8 soruda anorgazmi!

Cinsellikten keyif alamama ve orgazm olamama olarak bilinen anorgazmi; fiziksel, psikolojik ya da toplumsal birtakım etkenler sonucunda oluşuyor…

Hazırlayan: Elif Gürsoy

Anorgazmi, cinsel uyarımların ve hazzın doruk noktaya çıkmasıyla deneyimlenen orgazmın geç yaşanması, haz düzeyinin düşük olması, seyrek yaşanması ya da hiç yaşanamaması anlamına geliyor. Kln. Psk. Şanver Yerebakan; anorgazmi türlerini üç başlıkta inceliyor.

Ortaya çıkma biçimine göre: Primer yani yaşam boyu hiç orgazm olmaması, sekonder ise orgazmı sağlıklı bir şekilde deneyimleyen fakat sonrasında orgazm yaşayamayan grubu kapsıyor.

Ortaya çıkma durumuna göre: Durumsal, bazı ortamlarda, bazı uyarılma biçimlerinde veya bazı partnerlerde yaşanan durumu kapsıyor.

Uyarılma bölgelerine göre: Klitoral, klitoral uyarılarla mastürbasyon yaparak bile orgazm olamamak anlamına geliyor. Vajinal yani klitoral orgazm olmasına rağmen, cinsel ilişkide birleşme sırasında orgazm olamama durumunda ortaya çıkıyor. Kln. Psk.Yerebakan’dan anorgazmi hakkında merak ettiğimiz soruların yanıtlarını aldık.

Fiziksel sebepler arasında hangi etkenler yer alıyor?
Anorgazmi yaşama nedenlerinin çoğunluğu psikolojik kaynaklı olsa da bazı fizyolojik, nörolojik ve endokrinolojik hastalıkların neden olduğu da biliniyor. Bazı tansiyon ilaçlarının ve psikiyatrik ilaçların da yan etkilerinin sebep olduğu kabul ediliyor. Atrofik vajinit, uterus prolapsusu, pelvik enfeksiyonlar, endometriozis gibi bazı jinekolojik hastalıklarla birlikte; diyabet, hipotiroidi, hiperprolaktinemi, omurilik yaralanmaları, multiple skleroz (MS) ve nöropatiler gibi bazı nörolojik hastalıklar anorgazmiye ve cinsel soğukluğa sebep olabiliyor.

Hangi belirtiler anorgazminin meydana gelmeye başladığını gösteriyor?
Anorgazmi, türlerine göre belirtiler gösteriyor. Hiç orgazm olmamış kadının bedeniyle ve cinsellikle kurduğu bağda sorun olduğu düşünülebiliyor. Erojen bölgelerini yeterince keşfetmemiş, bedensel duyumlarına ve şehvetine karşı içsel bir duvar örmüş halde oluyorlar. Cinselliği yaşarken bedeninden haz almak, derinlerde tanımlanamayan bir huzursuzluk ve suçluluk duygusu hissetmesine yol açabiliyor. Farkında olmadan uzaklaşarak ya da deneyimi sınırlandırarak rahatlamaya çalışıyorlar. Bireysel hazzı sahiplenip, aktif bir şekilde arttırmak yerine pasif bir durumda ötekini memnun etmeye çalışıyorlar. Yolunda gitmeyen ilişkilerde kadın, yeterince cinselliğin içinde hissetmemeye başlıyor. Haz belli düzeyin üstüne çıkmamaya ve partnere karşı cinsel ilgide azalma meydana geliyor. Cinselliği yolunda tutmak adına haz alması ve orgazm olması gerektiğini düşünüp uğraştıkça, bu ikilinin gerçekleşmesi biraz daha zorlaşıyor. Yani bir kedinin kendi kuyruğunu yakalamak için etrafında dönmesi gibi peşinden gittikçe elde edilmesi zorlaşan bir durum haline gelebiliyor.

Orgazm olamamayı düşündükçe bu baskı ile anorgazmi oluşuyor ve tetikleniyor diyebilir miyiz?
Evet, bunu söylemek mümkün. Orgazm olamama durumunu düşündükçe endişe ve cinselliğe karşı isteksizlik oluşmaya başlıyor. Tekrar denemelerde orgazma ulaşamadıklarında yetersizlik ve çaresizlik duygularını yoğun yaşadıkları görülüyor. Bir süre sonra orgazm olmaktan ümidi kesebiliyor ve tekrar deneme ihtimalini azaltan, öğrenilmiş çaresizlik sendromuna benzer özellikler gösterebiliyor. Sağlıklı cinsellik ve orgazm anda kalarak yaşanabilen bir deneyim olduğundan; endişe, yetersizlik ve ümitsizlik duyguları ile doyum verici bir cinsel hazza ulaşmak mümkün değil. Ayrıca orgazm olmaya bir gereklilik ya da başarı üzerinden bir anlam yüklendiğinde ve elde etmek için mücadele edildiğinde durum bir kısır döngüye dönüşebiliyor. Kadın, sonuca ulaşmayı ve orgazm olmayı düşündükçe içinde bulunduğu andaki haz duygusuna odaklanamıyor, hazzı hissedemeyip kendini ana bırakmadıkça orgazma doğru yükselemiyor. Daha fazla olmak istedikçe anı ıskaladığından, orgazma olan mesafe daha fazla açılıyor. Kısır döngü böyle devam ediyor…

Anorgazmi yaşayan kadın bu durumdan psikolojik olarak nasıl etkileniyor?
Sağlıklı bir cinsel hayatı olan kadın, her ilişkide orgazm olmak zorunda değil. İstediğinde orgazma ulaşabiliyor olması cinsel hayatın normal olduğunu gösteriyor. Orgazm olma bir cinsel performansa dönüştüğünde, orgazmın olmadığı bütün cinsel yakınlaşmalar anlamsızlaşıyor ve kendini yetersiz, yeterince istenmeyen, partnerinin beklediği arzulu kadın olamayan, ilişkiden zevk alamayan biri gibi görmeye başlıyor. Cinsellik, haz almak ve haz vermek amacıyla, ruhun ve bedenin paylaşılması olarak biliniyor. En önemli organı ise beyin. Duygulara ve duyumlara odaklanmak gerçek cinselliği deneyimletiyor. Anorgazmi yaşayan kadın için cinsellik, çoğu zaman cinsel birleşme sonrasında orgazm yaşamak anlamına geliyor. En önemli organ vajina ve orgazm anına ulaşmak temel amaç… Cinselliğe ve orgazma yüklenen yanlış anlamlar, kadını yetersiz ve çaresiz hissettiriyor, kadınlık kimliğine de zarar veriyor. Bu sebeple kadınların bir kısmı, eşlerinin gözündeki değerini ve yerini koruyabilmek, iç dünyasında yaşadığı kötü duyguları eşinden saklayabilmek adına orgazm taklidi yapmaya ihtiyaç duyuyor. Yetersizlik ve eksiklik duygusu sadece yakın ilişkisinde partnerine karşı hissettiği bir duygu değil, diğer insanlara karşı sosyal hayatta ve iş hayatında da özgüveninin azalmasına neden oluyor. Mutlu olma düzeyi ve genel yaşam doyumunu da azaltabiliyor.

Nasıl teşhis konuluyor ve tedavi ediliyor?
DSM-5 (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders) tanı kriterlerine göre anorgazm; “Orgazm duyumlarının çok düşük yoğunlukta olması, orgazmda gecikme, belirgin orgazm seyrekliği ya da yokluğu” durumlarından birinin en az altı aydır yaşanıyor olmasını ifade ediyor. Anorgazmi yaşayan kadının öncelikle jinekolojik muayeneden geçip, organik veya fizyolojik bir sebep olup olmadığının araştırması gerekiyor. Tedavi süreçlerini, medikal tedavi ve cinsel terapi olarak ikiye ayırmak da mümkün. Medikal tedavide genital bölgeye odaklanılarak, vajinal bölge hassasiyetinin arttırılarak orgazmı kolaylaştırmak amacıyla bazı tıbbi müdahaleler yapılıyor. Cinsel terapide ise cinselliği etkileyen en önemli organın beyin olduğu kabul ediliyor. Tüm müdahale süreçlerinde, cinselliği algılamaya dair zihinsel yapıda kalıcı bir değişim oluşturmaya ve yeni bir cinsel deneyim yaşatmaya odaklanılıyor. Anorgazminin kişiye özgü sebeplerinin etkisinin azaltılması ve orgazm olmaya dönük yeni deneyimin kolaylaştırılması üzerine planlanan terapi sürecinde, sadece orgazm olabilmeye değil kadınların daha doyurucu ve mutlu bir cinsel yaşama ulaşabilmeleri amaçlanıyor.

Anorgazmiye yol açan psikolojik etkenler neler?
• Geçmişe ilişkin faktörler
• Cinselliğe, kişinin bedeniyle bağ kurmasına ve bedenindeki duyumları hissetmesine dair çocukluk döneminde yanlış bilgilendirmelerin olması
• Çocukluk ve ergenlik döneminde cinselliğe karşı olan ilginin suçlamayla kontrol edilmesi, utanç duygusuyla mühürlenmesi
• Çocukluk ya da ergenlik döneminde cinsel taciz ve travma öykülerinin olması
• Kültürel ve dini baskılar sebebiyle cinsel kimliğin gelişmemesi

Bireysel ve ilişkisel faktörler neler?
• İş hayatı ile ilgili stres, yorgunluk, bıkkınlık gibi genel mutsuzluk halinin varlığı
• Eşi ile ilişkisinde yaşadığı travmalar, aldatılma, terk edilme deneyimleri
• Eşinin incitici ve değersizleştirici bir ilişki kurma tarzının olması
• Cinsellikten ve bedeninden haz almanın kötü birşey olduğu, değersizleşeceğine ve kirleneceğine dair inançlarının varlığı ile bilinçdışı suçluluk duygusu
• Eş ile cinselliğin konuşulamaması, beklentilerin ve ilişki sırasında deneyimlenen duyguların paylaşılamaması

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here