Bilinçaltı temizliğiyle yepyeni bir hayata

22072014 bilincalti01

Birkaç saatinizi ayırarak sizi baskılayan, ilişkilerinizde, özel ve sosyal hayatınızda, hatta iş yaşamınızda karşınıza çıkan görünmez engellerden kurtulmak ister misiniz? Dünyanın birçok ülkesinde uygulanan The Journey yöntemi çocukluk günlerinizden miras kalan ve yaşamınızı derinden etkileyen birçok sorunla yüzleşmenize yardımcı oluyor.

Eğer izlediyseniz, anlatacaklarımı “Eternal Sunshine of The Spotless Mind” filminden bir sahne sanabilirsiniz. Açık söylemek gerekirse The Journey’yi ilk duyduğumda benim aklımdan da tam olarak bu geçti! Oysa Hollywood senaristlerinin ütopik fikirlerinin aksine bu yöntemde hafızayı silip, deyim yerindeyse beyni formatlamak yerine bilinçaltındaki sorunların çözülmesine odaklanılıyor. Ortalama 1,5-2 saat boyunca herhangi bir hipnoz yöntemine gerek kalmadan yapılan boyutlar arası yolculuk ve yüzleşmeler insanı seans odasından çıktığında bambaşka biri haline getirebiliyor. Aslında terapinin yöntemi çok basit, ilk iş odaklanma ve zincirlerden kurtulmak… Gerisi adeta çorap söküğü gibi geliyor. Seans sırasında “Aman canım, bunun benimle ne ilgisi var” diyeceğiniz o kadar farklı yerlere ve zamanlara gidiyorsunuz ki yaşamımızın yüzde 83’üne etki eden bilinçaltının aslında neler barındırdığını görüyorsunuz.

 

Her şeyin başı beyin

Peki nedir The Journey, nereden çıktı? 90’ların sonunda, Amerika’da yaşayan Brandon Bays adlı kadın, kanser olduğunu öğrenir. Doktorlarının ameliyat ısrarına rağmen, her türlü riski göze alarak onlardan bir ay süre isteyen Bays, kendini tedavi etmeye başlar. Kişisel gelişimle ilgilenen ve insanlara iyiliğin de kötülüğün de beyinden geldiğini anlatan Brandon Bays, ilk iş olarak beslenme düzenini değiştirir. Ardından bilinçaltında onu rahatsız eden sorunlarla yüzleşir. İntihar eden babasının ölümünden kendini sorumlu tutan kadın, yaptığı seanslarla zihnindeki bu düşünceyi silmeye çalışır. Bays, sonunda çocukluğunda, gençliğinde yaşadığı tüm olumsuzlukları temizleyerek iyileşir. Yaşadıklarını “The Journey” (Yolculuk) adlı kitapta anlatan Bays’in 17-18 yıl önce oluşturduğu yöntem, bugün dünyanın 43 ülkesinde uygulanıyor.

Bu terapi ülkemize üç yıl önce, yaklaşık 1,5 sene süren eğitimini tamamlayarak Türkiye’nin tek sertifikalı The Journey uzmanı olmaya hak kazanan Selda Soytürk Akyılmaz’la geldi. Çok uluslu şirketlerde üst düzey yöneticilik yapan Akyılmaz, son çalıştığı firmada yurt dışı operasyonlardan sorumlu olur. Kendisine bağlı 70’in üzerinde ülke bulunan genç kadın sürekli seyahat eder, kelimenin tam anlamıyla bavuluyla yaşar. Bu yaşam tarzından sıkılan Akyılmaz istifa etmeye karar verir. Nispeten daha rahat bir iş aramaya başlayan Selda Soytürk Akyılmaz, koşturmadan uzak sakinliğin tadını çıkartır. Bir arkadaşı o günlerde ona “Yolculuk” adlı bir kitap önerir. Böylece The Journey ile olan yolculuğu da başlar. Akyılmaz kitapla başlayan süreci şu sözlerle anlatıyor: “Okudum, çok şaşırdım. Çünkü o zamana kadar bilinçaltı, zihin gücü çok da inandığım şeyler değildi. Daha materyalist, fazla analitik düşünen bir yapım vardı. Benim için hayat siyah ve beyazdı. Oysa Bays, kanserini nasıl iyileştirdiğinden bahsediyordu. Okuyordum ama ‘Bu kadar da atılır mı?’ diyordum. Çünkü bir yanım sorgularken diğer yanım inanmak istiyordu.”

 

Materyalist hayatımdan uzaklaştım

Merakına yenilen Akyılmaz, Türkiye’de The Journey hakkında kimden bilgi alabileceğini araştırmaya başlar. Kimse olmadığı için İngiltere’deki merkezle irtibata geçer. İlk ziyaretinde üç günlük bir seminere katılır. Çocukluğuna, hatta anne karnına kadar gittiğini belirten Akyılmaz, her şeye rağmen cebinde onlarca soru işaretiyle Türkiye’ye döner: “Bir yanım halen 35 yıldır inandığın bir şey var, diğer yanım da böyle de bir gerçeği inkar etme diyordu. Döndükten sonraki birkaç gün kendime gelemedim. Okumanın tek kurtuluş olduğu, küçük bir yerde büyüdüm. Hep çok hırslıydım, kazanmak ve başarmak istiyordum. Her şeyin çok mükemmel olma zorunluluğu gereğinden fazla kontrol altında olmama yol açıyordu. Oysa ilk seminerden sonra sakinleştiğimi fark ettim. Tabii bunu en çok eşim hissetti. “Fazla tuz dökme”, “Kola içme zararlı” diyerek onu kontrol altında tutmaya çalışan ben gitti, “Ne istersen yap senin hayatın” demeye başladım. Materyalist özelliklerimi kaybettim. Hayatımdaki tüm fazlalıkları attım. O dönemde bir şirketle görüşme halindeydim. Eğer işi kabul edersem bir daha fırsatım olmaz diye, yeniden İngiltere’ye gittim. O eğitimde daha fazla etkilendim. Hayatımızda pek önemsemediğimiz birçok şeyin yaşamımızı ne kadar etkilediğini fark ettim. Kendimi hep birilerine ispat etmeye çalışıyordum. Bunu yaparken kendimi nasıl yıprattığımı, hayatımın çok da imrenilecek olmadığını anladım.”

 

Bilinçaltı nasıl temizleniyor?

Yaşadığımız tüm korkular, kaygılar, başarısızlıklar, özel hayatımızda doğru gitmeyen her şey bilinçaltımızla ilgili… Örneğin yaşamınıza bir erkek giriyor, ilişki bir yerde bitiyor. Daha sonra başka biri oluyor ama bu kez de aldatılıyorsunuz. Sonunda “Bende şans mı var?” diyerek konuyu kapatıyorsunuz. Ya da birlikte çalıştığınız bir arkadaşınız sizin kadar başarılı olmasa da terfi alıyor, başka bir şirkete giriyorsunuz ama yine yükselemiyorsunuz ve yine “Bende şans mı var?” diyorsunuz. Oysa iş, sosyal hayat ya da ilişkilerde yaşanan tüm bu sorunlar geçmişteki, özellikle de 0-6 yaş arası ve anne karnındaki kayıtlarımızla ilgili. Her şey hücre hafızasına kaydedilerek, orada tutuluyor. Hayatımız ilerledikçe de o kayıtlar bilinçaltında ilerliyor. Bunu bilgisayara bulaşmış bir virüs gibi düşünün. Orada olduğu sürece, en iyi anti-virüs programını da yükleseniz bilgisayarınız çöküyor. Biz de bu yüzden ilk olarak, sıkıntının kaynağında ne varsa onu buluyoruz. Geçmişte ne oldu da bu kayıt sizin bilinçaltınıza kodlandı? Örneğin; bir danışanım “Yıllardır olduğum yerde sayıyorum, yükselemiyorum” dedi. Kaydına gittiğimizde, gençlik yıllarında bir süre aynı evde yaşadığı dayısının sürekli “Kadın müdürle çalıştığında işin yaş! Hiçbir şey olamazsın” dediğini fark etti. O söz bilinçaltında “Kadın müdürle çalışırsam hayatta terfi edemem!” diyor. İnsan kaynakları alanında çalışan bu danışanımın son iki müdürü kadın olduğu için kayıt sürekli, “Zaten sen bir şey olamazsın” diyor.

 

Dolayısıyla kişi de bilinçaltındaki koda göre mi davranıyor?

Evet. Hayat bir enerji üzerine kurulu. Kişi çok çabalıyor yükselme için ama içten içe verdiği enerjiyle, ağzından çıkan söz ne olursa olsun alttaki negatif kayıt sonucu olumsuz yapıyor. Bilinçaltı hayatımızın yüzde 87’si, bilinçüstü ise 13’ü. Bilerek, çok çabalayarak, kitaplar okuyup, uğraşarak yapabileceğimiz en fazla yüzde 13! Eğer bilinçaltında negatif kayıt varsa, o diğerini baskılıyor. Bunların birçoğunun farkında değiliz. Eğer çok problemli bir ailede yetişmişsek, evliliği problem olarak görüyoruz. Terapiye gelen kişiler sevgilisinden, eşinden şiddet görüyorsa ailesine baktığımızda aynı sorun ailede de oluyor. Aldatılma da aynı şekilde… Eğer aldatılıyorsa, bunu ailesinde de görüyor. Örneğin anneler “Ben ne gördüm ki, kızım ne görecek” diyor. Bu da bilinçaltına negatif olarak kaydediliyor. Evliliğe bakışı olumsuzlaşıyor. Otomatik olarak bizler de bu döngüyü tekrarlayıp duruyoruz. Seanslarda bu döngünün merkezine iniyoruz. Oradaki olumsuz kaydı buluyor ve kişinin üzerindeki etkilerini temizliyoruz. Bize ne hissettirdiğine bakıyoruz. Örneğin babamız bize, “Ayakkabını bile bağlayamıyorsun, senden bir halt olmaz” diyor. Çocuk bunu kaydediyor ve diyor ki “Ben beceremem, bir ayakkabıyı bile bağlayamıyorum.” Hayatı boyunca dipte çağrışan ve başarısızlık nedeni olan bu kayıt. İlk olarak kaydı buluyoruz ve o duyguyu bize yaşatan kişiyle hesaplaşıyoruz. Anne, baba ya da sevgili… Zaten bilinçaltı otomatik olarak gidiyor, sizin bir şey yapmanıza gerek kalmıyor. O kişiyle sanki yüz yüze konuşuyormuş gibi hesaplaşıyorsunuz: “Sen bana neden böyle davrandın, bana hiç mi acımadın?” Belki anlatınca çok ütopik geliyor bunlar ama yaşamak lazım. Daha sonra o kişinin kalbine giriyoruz. Bu sayede aslında neler yaşadığınızı karşınızdaki kişiye anlatıyorsunuz. Öte yandan gerçekten karşı tarafta da durum aynı mı diye kontrol ediyoruz.

 

Kalbe girmek neyi değiştiriyor?

Karşımızdaki kişiye, “Bilerek ya da bilmeyerek yaptığın şey bak neye mal olmuş. Sen de benim acımı çek” diyoruz. Sorunun kaynağındaki kişi de böylece onu anlıyor. Sonra oradaki duyguyu temizliyoruz. Değersizlik, sevgisizlik, korku… O davranış bize neye mal olmuşsa ortaya çıkıyor. İlk temizlik böylece bitiyor. Sonra tüm negatif enerji bağlarımızı taşıyarak onları da temizliyoruz. Böylece geçmişle olan bağlarımızı kesip, özgürleşiyoruz. Temizlediğimiz duyguların, inanışların yerine de yepyeni duygu ve inanışlar yüklüyoruz. Sevgisizlik yerine sevgi, başarısızlık yerine başarı. Neye ihtiyacımız varsa, onu yüklüyoruz. En son olarak da gidip o olaya bakıyoruz. Başarılı bir seansın ardından, eski olayla ilgili hiçbir şey kalmadığını görüyoruz.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here