10 parmağında 10 marifet: Melis Sezen

“Mucize 2 Aşk” filmiyle beyazperdede yeteneğini sergileyen genç oyuncu Melis Sezen, biten dizisinin ardından yeni projelere hazırlanıyor. Tango, salsa, bachata gibi dansları yapabilen Melis Sezen’in 10 parmağında 10 marifet…

Genç yaşına rağmen kariyerine dört sinema filmi sığdıran Melis Sezen, gülmeyi ve dans etmeyi seven cıvıl cıvıl bir oyuncu. Ekranlara veda eden “Sevgili Geçmiş” dizisinin erken final yapmasına üzülse de oynadığı karakterin ona çok şey kattığını söyleyen Sezen, bir yandan da Mahsun Kırmızıgül’ün yönettiği “Mucize 2 Aşk” filmindeki rolüyle adından söz ettiriyor. Joaqin Phoenix gibi Hollywood yıldızlarının yer aldığı dünyaca ünlü film sitesi IMDb’nin Starmetre sonuçlarına göre ilk 100’e seçilen Melis Sezen, bu duruma hem çok şaşırmış hem de mutlu olmuş.

Son oynadığınız dizi Sevgili Geçmiş erken final yaptı, sizce sebebi ne? Bu dizi ve oynadığınız karakter size neler kattı?

“Sevgili Geçmiş” benim için çok özel bir projeydi, özellikle kadınların nasıl güçlü olduğunu ve hayatta kendi ayakları üzerinde durmak için bir erkeğe ihtiyaçları olmadığını gösterdik. Her karakter birbirinden çok farklıydı, oynadığım Deren karakteri ise bana çok şey kattı. Deren için bu hikaye bir dönüşüm hikayesiydi. Çok iyi şartlarda yetişmiş, çok başarılı bir kız fakat hayatı boyunca anne sevgisini bir türlü hissedememiş; bu kadar başarılı ve hırslı olmasının sebebi de aslında bu. Annesinin takdirini görüp, sevgisini kazanabilmek. Çok duygusal ve kırılgan bir kız fakat bunu hep saklamış, duvarlar örmüş kendine, insanlara karşı mesafeli duruyor. Bir gün evlatlık olduğunu öğreniyor ve her şey altüst oluyor, gerçeklerin peşinden gidiyor. Kardeşleriyle tanışması, bir doktor olarak cinayet işlemesi, gerçek annesini bulması, hayatında ilk defa aşık olması… Deren hem kendini buluyor hem de kabuklarından sıyrılıp dönüşüm yolculuğuna giriyor. Bu yüzden Deren bana çok şey öğretti. Dizinin final yapmasına gelince artık reyting oranlarının tahmini gerçekten çok zor fakat bunun ötesinde çok iyi ve farkındalık yaratan bir iş yaptığımıza inanıyorum; bu yüzden içerisinde yer aldığım için çok mutluyum.

Genelde genç oyuncular diziyle başlar ve sinema filmleri sonradan gelir. Sizde ise durum biraz farklı gelişti, şanslısınız diyebilir miyiz?

Benim de ilk işim diziydi. Hamdi Alkan’ın çektiği “Hayat Bazen Tatlıdır” dizisinde ilk defa kamera karşısına geçtim. Sonrasında “Siyah İnci”, “Leke” ve “Sevgili Geçmiş” ile devam ettim. Fakat çok şanslıyım ki bu sırada üç tane sinema filmi içerisinde yer aldım. Sinemanın ruhu çok başka hele “Şampiyon” ve “Mucize 2 Aşk” gibi değerli filmlerin içinde olmak çok özel benim için. Aynı zamanda dizinin sürekliliği, karakterin dönüşümü, başına neler geleceğini hikaye akarken sizin de bilmemeniz çok heyecan verici.

“Mucize 2 Aşk” filminden ve oynadığınız karakterden bahsedebilir misiniz?
Bu filmle birlikte sizin hayatınızda neler değişti?

Öncelikle bir Mahsun Kırmızıgül filminde olmak ve Fikret Kuşkan, Şenay Gürler gibi birçok usta oyuncuyla birlikte çalışmak müthiş bir deneyimdi benim için. “Mucize 2 Aşk”ta Mahir Öğretmen’in kızı Beren’i canlandırıyorum. Fikret abinin “Şampiyon”dan sonra ikinci defa kızını oynuyorum 🙂 Müthiş bir deneyim! Beren, Foça’da büyümüş, tam bir Ege kızı. 19 yaşında bıcır bıcır, tatlı bir kız ve hiç beklemediği anda aşk ile tanışıyor ve bu aşk doğu-batı kültür farklılığını seriyor gözlerimizin önüne. Ve bir de farklılıkların bir arada ne kadar güzel olduğunu, sevginin mucizeleri gerçekleştirdiğini… Set çok keyifliydi, çalıştığım en büyük setlerden biriydi ve herkes gerçekten en iyisi olması için gönülden uğraştı. İyi ki dediğim ve hep şükrettiğim bir film benim için “Mucize 2 Aşk”.

Engelli insanların yaşamı neden bu kadar zor Türkiye’de?

Farkındalık eksikliğinden dolayı olduğunu düşünüyorum. Eğer siz veya yakınlarınızdan biri engelliyse, dünyaya engelli birinin gözünden ve onun ihtiyaçlarından bakabiliyorsunuz. Ancak maalesef ki etrafında engelli bir birey olmayan insanlar bazen bu ihtiyaçları göremiyor, farkında olmayabiliyor. Bu yüzden farkındalık yaratmak, bilinç sahibi olmak çok önemli. Hepimiz aynı hayatı paylaşıyoruz. Bir olup bunu unutmamak lazım.

Bir yandan da IMDB 100 listesine girmişsiniz; bu nasıl gerçekleşti? Listede başka kimler var?

Ben de çok şaşırdım görünce, inanamadım hatta. IMDb’nin listesinde olmak gerçekten mutluluk verici… Hele Joaquin Phoenix gibi isimlerle aynı listede olmak benim için paha biçilemez!

Yeni bir dizide izleyecek miyiz sizi, yeni projeleriniz var mı?

Birkaç görüştüğümüz proje var. En hayırlı olan olsun, sadece benim için değil, herkes için; en önemlisi o.

Dans, resim, tiyatro gibi alanlarda yeteğiniz var, ailenizde var mı sizin gibi sanatla uğraşan?

Büyükbabam benim gibi tango yaparmış, bir de annem resim yapıyor.

Ailenizin kökenleri neresi? Sizi en çok kime benzetiyorlar?

Baba tarafım Arnavut, Makedonya göçmeni. Annemin tarafı ise Selanik, Yunanistan göçmeni. Silivri yerlisiyiz. Kaşım, gözüm, dudağım yani fiziksel olarak babama çok benziyorum ama havamın kesinlikle annem olduğunu söylerler.

Teknolojiyle aranız nasıl? En çok kullandığınız aplikasyon nedir?

Teknolojiyle aram mükemmel değil, işimi görecek kadar iyi diyebilirim. Çok teknoloji insanı değilim sanırım, elimde kağıt olsun, yazıyım, çiziyim isterim. En çok kullandığım uygulama whatsapp ve instagram.

En çok nelere gülersiniz ve nelere kızarsınız?

Her şeye gülebilirim sanırım, bol bol gülen biriyim, en güzel his değil mi gülmek… İyi niyet ile yaklaşan birine saf muamelesi yapılması ve onu aptal yerine koymaya çalışmak en kızdığım şey olabilir.

‘BİHTER BENİM, BEHLÜL KİM?’ *

“Aşk-ı Memnu” izleyerek büyümüşsünüz, oyunculuğu seçmenizde etkisi var mı?

Gerçekten “Aşk-ı Memnu”nun yeri bende ayrı. Bihter’in sahnelerini tekrar tekrar, kendi kendime oynardım. Hatta lisede Halit Ziya Uşaklıgil’i tanıtırken Aşk-ı Memnu’nun final sahnesini kısa film olarak çekmiştik. Direkt “Bihter benim, Behlül kim?” demiştim. Bihter çok tutkulu çok güçlü bir karakter, Beren Saat’e de ayrı hayranım.

İstanbul’de favori mekanlarınız varsa nereler?

29’da özellikle ördek yemeye bayılıyorum! Zuma ve Morini de favori mekanlarım arasında.

Pilatesi düzenli yapıyor musunuz? Spor yapmaktan hoşlanıyor musunuz?

Pilatesi çalıştığım için yapamıyordum fakat şimdi düzenli olarak başlayacağım tekrardan. Spor olarak ben dans etmeyi daha çok seviyorum. Salsa, bachata ve tango yapıyorum. Salsa da tango da vücudu inanılmaz sıkılaştıran ve merkezi güç isteyen danslar.

HİÇ DİYET YAPMADIM *

Hayatınızda hiç diyet yaptınız mı?

Hiç yapmadım, yemek yemeyi çok seviyorum. Diyet benim için çok zorlayıcı olur muhtemelen. Beyin dışında yemediğim şey yok diyebilirim, her şeyi seviyorum.

Cilt bakımınız konusunda dikkat ettiğiniz şeyler var mı?

Sette her gün cildim makyaja maruz kaldığı için temizlemek ve nemlendirmek benim için çok önemli. Onun dışında bir şey yapmıyorum. Özel bir şey olmadığı sürece makyaj da yapmıyorum zaten, nemlendiricimi sürüp çıkarım.

EBRU ŞAHİN FORMUNU NASIL KORUYOR?

TUVANA TÜRKAY FİZİĞİNİ NASIL KORUYOR?

BESTE KÖKDEMİR İLE KISA KISA…

EGE KÖKENLİ İLE KISA KISA…

Röportaj: Deran Çetinsaraç
Fotoğraflar: Murat Sargın
Fotoğraf Asistanı: Zehra Sargın
Styling: Tülin Demir
Makyaj: Alp Kavasoğlu
Saç: Suat Ürün/No21

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here