• ✓ Doğruluğu kontrol edilmiş makale
Enfeksiyon ve Mikrobiyoloji Uzmanı Uzm Dr. Gökçe Demir

Delta varyantı nedir? Belirtileri neler? Delta varyantına karşı ne yapılabilir?

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 13 Temmuz 2021’de yaptığı açıklamada Delta varyantına ilişkin soru üzerine “Delta sayıları ülkemizde giderek artıyor, dünyada arttığı gibi. Şu an delta virüsü sayısı 750’leri buldu, görülen il sayısı da 36’ya çıktı. Delta plus ise 3 ilde 3 vaka oldu.” diye konuştu. Peki, Delta Varyantı nedir? Belirtileri neler? Gelin birlikte bakalım…

DELTA VARYANTI NEDİR? *

İlk kez Ekim 2020’de Hindistan’da tespit edilen ve “çift mutant” adı verilen “B.1.617.2” yani Delta Varyantı DSÖ tarafından “endişe verici varyant” olarak nitelenen koronavirüs varyantları arasında. Virüsün çivi proteininde bulaşıcılığı ve antikor direncini etkileyebilecek mutasyonlara yol açan Delta varyantının, Hindistan’da martta başlayan ve günlük vaka sayılarının 400 bine kadar çıktığı ikinci salgın dalgasının sorumlusu olduğu tahmin ediliyor.
İngiltere Halk Sağlığı Kurumu, mayısta yaptığı değerlendirmede, Delta varyantının yayılma hızının Alfa varyantına göre yüzde 51-67 daha fazla olduğu uyarısında bulunmuştu. Baş ağrısı, boğazda kuruluk, burun akıntısı ve ateş gibi grip benzeri hastalık belirtilerine yol açan Delta varyantı, Kovid-19’un önceki tiplerinde görülen öksürük, solunum stresi, sırt ağrıları gibi zatürre, soğuk algınlığı türü hastalık tablosundan farklılaşıyor. Delta varyantının aşılara karşı da belirli düzeyde direnç geliştirdiği saptandı.

İstanbul Florence Nightingale Hastanesi Enfeksiyon ve mikrobiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Gökçe Demir, Delta Varyantı nedir sorusuna şu yanıtı veriyor:

İlk kez Hindistan’da tespit edilen ve ülkedeki vaka sayılarının kontrolsüz bir şekilde artışına yol açan Covid-19’un Delta varyantı, dünyadaki hareketli nüfusun artışıyla birlikte pek çok kıtada hızla yayıldı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün yeni mutant suşları Roma alfabesiyle isimlendirme kararından sonra delta varyantı adını alan bu mutasyonlu virüs California mutantından sonra ikinci bir mutasyon geçirerek son halini aldı. Bu yeni virüs tipinin bulaştırıcılığının çok daha fazla olduğu bir gerçek. Zaten virüslerin doğasında bu var. Zorunlu hücre içi paraziti olduklarından yaşamlarını sürdürebilmek için konak hücrelere yani biz insanlara ihtiyaçları var. Hayatta kalmak için de kendilerini daha bulaştırıcı bir forma sokarak daha fazla insan hücresine ulaşabiliyorlar.

DELTA VARYANTININ BELİRTİLERİ NE? *

Aslında yaptığı bulgular önceki virüsle benzer. Koku ve tat kaybı yine yaygın. Boğaz ve baş ağrısı görülebiliyor. Klinik ateşsiz de atlatılabiliyor. Tüm dünyada yaşlı nüfusun hızla aşılanmasıyla yeni saptanan vakalar görece daha genç yaşta insanlar ve hastalığı daha hafif atlatabiliyorlar. Bulgular diğer üst solunum enfeksiyonlarıyla karışabiliyor ve hastalar test yaptırmayabiliyorlar. Böylece yeni vakalar atlanabiliyor.

DELTA VARYANTINA KARŞI NE YAPILABİLİR? *

Vaka sayılarında anlamlı düşüş yaşayan ülkelerde yeniden vaka artışı yaşanmasını delta suşuyla ilişkilendiriyoruz. Rusya, İngiltere gibi ülkeler şu an ağırlıklı olarak delta tipiyle karşılaşıyor. En çok merak edilen soru da aşıların bu yeni mutanta karşı etkili olup olmadığı. Çin aşısı olarak anılan Sinovac aşısının etkinliği ile ilgili elimizde yeterli bilimsel veri yok. Biontech aşısının en az %70 üzerinde etkin olduğu bildiriliyor. İsrail örneğinden yola çıkacak olursak, tüm nüfus aşılanmışken ve artık yeni vakalara rastlanmazken şimdi 300’lere ulaşan vaka sayıları bildiriliyor ve bu vakaların %90’ı delta tipi. Ancak şöyle bir gerçek var. Yeni saptadıkları vakalarda hastalığı ağır geçirme oranı binde 3-5 gibi düşük oranlarda raporlanıyor. Yani aşılı bireyler virüse yakalanabilirler ama bu kişilerde hastaneye yatış veya yoğun bakım ihtiyacı çok daha düşük. Yani aslında aşılama ondan beklenenin karşılığını veriyor.

AŞI KARŞITLIĞI İÇİN NE DİYORSUNUZ? *

Aşı karşıtlığı her zaman gündem olmuştur. İnsanlarda hastalık yapan yeni virüs tiplerine karşı geliştirilen her aşı için benzer deneyimler yaşadık. 2009 yılında olan domuz gribi salgınında da grip aşısına karşı aynı defans yaşandı. Ben o dönem pandemi polikliniğinde çalışıyordum ve aşılanmıştım. Binlerce grip hastası bakmama karşın hastalanmadım. Oysa aşılanmamış ve altta yatan kronik hastalığı, obezite gibi metabolizma problemi olan hastalar içinde grip nedeniyle hayatını kaybedenler olmuştu. Bu gerçekten çok üzücü. Her ne söylersek söyleyelim aşı bizim eski dostumuz ve salgınla mücadelenin mihenk taşı. Çiçek hastalığı için tüm dünyada gerçekleşen aşı kampanyaları sonrası Çiçek virüsü dünya üzerinden silindi, artık aşılama bile gerekmiyor. Bu nedenle bilimsel gerçekliğe dayanmayan söylemlerle insanların kafalarını karıştırmanın çok talihsiz bir yaklaşım olduğu kanaatindeyim.

İLGİLİ İÇERİKLER

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here