• ✓ Doğruluğu kontrol edilmiş makale
Dr. Gönül Ateşsaçan

Aristo Diyeti nedir, nasıl yapılır? 1 ayda 2 beden incelin!

aristo-diyeti-ile-1-ayda-2-beden-incelin

Bu bir diyet değil aslında, bilinç ve bilinçaltına hitap eden bir beslenme programı. İçinde enerji-frekans çalışması, meditasyon, toksinlerden arınma, stresten uzaklaşma, atalardan taşıdığımız kayıtları değiştirme var. Sonuçta da gerçekten olmak istediğiniz kiloya ve daha sağlıklı bir yaşama ulaşma vadediliyor. Peki, Aristo Diyeti nedir? Aristo Diyeti nasıl yapılır? Aristo diyeti ile ne kadar sürede kaç kilo verilebilir? İşte Dr. Gönül Ateşsaçan’dan 5 günlük Aristo Diyeti tarifi…

Kilo alıp veriyorsunuz, belki hiç veremiyorsunuz. Verdiğiniz kilolar geri geliyor. Sofradan hep şişkin kalkıyorsunuz. Genel bir yorgunluk ve mutsuzluk havası var üzerinizde… Belki de tüm bunların altında zihinsel kodlar yatıyor. Küçükken bir yakınınızdan duyduğunuz “Sen hiç güzel değilsin” cümlesini günümüze kadar taşıyıp güzel olmamayı seçiyor olabilir misiniz? Dr. Gönül Ateşsaçan, ünlü filozof Aristo’nun sistemli çalışma üzerine kurduğu düşünce biçiminden ilham alarak Aristo Diyeti adında bir yaşam programı oluşturdu. Frekans çalışmalarından olumlamalara, hayvansal ürünleri kesip toksin atmaya kadar alışkanlıklarınızı değiştirecek bir program öneriyor. Hem bilinç hem de bilinçaltına hitap eden bu sistemi Dr. Ateşsaçan anlattı.

ARİSTO DİYETİ NEDİR? *

Aristo Diyeti için ruhu temizleme sanatı diyorsunuz; ruhumuz nasıl kirleniyor?

Aristo Diyeti, ruhu temizleme sanatıdır. Ruhumuz nasıl kirlenir kısmı ise bilinçaltımız anne karnını girdiğimiz anda kayıt almaya başlıyor. Hem atalardan getirdiğimiz, hem bu toplumdan gelen kayıtlarla, hem de yaşam şeklimizle bu anı ve bu yaşamı şekillendiriyoruz. DNA’mızda kaş ve göz rengi gibi atalardan getirdiğimiz tüm kalıpları, kayıtları ve karmaları taşıyoruz. Bunun dışında toplumun bilinçaltı kayıtlarını da alabiliyoruz. Diyelim başka ülkede doğdunuz ancak bu topraklarda yaşıyorsanız, Anadolu’nun bilinçaltını genel olarak kayıtlarınıza alabiliyorsunuz.

Bunun dışında, mesela şu anda yaşadığımız COVID-19 nedeniyle acaba hasta olur muyuz kaygısı da DNA’mıza eklenebiliyor. Eğer yediğimiz, içtiğimiz hatalıysa ve sürekli kaygılı insanlarla birlikteysek, çok kaygılı bir işte çalıştığımızı düşünüyorsak, yaşam şeklimiz ve bedenimiz kirlenmeye başlıyor. Önce ruhumuz kirlenir, zihin bize olumsuzluk aktarır, ardından bu bir duyguya dönüşür. O da hormonlarımızı değiştirir. Sürekli yaşanan kaygılı zihin durumu aşırı bir korku ve kalp çarpıntısına neden olup hormonları yavaşlatabiliyor. Bu sayede hem yediğimiz içtiğimizle bedenimiz kirleniyor, ruhsal yapımız yani zihnimizle birlikte kaygılı düşünceyle birlikte kirlenmeye başlıyor. Biz bilinçle bu yaşamı yaşıyoruz ama asıl yüzde 90 bilinçaltına attığımız o kaygılarla kirleniyor ve şekilleniyoruz. Sürekli kilo veremeyen kişiler geliyor ve bana ne yaparsa yapsın kilo veremediğini söylüyor. Ona diyete başlasa da başlamasa da bu cümleyi artık kullanmamasını öğütlüyorum çünkü hücreleriniz ne derseniz onu dinler ve yapar. “Kolaylıkla ve neşeyle kilolarım veriyorum ve bedenim bunu koruyor” demelerini öneriyorum. Demek ki ruhumuz bizim hem daha önceki DNA kayıtlarımızla, hem yaşam şeklimizle, hem de çevreden aldıklarımızla kirlenebiliyor. Kirlenmekten kastım, frekansımızın düşmesi.

Kendi ruhumuzun beslenme konusunda kirlenip kirlenmediğini nasıl anlarız?

Zihinsel ve ruhsal olarak kirlendiğimiz zaman zihin bize sürekli olumsuz şeyler söyler:

• Bak şu başına gelecek,
• Kilo veremeyeceksin,
• O işte başarısız olacaksın,
• Para kazanamaycaksın,
• Kandırılırsın…

Bunların hepsi zihnin işidir ve olumsuzdur. Eğer her inanç ve güvenle başladığımız işte, enerjimizi tam kullanırken kulağımıza birisinin bu cümleleri söylediğini duyuyorsak; o zaman ruhumuz kirlenmiştir yani duygu ve zihin alanımız kirli demektir. Sürekli kulağımıza fısıldayan da eski bilinçaltı kayıtlarıdır; yapamazsın, olamaz, kandırılırsın, hakkında konuşuyorlar gibi…

ZİHİNSEL DÖNÜŞÜM HANGİ TEKNİKLERLE SAĞLANIR?

Bilinçaltında zihinsel dönüşümü hangi tekniklerle sağlıyorsunuz?

Hasta ilk geldiğinde mutlaka hangi duygu ve zihin durumunda, fiziksel olarak bedeni nelere tepki veriyor, yukarı atalardan hangi hastalıkların gölgelerini getiriyor bunlara bakıyoruz. Sonra manyetik biorezonans yöntemiyle frekanslarını dengelemek için destek veriyoruz. Ardından mutlaka enerji bar çalışması yapıyoruz. Kişinin kendi kıymetini anlamasını sağlıyoruz. Amacımız kendi farkındalığının gelmesi ve bedenini yönetmeye öğrenmesi. Yaptığımız her konuşma, her davranış, her yiyecek ve her duygudurumu, bizim bedenimizi kodluyor ve frekansımızı düşürebiliyor. Frekansınız düşünce de o kaygıyla sanki tatlı veya tuzlu çok yersek o duygunun geçeceğini sanıyoruz. Fakat yorgun, sinirli ve stresli iken frekans düşmüştü, bir de üzerine kötü gıda yerseniz yani frekansı düşük çok fazla karbonhidrat, şeker veya yoğurt, peynir, et, balık, tavuk yediğiniz zaman frekans bir tık daha düşüyor ve artık toparlanamaz oluyor. Kaygı gittikçe artmaya başlıyor. Hayvansal gıdalar bizi daha gergin ve sinirli yapıyor.

EN SIK KARŞILAŞAN ZİHİNSEL KODLAR NELERDİR?

Danışanlarınızda en sık karşılaştığınız zihinsel kodlar nedir?

Toplumda özellikle kadınlardaki bilinçaltı kodlamaları şu şekilde karşımıza çıkıyor:

• Annene benzersin, annen gibi kilo alırsın,
• Annen gibi kalçaların geniş olmasın,
• Çocukluğumdan beri kiloluyum, hiç kilo veremiyorum, annem bile söylüyor,
• Kandırılırsın, birileri mutlaka sana yalan söyleyecek,
• Eşin veya sevgilin seni mutlaka aldatır,
• Çok çalışarak çok para kazanabiliriz ya da kadınların çalışması çok zor,
• Annemden şefkat görmedim, çok sevilmeye layık değilim,
• Eğer ailede şefkat görmediysek, çocuklarımıza veya yakınlarımıza o şefkati versek bile biz hala şefkate layık olmadığımızı düşünebiliyoruz.

O da bizi yoruyor, yıpratıyor. En fazla toplumda gördüğümüz kodlar “Ben kilo veremem, versem de geri alıyorum. Anneme ya da halama benziyorum” oluyor. Bu kişi kendisini de çok güzel bulmuyor çünkü ailesi ona hiçbir zaman güzelsin dememiş.

Frekansın düşük olmasının kiloyla ilişkisi nasıl?

Moralimiz bozukken, frekansımız düşük anlamına geliyor. Seratonin ve dopamin düşer; o enerjiyi almak için enerji alacağımız bir gıdaya yöneliriz. Aslında enerjisi yüksek olan gıdalar ceviz, hurma, çiğ badem veya taze meyvedir. Oysa biz gidip şekerli tatlı veya hayvansal gıda tüketiyoruz. Frekansımız yükselecek sanıyoruz, tam tersi iyice düşüyor. Frekansımız düşükken enerji alacağımızı sandığımız gıdalar bizi daha da düşürüyor. Çekirdekli gıdalar, pişmemiş gıdalar, taze meyve ve sebzeler, bakliyatların frekansı çok yüksektir. Çok pişmiş bir yemek, hamur işi, peynir, yoğurt ve et grubunda frekans çok düşüktür. Aslında onlardan protein almamız çok zor. Bunları yiyip daha da gergin ve stresli hale geliyorsunuz. Ve bir kısır döngü oluşuyor. Bu döngü bağırsaklarda ters döngüye devam ediyor, yedikçe yemeye devam ediyorsunuz. Frekans almak için daha da yiyorsunuz, yine olmuyor. Bu sefer çok stresli hissedip metabolizma da yavaş çalıştığı için kilo alıyorsunuz.

Peki tam o aşamada ne yapmalı?

Kişinin yaşamını kolaylaştıracak teknikleri öğretiyoruz. Hem gün içinde başına gelen olaylarda, hem de ona sunulan yemeklerde seçici olmaslı. Ters bir olay yaşadığı zaman bu duyguyu olumlamayla nasıl değiştirebileceğini öğrenmeli. Böylelikle aynı anda hem bedeni temizleniyor hem de zihinsel alışkanlıkları değişiyor. Çünkü biz sağlıklı düşünürsek, sağlıklı yemek yersek ve sağlıklı bir ruh halindeysek sağlıklı sayılabiliyoruz. Aynı kas yapmak için spor salonuna gitmek gibi… Salona gider gitmez ilk günden kas yapamayız, ciddi bir emek vermek gerekiyor. Zihin de aynen böyle; olumlamalarla yaşamımızı istediğimiz şekle getirebiliyoruz.

Kilo verme bir enerji dönüşümü diyorsunuz kitabınızda, kendimizi değiştirirken çevremiz de bundan etkileniyor mu?

Kilo verme bir enerji dönüşümüdür. Kilo aldığımız zaman bedenimiz yağlanır. Bedenin çevresindeki yağ, enerjinin dışarı çıkmasını engeller. Çok güzel bir televizyon alıp, salona koyduğunuzu ancak ekranını tümüyle siyaha boyadığınızı düşünün. Hiçbir anlamı kalmaz. Titreşim dışarıya çıkamayınca hiçbir şeyi istediğimiz gibi yapamayız. Bedenimiz stres altında iken karşı tarafla yani çevremizle iletişimimiz bozulur. Bir şeyi beş kere anlatırız ama hep yanlış anlaşılırız. Hep yorgun uyanırız; uykusuz hissederiz. “Ben bu kadar çalışıyorum ama kimse beni anlamıyor… Neden bu kadar çalışıyorum, emek veriyorum, kimse ne kadar çalıştığımın farkında değil.” “Ben ne anlatırsam anlatayım eşim hep bana bağırıyor” ya da “Patron bana baskı uyguluyor, benim anlattığım hiçbir şeyi duymuyor” diyorsanız, bilin ki aslında sizin bedeniniz başka bir şey söylüyor, cümleleriniz başka bir şey! Bunu ancak olumlamalar yaparak düzeltebiliriz. İçerideki neyse, dışarıdaki odur. Siz değişmeye başladığınız anda frekansınız değişeceği için eşinizin, arkadaşınızın, iş arkadaşınızın veya yöneticinizin davranışları da değişir. Çocuğunuzun davranışı bile değişir… Eğer duygu bedenimizi çalıştırmazsak, istediklerimizi ve duygularımızı yönetmezsek, zihin hep olumsuzda kalır ve olumsuzlar bizim yaşamımızı şekillendirir. Bedenimizi ve zihnimizi hafifletmek için ev ödevleri şart! Olumsuz düşünmeyi gün içinde kesebilmenin yolu bu…

ARİSTO DİYETİ İLE NE KADAR SÜREDE KAÇ KİLO VERİLİYOR?

Ne kadar sürede, ne kadar kilo verilmesi amaçlanıyor?

Kişinin bir ayda kilosunun yüzde 10’unu vermesini bekliyoruz. Her ay bu diyete devam edilebilir. Aristo yaşam programını yaparken duygudurumu değişirse, kilo verme durabilir veya yavaşlayabilir. Bunun için bilinçaltı çalışmalarına devam etmesi gerekiyor. Yağ çok önemli; yağı mutlaka vermesi gerekiyor.

Kadınları en zorlayan bölgelerden karın ve basen bu diyetle incelebilir mi?

Aristo yaşam programında genelde bölgesel incelme de meydana geliyor. Çünkü hayvansal gıdalar karın, göbek, sırt ve basende daha fazla yağ toplamasına neden oluyor. Bu beslenme tarzında basen ve karın bölgesinde küçülme meydana geliyor. Selülitlerde iyileşme bekleniyor.

Egzersizi ne şekilde öneriyorsunuz?

Kişinin her gün mutlaka bir saate yaklaşan yürüyüş yapılmasını istiyoruz. Yanında pilates gibi destekleyici egzersizler de yapılabilir. Ancak hareket ettikçe vücuttan yağlar atılabiliyor. Su içmek şart. Bir de bu programın en önemli kurallarından biri insülin dengelenmesi için sabah, öğle ve akşam doğru saatlerde yemek yenilmesi ve Dr. Gönül Ateşsaçan erken yatılması gerekiyor.

Aristo Diyeti

ARISTO DİYETİ’NİN AŞAMALARI NEDİR? *

Aristo Diyeti’nde önce kişinin bilinçaltına bakılıyor. Herhangi bir hastalığa yatkınlığı var mı, atalardan miras taşıdığı hastalık gölgeleri dediğimiz kodlamalar var mı anlamaya çalışıyoruz. O andaki duygudurumuna, bedeninde belirgin bir hastalık olup olmadığına, bedeni ağrıya nasıl tepki veriyor, herhangi mineral veya vitamin eksikliği olup olmadığına da bakılıyor. Ayrıca zihin hangi duyguyu oluşturuyor ve bedeni bozuyor, akabinde de kilo alımı gerçekleşiyor bunu bulmaya çalışıyoruz. Çalışmada sebep yerine, sonuca bakıyoruz. Yani kişinin aklına duygudurumunu bozan düşünceler geldiğinde onu temizlemeyi öğreniyor. Bedenin temizlenme aşamasında çöp gıda dediğimiz glüten ve hayvansal besinler 10 gün tüketilmiyor. Bu diyette miktar ve porsiyon ölçümü kesinlikle olmuyor, yine de vücut kendini hafiflemiş hissediyor. İkinci haftadan itibaren haftada bir ya da iki kez glüten ya da hayvansal gıda alınabiliyor. Bu arada bağırsaklar sağlıklı çalışmaya başlıyor ve böylece yenilen her şey daha iyi emiliyor. Acıkmaya neden olan hiçbir gıda salgılanmamaya başlıyor. Bu sayede kişi daha yavaş yemeye başlıyor, yerken daha tok hissediyor ve az porsiyonla doyabiliyor. üç, dört ve beşinci haftalarda aynen bu şekilde devam ediliyor. Bu arada olumlamalar yapılırken, beslenmedeki değişiklikler genel yaşam stresini azaltıyor. Çok acıkıldığı zaman ara öğün yapılabiliyor. Mutlaka bitki çayları içiliyor. Sıvı tüketimi genel olarak vücudunun dengelenmesini ve yaşam akışının devamını sağlıyor. Çakra çalışmasıyla enerji dengelenmesi ve akışı sağlanıyor. İlk haftadan itibaren kilo kaybı olması ve yaklaşık iki beden küçülme hedeflendiği için kişinin morali de yüksek oluyor. İkinci ayda da yine kilo vermek amaçlanıyor. Bu beslenme tarzı ile kişinin kendini daha zinde, daha hafif, daha az kaygılı ve daha sağlıklı hissetmesi amaçlanıyor. Yemeklerden artık yorgun ve halsiz kalkılmıyor. Bu sayede sağlıklı kilo vermeye devam ediliyor.

VEGAN PEYNİRİ TARİFİ *

MALZEMELER

• 1 su bardağı çiğ kaju fıstığı
• 1 su bardağı Hindistan cevizi sütü
• 2 yemek kaşığı limon suyu
• 1 yemek kaşığı Hindistan cevizi yağı
• 1 tatlı kaşığı sirke
• Tuz, karabiber, pul biber

HAZIRLANIŞI

Tüm malzemeleri blender’da karıştırın. Ardından buzdolabında 1 saat bekletin.

MERCİMEK EKMEĞİ TARİFİ

MALZEMELER

• 300 g yeşil mercimek
• 2 yemek kaşığı geceden suda bekletilmiş chia tohumu
• 2 yemek kaşığı geceden suda bekletilmiş keten tohumu
• 1 havuç rendesi
• Az maydanoz
• 1 tatlı kaşığı köri (isteğe göre)
• 7-8 adet zeytin
• 5 adet ceviz
• 1 çay kaşığı kabartma tozu veya karbonat

HAZIRLANIŞI
Tüm malzemeleri blender’da karıştırın. Fırında 150 derecede 40 dakika pişirin. üzerine haşhaş tohumu ve susam ekleyebilirsiniz.

5 GÜNLÜK ARİSTO DİYETİ ÖRNEĞİ *

Hazırlayan: Deran Çetinsaraç

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here