Ağda mı, jilet mi?

07082014 secim

Havaların ısınmasıyla birlikte istenmeyen tüylerle olan savaş daha da kızışıyor. Bunun için kimileri ağda, kimileri de jilet kullanmayı tercih ediyor. Halk arasında ise ağdanın kökleri besleyerek, güçlenmesine yol açtığı, jiletin de tüylerin daha kalın ve gür çıkmasına neden olduğu söyleniyor. O halde hangi yöntemi kullanacağız?

Tüm bu soruların cevapları ve her iki yönteme dair merak edilenleri Dermatoloji Uzmanı Dr. Kemal Kara’dan öğrendik.

AĞDA

İstenmeyen tüylerden kurtulmanın en geleneksel yolu ağda. Uygulama sırasında kişinin canını yaksa da ortalama üç hafta-bir ay kadar pürüzsüzlük sağlıyor. Tüyleri almadaki en etkili yöntemler arasında olan ağda, kıl köklerini zayıflatarak düzenli kullanımda tüylerin azalmasını sağlıyor.

Sir ağda çam reçinesinden üretilen yapışkan, ısı ile akışkanlık kazanan doğal bir epilasyon ürünü olarak klasik ağdadan ayrılıyor. Şeker içermediği için daha etkili bir sonuca ulaşmaya yardımcı oluyor. Kıl köklerini zayıflattığı ve çok temiz bir görünüm sağladığı için kadınlar tarafından sıklıkla tercih ediliyor. Uzun vadede de tüylerin zayıflamasını ve tüylenmenin azalmasını sağlıyor. Uygulama sırasında derinin üst tabakasındaki ölü hücreler temizlendiği için, sir ağda aynı zamanda peeling etkisi de gösteriyor. Batık ve kıl dönmesi oluşumunu azaltan bu madde, meme başı, kirpikler ve erkeklerde sakal dışında her bölgeye uygulanabiliyor.

Sir ağda, çam reçinesine alerjisi olan kişilerin cildinde geçici rahatsızlıklara sebep olabiliyor. Alerjik olmayanlarda ise uzman kişilerce yapılan ağdanın sağlık açısından hiçbir sakıncası olmuyor. Ancak ağda yapılacak cildin sağlıklı olması gerekiyor. Güneş yanığı ile ciltte kesik, yara, çatlak ve çeşitli deri hastalıkları varsa ağda yapılması önerilmiyor.

Öte yandan dermatolojik tedavi gören kişilerin veya diyabetiklerin sir ağda kullanımı için doktora danışması önem taşıyor. Şeker bazlı klasik ağdalar ise sir ağda tarafından zayıflatılan kıl köklerini şekerle besleyerek, tekrar güçlendiriyor. Bu nedenle klasik ağda yapılması önerilmiyor.

Sir ağda yanlış kullanım neticesinde özellikle derinin bir hayli ince ve hassas bir yapıda olduğu dudak üstü ve yanak bölgesinde deri kalkması, yanık benzeri cilt lekeleri bırakabiliyor. Sürekli kullanılması halinde de bu yaralar ve yanıklar zamanla daha da derinleşerek, kalıcı hale gelebiliyor.

JİLET

Tüylerin alınmasında jilet kullanmak tamamen alışkanlıkla ilgili. Çünkü bu yöntemin çabuk ve kolay olmasının yanı sıra sıkça tekrarlanması gerekiyor. Ayrıca jilet kullanırken herhangi bir kesik olmadığı sürece bu yöntemde acı duyulmuyor.

Jilet, kıl köklerini beslemese de gözle görünürlüğünü artırıyor. Bu yöntemle alınan tüyler tahmin edilenin aksine daha kalın, sert ya da gür çıkmıyor. Ancak kılın kesilmiş olan ucu, doğal kıl ucundan daha kaba yapılı olacağı için, göze ve ele daha sert geliyor. Gürleştiğinin düşünülmesi ise koyu renkli kılların yanında bulunan küçük, ince ve açık renkli kılların da jilet tarafından kesilmesi ile bunların da sert uçlu bir şekilde uzamasından kaynaklanıyor.

SONUÇ

Sir ağda, jilete göre daha uzun süreli temizlik ve pürüzsüzlük sağlıyor. Bununla beraber herhangi bir kesik olmaması halinde jilet, ağdaya oranla daha acısız bir yöntem olarak öne çıkıyor. Ancak jilet kullanımı esmer tenli, gür ve koyu renk tüylere sahip olanlara tavsiye edilmiyor. Çünkü bu kişilerde tüyler ağdanın aksine daha gür çıkıyor. Sir ağda ise kıl köklerinin zaman içinde zayıflamasını sağlıyor. Ancak bunun için sürekli sir ağda kullanılması, şeker içerikli klasik ağdadan kaçınılması gerekiyor.

Ayşegül UYANIK ÖRNEKAL

Formsanté Dergisi Temmuz 2014 sayısı

 

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here