• ✓ Doğruluğu kontrol edilmiş makale
Uzman Klinik Psikolog Deniz Keskin

Aynı çatı altında nasılsınız? Çiftler arası huzuru arttırmanın yolları

aman-huzurumuz-kacmasi

Evden çalışma, hafta sonu kısıtlamaları, sokağa çıkma yasakları derken günlük yaşantımız tamamen değişti. Çift olarak bu duruma huzurlu bir şekilde ayak uydurabilmeniz için önerilerimiz var.

Yazı: Irmak Yaşar

Aileler, çiftler ya da aynı evde yaşayan sevgililer birbirlerini ilk defa bu kadar sık ve yakından görüyor, bedensel ve ruhsal olarak her haline bu denli tanıklık ediyor. Araştırmalar; dünyanın her yerinde, kültürel ve sosyoekonomik açıdan bağımsız şekilde boşanma oranlarının arttığını, ilişki problemlerinin şiddetlendiğini, ebeveyn-çocuk ilişkilerindeki sorunların yoğunlaştığını gösteriyor. Pandemi öncesi zamanlarda beraberlikleri yolunda ilerleyen çiftlerin, karantina süreci içinde çeşitli çatışmalar yaşamaya başladığı, ilişkisel şikayetlerle psikoterapiye başvurduğu gözlemleniyor. Bu hızlı ve hazırlıksız değişimin, her çift için zorlayıcı etkiler göstermesi kadar doğal bir şey olamaz. Bu karmaşık zamanlardan geçerken, bağları güvenli, içeriyi korunaklı tutabilmeye ihtiyacımız var. Aynı çatı altında huzuru arttırmanın, birlikte sağlıklı bir iletişim sürdürebilmenin yollarını Acıbadem International Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Deniz Keskin anlattı.

ÇİFTLER ARASI HUZURU ARTTIRMANIN YOLLARI *

KİŞİSEL ALANLAR TANIYIN

Çift olmak her şeyi birlikte yapmak ve her deneyimi aynı hislerle yaşamak anlamına gelmiyor. Yakınlık, bazen aynılık yanılsamasını beraberinde getirir. Fakat birlikteliği sağlıklı yapan en önemli şeylerden biri iki kişinin arasındaki alana ve farklılıklara yer açabilmesidir. Pandemi döneminin başlamasıyla birlikte çok farklı duygular, bedensel ve ruhsal tepkiler vermeye başladık. Hem siz hem partneriniz kötü hissedebilirsiniz. Bunu ifade etmeye ve duymaya izin verin. Korku, panik, takıntılı davranışlar, yadsıma, öfke, donuklaşma, huzursuzluk, uykusuzluk, iştah artışı ya da kaybı gibi pek çok duygu ve tepkiyi deneyimliyoruz. Dahası, siz aynı haber ya da durum karşısında soğukkanlı bir tutum içinde kalırken, partneriniz yoğun bir panik ya da kontrol ihtiyacı yaşayabilir. Kendi duygunuzu söylerken, partnerinizin iç dünyasına da alan açar şekilde yaklaşmaya çalışın, ona ne hissettiğini sorun. Salgın başlayalı uzun zaman olmuş olsa da pandemi gibi tekinsiz ve beklenmedik bir olguyla baş başa kalmak herkes için halen yeni.

TAKDİR EDİN

Yakınlık, dikenli tellerle mümkün değildir. Pandemi döneminde, artan stres ve sıkışmışlık hisleri iç dünyamızda pek çok farklı duyguyu tetikleyebilir ve karşımızdakine yönelen suçlayıcı tutumlar artabilir. Öte yandan benzer kırılganlıkları ve karışık duyguları partnerimizin de yaşayabileceğini unutmamak önemli. Yargılamadan önce her zamankinden biraz daha fazla düşünüp takdir edilesi küçüklü büyüklü her şeyi vurgulamak, ilişkide güvende ve değerli hissetmemize yardımcı olacaktır. Bunu bir oyuna dönüştürüp, her gün sonunda partnerinizde o gün size iyi gelen, hoşunuza giden üç şeyi zihninizde canlandırabilir, yatmadan önce bunları onunla paylaşabilir, oyununuza onu da ortak edebilirsiniz.

GÜNLERİNİZİ PLANLAYIN AMA SIKIŞTIRMAYIN

Pandemi öncesi dönemde planlar ve çerçeveler bize dışarıdan verilen somut şeylerdi. Başka bir yerde olmak, trafiğe göre kendini planlamak, dışarı ve içerinin ayrı kıyafetleri olması gibi örneklerle en genel çerçeveleri konuşabiliriz. Evde olmak ise bu çerçeveyi bulanıklaştırdı. Mesai saatleri bir sınır sunsa da hem iş günleri hem de serbest zamanlarda günü planlamakta herkes zorluk yaşayabiliyor. Özellikle çocuğu olanlar için uzaktan eğitimle beraber, evdeki okul ve teneffüs zamanları karıştı. Evde eğitim, aslında tüm aileler için hazırlıksız yakalanılan bir durum oldu. Hem çiftlere birbirine karşı rollerinde, hem de çocuklara karşı anne-baba rollerinde yeni sorumluluklar eklendi. Bu gerçekliğin içinde günü planlamak her zamankinden daha değerli. İlk olarak hafta sonu, evdeki herkesin daha serbest olduğu zamanlardan başlayarak günü haritalandırmak koruyucu bir sınır sunar. Bir pazar gününden başlayarak günü planlamayı deneyin. Herkesin bireysel ve birlikte zamanlarının olduğu bir çizelge olabilir. Burada en kritik noktalardan biri; yine herkesin birbirinin alanına, meraklarına, rahatlama ihtiyacına saygı duyması ve bir plan yapıldığında esneme ve değişikliklere yer açmak olabilir.

TARTIŞMALAR YERSİZ DEĞİLDİR, YERİ ÖNEMLİDİR

Uzman Klinik Psikolog Deniz Keskin, “Tartışmalar elbette olacak. İlişkilerde çatışmalar her zaman vardı, şimdi de olacak. Öte yandan tartışmaların nasıl yapıldığı gibi, nerede yapıldığı da bir o kadar önemli. Bebekler, çocuklar ve gençler anne-babalarının duygularını, aralarındaki gerilimi hisseder. Çiftin tartışmaları, çocukların gözü önünde olmasa da o eve aittir ve evdeki herkesi etkiler. Diğer yandan, çocuğu olan çiftlerin ilişkinin her boyutuna yer açabilecek, her konuda konuşabilecekleri alanlarını korumak da ilişkinin sağlığı için önemli. İletişimi tıkamadan, partnerinizle meseleleri rahatça tartışabilmek için molalar yaratın. Eşinizle bir yürüyüşe çıkıp hem hava değişikliği yapıp, hem de onunla konuşmak istediğiniz özel konulara zaman ayırabilirsiniz” diyor.

EV İŞLERİNDE DENGE

Her evde iş bölümü, partnerler arasındaki görev dağılımı farklı. Toplumumuzda ağırlıklı olarak kadınlar, ev ve çocuk bakım görevlerini üstleniyor. Hem erkek hem kadın için eşitliksiz bir güç dinamiği doğuran bu durum, evde çatışmalara, pasif agresif eylemlere sebep olabilir. Her çift kendine özgüdür ve her evin özelinde bir denge planlanması önemlidir. Eşinizle birlikte bir iş bölümü çizelgesi oluşturmayı deneyin. Eğer çocuklarınız varsa, yaşlarına göre onlara da sorumluluklar verin, ekipler kurun, görevlerini en düzenli tamamlayan için ufak ödüller belirleyin. Sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de oyun bir ihtiyaçtır.

DESTEK ALIN

Klinik araştırmalarda, boşanan çiftlerin çoğunun ayrılık öncesi psikolojik destek almaktan kaçındığı belirtiliyor. Kimi zaman sorunları görmezden gelmek, ortada bir problem olduğunu dile getirmekten çok daha kolay görünür. Yardım istemenin güçsüzlük ya da çaresizlik çağrışımlarına mahkum edildiği toplumsal bir baskı içinde yaşıyoruz. Halbuki yardım istemek kuvvetli, destek almak da umutlu bir adımdır. Çatışmalar, o güne dek denediğiniz yöntemlerle çözümlenememiş ve sizi sıkışık hisler içinde bırakmış olabilir. Kimi zaman profesyonel bir üçüncü gözün, tarafsız bir bakışın çifti duyması, dinlemesi, ilişkideki sorunlara yönelik kritik bir çözüm yoludur. İhtiyaç hissettiğinizde yardım almaktan çekinmeyin.

MERAKA ALAN AÇIN

Bu dönemde, partneriniz yeterince çaba ya da özen göstermiyor gibi hissedebilir ve ona karşı her zamankinden daha öfkeli olabilirsiniz. Unutmamak gerekir ki anksiyeteyi tetikleyen olağanüstü durumlar, bizi hatalara ve kazalara daha açık hale getirir. Partnerinizle ya da çocuklarınızla ilişkinizde, aklınızı kurcalayan ilişkisel bir mesele gördüğünüzde varsayımlarda bulunmayın. En yakınımızdaki insanın dahi zihnini okuyamayız. Ancak ona ne düşündüğünü sorabiliriz, onu merak edip dinleyebiliriz. Basitçe sizin gözünüzden ne olduğunu, bunun size ne hissettirdiğini ve onun neden böyle davrandığını merak ettiğinizi söyleyin. Ve karşınızdakini dinleyin. Dinlemek, kompleks bilişsel becerilerimizi harekete geçiren, göründüğünden çok daha fazla eksikliğini yaşadığımız ve kaçındığımız bir eylemdir. İçinde bulunduğumuz dönemde, stres seviyesi arttıkça da ters orantılı biçimde dinlemenin azaldığı görülür. Halbuki birlikte düşünmeye, ilişkiyi derinleştirmeye imkan bulmanın en etkili yolu, karşımızdakini dinlemekten geçer.

İLGİLİ İÇERİKLER

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here