrafların yanı sıra gün içinde her baktığınızda size güç verecek motivasyon sözleriyle de kendinize birtakım hatırlatmalar yapabilirsiniz. Şuna ne dersiniz? “Kimse izlemiyormuş gibi dans edin. Asla incinmeyecekmiş gibi sevin. Kimse dinlemiyormuşçasına şarkı söyleyin. Ve yeryüzü cennetmiş gibi yaşayın.” William W. Purkey

5- Her koşulda iyi görün
Bu başlıkla birlikte zihninizde su dolu bir bardak hayal etmenizi ve bardağın dolu tarafından bakmanızı rica ediyoruz. Çünkü bu bardağın içinde yalnızca kötü izlenimler yok. Bakış açısınızı ufacık da olsa değiştirdiğinizde, iyi ve olumlu bir şeylerin görüneceğinin hemen farkına varacaksınız. İlk başlarda pek mantıklı ve hoş gelmeyen durumların aslında bir zaman sonra iyiye işaret edebildiğini göreceksiniz. Sonra da kendinizi şu cümleyi söylerken bulabilirsiniz: “İyi ki de öyle olmuş!”

6- Yardım edin
Trafikte karşıdan karşıya geçmeye çalışan bir yaşlıya, kırtasiye ihtiyacı olan bir çocuğa ya da alışveriş poşetlerini taşımakta zorlanan bir amcaya… Yeter ki birilerinin işini kolaylaştırmaya çalışın. Neyi, ne kadar yaptığınızın bir önemi yok. İster maddi yardımda bulunun ister kimsesiz çocukları ziyaret edip onları gülümsetin. Hepimizin içinde bir yerlerde iyilik var. Önemli olan açığa çıkararak fayda sağlayabilmek. Birine yardım ettiğinizde kendinizi nasıl iyi hissedeceksiniz, izleyin ve görün…

7- Güne güzel başlayın
Günaydın! Hadi hemen mükemmel bir kahvaltı hazırlayın! Hayır tabii ki tek bahsedeceğimiz şey bu değil! Yoğun iş yaşamınız ya da saatsiz uyku düzeniniz sabahları uyanırken işkence çekiyormuş hissi yaratabilir. Tavsiyemiz, yaşam şartlarınız el verdiğince uyku düzeninizi oluşturmanız olacak. Ama biz şimdi başka bir şeyden bahsedeceğiz. Uyanma anından… Gözlerinizi açmaya başladığınız ilk andan itibaren, kendinizi zorlamadan pencereye bir bakış atın. Hafiften uyanmaya başladığınızı anladığınızda günün gerçekten iyi geçebilme ihtimalini düşünün ve şu cümleyi kurun: “Bugün harika geçecek…” Bunu kendinize hatırlatmazsanız, yataktan çıkmanız epey zor olacak. İyi bir şeyler anımsayarak, olumlu enerjilerin yayılmasına izin verin.

8- Eleştirel olun
Şimdi elinize bir dosya kağıdı ve kalem alın. Şöyle güzel, sakin bir müzik açın ve oturun. İlk önce kendinize dürüst olacağınıza söz verin. Sözü verdikten sonra sayfayı ortadan ikiye bölün. Bir tarafına artı, bir tarafına eksi işareti koyun. Bu işaretler sevdiğiniz ve sevmediğiniz yönlerinizi, huylarınızı temsil edecek. Derin bir nefes alın. İlk önce en sevdiğiniz özellikleri not ederek başlayın. İster kısa, uzun cümleler kullanın ister tek kelime… Sevdiğiniz yönleri not ettikten sonra, sevmediklerinize yani en çok dürüst olmanız gereken kısma geçin. Bir düşünün. Sizce hangi özelliğiniz sizi ya da etrafınızdakileri rahatsız ediyor olabilir? Kabul edelim ki hiçbirimiz mükemmel değiliz. Açık ve net bir şekilde kendinizi bir süzgeçten geçirdikten sonra notlarınızı almaya başlayın. Belki uzun bir listeye sahip olacaksınız. Hiç dert değil.. Önemli olan sevmediğiniz yönlerinizi belirleyip, onları iyileştirmek için neler yapabileceği düşünebilmekte…

9- Umursamayın
Hayat sizin. Yaşadıklarınıza, kararlarınıza, savunduklarınıza başkalarının bir şey demeye ne hakkı var? Hiçbirimiz kusursuz değilken, başkasının kararlarına müdahele etmek ne kadar da saçma geliyor kulağa değil mi? İnandığınız, güvendiğiniz, içinizden gelen şeyin peşinden gidiyor musunuz? Cevabınız evet ise sonuç ne olursa olsun doğru yoldasınız demektir. Siz bu hayatı başkaları için değil, sadece kendiniz için yaşıyorsunuz.

10- Kendinizle konuşun
“Deli miyim ben?” diye sorduğunuzu tahmin edebiliyoruz. Ama bu başlık tehlike arz etmiyor. Zaten hangi birimiz zihnimizin içinde kendimizle konuşmuyoruz ki? Kaygılar, düşünceler, olacaklar, olamayacaklar, planlar, sorular ve cevaplar… Hepsi zaten birer birer beynimizin içinde fink atıyor. Ama tüm bunlardan farklı olarak, kendinizle konuşabilmeniz gerektiğini savunuyoruz. Belki öfke anında kontrolü sağlayabilmek, belki de üzüntünüzü dizginleyebilmek için… Kendinize en çok ihtiyaç duyduğunuz anlarda zihninize, kalbinizden gelerek kendinizle konuşun. Konuşun ki çözüm için ilk adımı siz atabilin. Çünkü hep ne diyoruz, sizin sizden başka kurtarıcınız yok!

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here