Botoks mu, dolgu mu?

12032014 secim

Cilt yaşlanmasında, dokunun yenilenme ve esneklik kapasitesinin azalması ile yerçekiminin etkisi önemli rol oynuyor. Ciltte oluşan yüzeysel ve derin kırışıklıkların belirsizleştirilmesi hatta mümkünse yok edilmesinde ise cerrahi dışı yöntemler kullanılabiliyor. Bu yöntemleri Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Tamer Şakrak’tan dinledik.

l Botoks

Bu yöntem, kırışıklıkların altındaki kaslarda geçici felç oluşturma esasına dayanarak uygulanıyor. Kaslar felç olduğunda hareketsiz kalıyor, dolayısıyla üzerindeki cilt gerilip, büzüşmediği için birçok kırışıklık kayboluyor. Botoks uygulaması bir yönüyle mucizevi sonuçlar yaratırken, sıkça ve yüksek dozda kullanılması kişide mimiksiz, şaşkın ve donuk bir yüz ifadesi oluşmasına neden oluyor. Bu tür bir durumda hasta bu ifade ile ortalama altı ay geçirmek zorunda kalıyor. En sık karşılaşılan komplikasyon üst göz kapağında düşme oluyor, ki bu durum bir süre sonra ortadan kalkıyor. Gözlerin kenarında hale gibi uzanan kaz ayakları, her iki kaş arasında dikey uzanan ve kişiyi kızgın gösteren çizgiler, alın çizgileri, ileri yaşta görülen boğaz derisindeki yelelenmeler ile bazı durumlarda uygulanan kaş kaldırma operasyonları dışında botoks uygulaması önerilmiyor.

 

l Dolgu

Yöntem; derin olukların altının doldurularak daha az belirgin hale gelmeleri ya da dudak ve elmacık kemikleri gibi belirgin olması istenilen alanların şişirilmesi amacıyla uygulanıyor. Dolgu uygulamalarında iki ayrı malzeme kullanılıyor. İlk grubu, hyalüronik asit, kolajen ya da hidroksiapatit içerikli ürünler oluşturuyor. Ancak bu ürünlerin kalıcı olmaması ve altı ay ile bir yılda tekrarlanma gerekliliği uygulamayı maliyetli hale getiriyor. İkinci grupta ise hastanın kendi vücudundan alınan “otojen yağ grefti” yer alıyor. Dolgu maddesi hastanın vücudundan alındığı ve içerisinde kök hücre barındırdığı için cilde parlaklık ve canlılık kazandırıyor. Sağlık açısından da herhangi bir risk oluşturmayan bu malzeme; meme büyütme, basen ve kalça genişletme gibi büyük hacimli değişimlerde rahatlıkla kullanılabiliyor. Uygulamayı takip eden üç hafta içinde hedeflenen cilt görünümü elde edilebiliyor. Hazır dolgulara göre biraz daha maliyetli olması ve ilk uygulamada konulan yağın bir kısmı eridiği için ikinci uygulama gerekebilmesi, yöntemin dezavantajları arasında sayılıyor.

 

Sonuç

Genel kanı botoks ve dolgunun birbirine alternatif ya da rakip uygulamalar olduğu yönünde. Oysa bu iki cerrahi dışı yöntem birbirlerini tamamlıyor. Örneğin, yüzünüz tamamen hareketsizken var olan çukurlaşma ve oluklaşmalar “statik kırışıklıklar” olarak adlandırılıyor. Bu kırışıklıklar ancak dolgu maddeleriyle doldurularak tedavi edilebiliyor. Yüz hareketsizken görülmeyen ancak mimik kasları çalıştığında ortaya çıkan kırışıklıklar ise “dinamik kırışıklıklar” olarak ifade ediliyor. Bu sorun ise botoks uygulamasıyla, mimik kaslarının hareketi sınırlandırılarak tedavi ediliyor.

 

Ayşegül UYANIK ÖRNEKAL

Formsanté Dergisi Şubat 2014 sayısı

 

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here