Aşık olunca kendimi tutamıyorum

Selen Seyven
Selen Seyven

Selen Seyven“Genco” dizisiyle akıllara kazınan, son olarak da “Doktorlar” dizisiyle karşımıza çıkan; çekik gözleri ve etrafına yaydığı pozitif enerjisiyle dikkat çeken Selen Seyven ile sağlıklı yaşam üzerine, organik bir kafede sıcacık bir sohbet gerçekleştirdik.

Sağlıklı yaşamak için neler yapıyorsunuz?
Aslında fırsatım oldukça kendime bakmaya çalışıyorum. Sağlıklı yaşayacağım diye programlı bir yaşam stilim yok ama spor yapıyorum, yediklerime çok dikkat ediyorum. Sebze ve beyaz et yemeye, beyaz ekmeği sofradan uzak tutmaya çalışıyorum.
Nasıl bir beslenme düzeniniz var?
Sabahları kendime kahvaltı hazırlamayı çok seviyorum. Hamur işi tüketmemeye özen gösteriyorum. Her sabah kahvaltısında mutlaka yumurta yiyorum, süt içiyorum. Peynirimi, zeytinimi, kızarmış ekmeğimi mutlaka yiyorum. Yağla çok fazla aram yok. Özellikle maydanoz, roka gibi yeşillikleri kahvaltıda tüketmeyi seviyorum. Öğlen yemeğini ise daha ufak atıştırmalıklarla geçiriyorum. Öğlenleri genelde kuru elma, kayısı yiyorum. Akşam yemeğinde balık ya da et tüketiyorum. Suşi yemeyi çok seviyorum.
Düzenli spor yapıyor musunuz?
Düzenli spor yapmıyorum ama çok fazla yürüyüş yapıyorum. Gün içinde taksi ya da araba kullanmıyorum, bunların yerine spor olsun diye yürüyorum.
Yemek yapmayı seviyor musunuz?
Çok güzel yemek yapıyorum. En son etli, biber dolması yaptım. Karnabahar, sulu köfte, ıspanak ve pırasa çok yaparım. Başkalarına da yemek yapmayı seviyorum.
Uykuyla aranız nasıl?
Uykuyu çok seviyorum, beni bıraksanız üç ay uyurum. Bu nedenle kendimi dizginliyorum.
Yeni bir proje var mı?
Şu an yeni bir proje yok. En son “Doktorlar” dizisinde çalıştım. Sezon ortası olduğu için yaza kadar dinleneceğim. Yaz aylarında çalışmaya başlayacağım.
nisan-2011-selen-seyven-3Oyunculuğa nasıl başladınız?
Oyunculuğu çocuk yaşlardan beri istediğim için okuldan sonra konservatuara gittim. O zaman çok idealistim, “tiyatro yapacağım” diyordum fakat teklif gelince televizyona geçtim. İlk olarak “Cancan” diye bir sinema filminde oynadım. Sonrasında “Genco” ve “Doktorlar” dizisi geldi.
Çok genç yaşta tanınan bir oyuncu olmanın avantajları ve dezavantajları neler?
Dezavantajı şu; şapşal olabiliyorsunuz çünkü bir anda ünlü oluyorsunuz. Eşiği aşarsanız bir şey olmuyor ama eşiği aşamadan ortada takılıp kalırsanız kendinizi bir halt zannedersiniz. Bu nedenle genç yaşta ünlü olmak çok zor. 17 yaşında ilk filmimde oynadım. Ben de kendimi kaybediyordum. Dengeyi kurmak için çok uğraştım. Bazı örnekler var ve onlardan biri olmamak için çabaladım. Genç yaşta bu işe başlamanın avantajı ise, daha çabuk olgunlaşıyorsunuz ve özgüveninizi bulmaya çalışmıyorsunuz. Çünkü size o özgüveni zaten veriyorlar. Asosyalliğimizi aşmamamızın kademelerinden biri de özgüven. İyi para kazanmak da bir avantaj. Dışarıdan zor gibi görünse de çok keyifli bir meslek.
Aynaya baktığınızda beğenmediğiniz, güzel bulmadığınız yerleriniz var mı?
Ruh halime göre değişiyor. Beğenmediğim o kadar çok yerim var ki… Ellerimden, ayaklarımdan nefret ederim, burnumu beğenmem, gözlerimi sevmem. Bazen de aynada kendimi öyle görürüm ki, “Vay be” derim. Bazen ellerim dünyanın en çirkin eli, bazen de dünyanın en sevimli eli oluyor.
Cilt bakımı için nelere dikkat ediyorsunuz?
Asla yüzümde makyajın fazla kalmasına izin vermiyorum ve sürekli cildimi temizliyorum. Yüzümü sodayla çok sık yıkıyorum. Gözlerime çay banyosu, salatalık kürleri yapıyorum. Van Gölü’nden gelen organik bir çamur maskesi var, onu düzenli olarak yüzüme uyguluyorum. Gözlerime çok dikkat ediyorum çünkü gözlerim biraz problemli. Çok çabuk yoruluyor ve altları çabucak çöküyor. Bir de morluklarım var. Bu nedenle çay banyosunu da sıkça uyguluyorum. Vücudumu da sık sık nemlendiririm çünkü kuruluğa tahammülüm yok.
Saçlarınız için neler yapıyorsunuz?
Saçlarıma çok hor davrandım ve bir dönem hiç önemsemedim. Aslında en çok önemsememiz gereken de saçlarımız; çünkü saçlar, yüzden daha fazla işlem gördüğü için dökülüp, kırılıyorlar. Ama yeni, bitkisel bir ürün buldum ve onu kullanmaya başladım. Kuaförlerde bulunan ve ayda bir kere kullanılan bir ürün. Artık onu kullanıyorum ve saçlarıma çok daha iyi bakıyorum.

Gözlerime çok dikkat ediyorum çünkü gözlerim biraz problemli. Çok çabuk yoruluyor ve altları çabuk çöküyor. Bir de morluklarım var. Bu nedenle çay banyo sıkça uyguluyorum.

nisan-2011-selen-seyven-1Modayı takip ediyor musunuz?
Modayı takip etmiyorum. Her yerden alışveriş yapıyorum. Benim alışveriş günüm de yok. Herhangi bir yerden, herhangi bir şeyi görüp, alabiliyorum. Markası için bir şeyleri almayı sevmiyorum. Pazardan da alışveriş yapıyorum, işporta ürünlerinden de… Rahat giyinmeyi seviyorum. Üzerime bol şeyler giymeyi, tayt giymeyi ve de postal giymeyi seviyorum. Topuklu ayakkabıdan nefret ediyorum. Bir kadına yapılan en büyük eşek şakası bana göre topuklu ayakkabılardır.
Aşk sizin için ne anlama geliyor?
Hayati motivasyonumu aşk sağlıyor. Pozitif enerjiyi aşk sağlıyor. Aşık olduğumda çok eğleniyorum. Kendimi içimde tutamıyorum. Sanki içimden 28 tane Selen daha fışkıracak gibi geliyor. Motive edici bir duygu.
Nasıl bir aşıksınız?
Ben tutup bırakmayan aşıklardanım. Kıskancım ama tehlikeli değilim. İnadına yapılan şeyleri kıskanıyorum. Kendi kıskançlığımı kendi içimde yaşıyorum.
Evlilik size ne kadar yakın?
Bana çok uzak çünkü daha 24 yaşındayım. 30 yaşına geldiğimde belki düşünebilirim çünkü evlilik çok ciddi bir şey. Özellikle de benim karakterimde biri için çok korkutucu bir olay. Beni lastikle bir yere bağlayın, ben duvara çarpıp çarpıp geri gelirim, yerimde oturamam. Evlilik ise benim için sürekli duvara çarpıp, geri dönmek gibi anlamına geliyor.

Nilgün Yıldız

Formsante Dergisi Nisan 2011 Sayısı

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here