Aşkta devre arası olur mu?

Çok sevdiğiniz, onsuz yapamayacağınızı düşündüğünüz partnerinizin size günün birinde “Biraz ara verelim!” talebiyle geldiğini düşünün… 1-0 yenik duruma düştüğünüz bu maçı sürdürmek için mücadele etmek mi istersiniz, yoksa sahadan çekilerek mağlubiyeti kabul mu edersiniz?

Yazı: Ayşegül Uyanık Örnekal

Hiçbir ilişki ya da evlilik günün birinde biter düşüncesiyle başlamıyor. Ancak bazen partnerler arasında yaşanan birtakım sorunlar ilişkinin temelinden sarsılmasına yol açabiliyor. Bu tür durumlarda fevri karar vermeyip, birlikteliğe şans tanımak isteyen taraf bir süre ara vermek isteyebiliyor. Sonuç bazen iyi bazen kötü olsa da çevremizde birçok çiftin bu kararı aldığına şahit olabiliyoruz. Peki aşkta ara olur mu? Sonrasında neler yaşanır? Bu durum ilişkiyi nasıl etkiler? Merak ettiğimiz tüm soruların yanıtlarını Psikolog Gülcem Yıldırım’dan aldık.

İlişkileri yıpratan temel sorunlar sizce nedir?
Gözlemlerime göre, çiftler yapışık ikiz gibi sürekli beraber aktivite yapıyor. Onlara önerim, kendi başlarına vakit geçirmekten keyif alacakları etkinlikler bulmaları. Örneğin; çiftlerden biri yürüyüşe çıkıyorsa, diğeri evde kalıp kitap okuyabilir. İnsan beyninde bağlanmayı sağlayan bir hormon var: Oksitosin. Karşımızdakine birkaç dakika sarıldığımızda salgılanmaya başlıyor. Azaldığında ise beyin bu hormona ihtiyaç duyuyor. Sürekli beraber gezen çiftlerde bu hormon hiç eksilmiyor. Dolayısıyla diğeriyle yaşanan keyifli duyguya erişilmiyor. Bununla birlikte ara sıra birbirinden uzaklaşan, ayrı zaman geçiren çiftlerin birbirlerine daha bağlı olduğunu, beraberken daha keyifli vakit geçirdiğini gözlemlediğimi de söylemek isterim.

Zaman zaman çiftlerden biri ilişkiye ara vermeyi teklif edebiliyor. Peki ilişkiyi dondurup, sonrasında kaldığı yerden devam etmek mümkün mü?
Evet, mümkün. Sevgili, partner ya da evlilik ilişkilerinde en büyük sınavlardan biri farklılıkların ve anlaşmazlıkların nasıl ele alınacağı oluyor. Çiftler bazı konularda anlaşamadıklarında tartışmaları çoğu zaman münakaşaya, ardından da kavgaya dönüşüyor. Birbirini seven iki insan, ilişkinin ilerleyen zamanlarında sevgi dolu bir şekilde konuşmayı bırakıp birbirlerini incitmeye başlayabiliyor. Taraflardan biri diğerini incitebiliyor, suçlayabiliyor, yakınabiliyor, çok talepkar davranabiliyor ya da kuşkulanabiliyor. İlişkinin bu şekilde devam etmesi her iki tarafın yaralanmasına yol açarak, tamiri mümkün olmayan bir sona götürebiliyor. Eğer bu şekilde bir ilişki döngüsüne girildiyse, bir süreliğine de olsa birlikteliğe ara vermek her iki taraf için de uygun oluyor.

Bu talebin temelinde ne olabilir?
Temeldeki duygu, gerek kadınlar gerekse erkekler açısından farklılık gösterebiliyor. Kadının ihtiyacı ilişki oluyor. Dolayısıyla onlar yaşadıkları sorunu, ilişkinin içindeyken çözmeye çalışıyor. Karşılıklı bir anlaşmazlık olduğunda kadın konuşup sorunu halletmek istiyor. Erkek ise uzaklaşmak ve yaşadığı sorunu kendi kendine çözmeye çalışıyor. Dolayısıyla bu teklifle gelen bir kadınsa, onun duygusu ilişkiye dair umutsuzluk oluyor. Birlikteliğinde duygusal ihtiyaçlarının giderilmediğini düşünerek, ilişki bu şekilde devam ederse bitebileceğine dair sinyaller veriyor. Böyle bir teklifle gelen taraf erkekse, onun duygusu daha çok boğulma, işgal ve kendine alan açma isteği oluyor. Kadın ve erkek beyni bu noktada farklı çalışıyor. Kadınların hep ilişki içinde olma isteğine karşı, erkekler yalnız zaman geçirmeye, bağımsız olmaya ihtiyaç duyuyor. Bu da ilişki içinde çatışma yaratıyor.

Diğer taraf nasıl hisseder kendini böyle bir durumda?
İlişkiye ara vermek isteyen erkekse, kadının ilk düşündüğü üçüncü bir kişinin varlığı oluyor. Böyle bir durumda kadın terk edilmeye karşı yoğun bir korku ya da kaygı hissedebiliyor. Buradaki önemli olan ayrıntı şu: Her iki tarafın da bu kararı verirken ortak bir zaman belirlemesi… Bu süre bir hafta ya da bir ay olabilir. Çünkü belirsizlik duygusu kadını çok rahatsız eder, “Ya bir daha hiç görüşemezsek” diye düşünebilir. Terk edilme kaygısıyla ya da yalnız kalma korkusuyla başka bir partner arayışına girebilir. Ortaklaşa bir zaman diliminin belirlenmiş olması ise her iki tarafın da ilişkiye dışarıdan bakabilmesini sağlar. İlişkideki yanlışlarını, eksiklerini ve hatalarını görmesine yardımcı olur. İlişkiye ara vermek isteyen taraf kadınsa, erkeğin duygusu öncelikle şaşkınlık olur! Kadının netliğini anladığında ise öfke ve yetersizlik duyguları hisseder. Erkeğin ilişkinin içinde en fazla talep ettiği duygu takdir edilme, beğenilme olur. Partnerinin cinsel performansını, zekasını, başarısını takdir etmesine ihtiyaç duyar. Kadınlar ilişkinin başlarında erkeğin bu ihtiyaçlarını karşılama eğilimindeyken, sonrasında kadının takdiri ve beğenisi azalmaya başlar. Bu aşamada kadından böyle bir talep geldiğinde erkek başarısız ve yetersiz olduğunu hisseder. Dışarıdan gösterdiği duygu ise çoğunlukla öfke ya da umursamazlık olur.

Sıkça tartışma yaşanıyorsa, bağlılık, aşk ya da sevgiye ilişkin bir tereddüt varsa, ilişkiden yeterli doyum alınamıyorsa veya bunlara benzer sorunların olması halinde ilişkiye ara verip, biraz olsa da durumu değerlendirmek iyi bir seçenek olabilir mi?
Tabii ki! Böyle bir sürece girildiyse, her iki tarafın da uzaklaşıp ilişkiden beklentilerini gözden geçirmesinde fayda var. “Partnerimden beklentim ne?, Beklentimin ne kadarını karşılayabiliyor?” gibi soruların cevabını kişinin kendi kendine vermesi uygun olur.

Ara verdikten sonra tekrar devam edebilme ihtimali nedir?
Bu talebin ve sürecin altında yatan temel duygu, yeniden devam edebilme isteği oluyor. Partnerlerden biri, bu taleple geliyorsa ilişkiyi sonlandırmaktan ziyade “İlişkiyi nasıl devam ettirebilirim?” kaygısıyla karşı tarafa ara verme önerisinde bulunuyor. İlişki iki taraflı yaşanıyor. Deneyimlerime göre, partnerlerin birbirlerini seçmesinde her iki tarafın ruhsal sıkıntılarının yakın olması önem taşıyor. Dolayısıyla taraflardan birinin yüzde 70, diğerinin de yüzde 30 sorunlu olduğu bir ilişkiye henüz rastlamadım. İnsanlar, ruhsal olarak kendisine benzeyen kişileri seviyor, onlara aşık oluyor. Dolayısıyla böyle bir durumda partnerlerden biri bu taleple geliyorsa, o kişinin ilişkideki sorunları daha net görmeye başladığını söylemek mümkün.

Bunu sadece birlikteliklerle sınırlamayıp, evlilik içinde de ele almak gerekirse… Evlilik kurumu nasıl etkilenir?
Evlilik gündeme geldiğinde, konunun toplumsal ve sosyolojik pek çok farklı yönü de devreye giriyor. Bu birlikteliklerde de ortak bir süre belirleyip, o dönemde görüşmemek her iki tarafın da ilişkiye daha objektif bakmasını sağlayabiliyor. Mümkünse bu süreci çevresindekilerle paylaşmaması ise daha doğru oluyor. Çok yakın gördüğü birkaç dostuna anlatabilse de aileler bu konunun içine girdiğinde her iki tarafın duyguları objektiflikten uzaklaşabiliyor. Süreç, kim haklı tartışmasına dönüyor.

Varsa, çiftin çocuklarına bu durum nasıl açıklanmalı?
Çocuklara, bu durumun gerçekçi bir şekilde açıklanması gerekiyor. “Biz annenle/babanla bazı konularda anlaşamıyoruz. Bir ay kadar ben farklı bir evde yaşayacağım. Benimle istediğin zaman görüşebilirsin. İhtiyaç duyduğunda beni arayabilirsin” şeklinde bir açıklama yeterli olabiliyor. Burada önemli olan çocuğa bunu açıklarken hissedilen duygular… Öfkeli, korkmuş, çaresizlik içinde konuşmak çocuğun bu süreçten çok etkilenmesine yol açabiliyor. Ama eşler önce bu konuyu kendi içlerinde netleştirip, duygusunu hazmettikten sonra bu meseleyi çocuğa açma yoluna giderse durum daha rahat atlatılabiliyor.

Destek almaktan çekinmeyin
İlişkilerde sorun olduğunda yardım almak büyük önem taşıyor. Çünkü konusunda uzman kişiler, iki tarafın da birbirine olan saygısını koruduğu fakat anlaşmazlıklarla baş edemeyeceklerine karar verdiği noktada devreye girerek çözüm bulmaya yardımcı oluyor. Çiftler genellikle birbirlerine olan tüm kredilerini kullandıktan sonra son çare olarak bir uzmana başvuruyor. Burada da taraflardan birinin çoğunlukla ilişkiyi kafasında bitirdiğine dikkat çeken Psikolog Gülcem Yıldırım, “Bu durumda bize destek amacıyla değil de ‘Anlaşamıyoruz, siz de bunu onayladıysanız o zaman ayrılalım’ noktasında başvuruyorlar” diyor.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here