Ana Sayfa Sağlık Dermatologlar güneşle nasıl savaşıyor?

Dermatologlar güneşle nasıl savaşıyor?

agustos-2012-yuzlesme-resim-1

 Güneşin yaşlandırmaktan kansere kadar neden olduğu olumsuzlukları bilmeyen yok. Buna rağmen sahiller güneşin altında sere serpe yatanlarla dolu. Biz de şunu merak ettik; acaba hastalarına her gün tekrar tekrar güneşin zararlarını anlatan dermatologlar yaz günlerinde kendilerini güneşten nasıl koruyor? Bronzluk onlar için güzellik anlamına mı geliyor yoksa yaşlanmakla eş değer mi? Yüzleri ve vücutları için hangi ürünleri tercih ediyorlar? Peki yakınlarını güneşin altında saatlerce kalmamaya ikna edebiliyorlar mı? Cilt sağlığının uzmanları bu soruları içtenlikle yanıtladı.

agustos-2012-yuzlesme-resim-2Dermatoloji Uzmanı Dr. BURCU YAMANGÖKTÜRK SOLAK
Özel Est-Ethica Ataşehir Tıp Merkezi
Bol bol su ve meyve tüketiyorum

“Yaz yaklaştığında güneşin yükselttiği enerjiyle sınırsızca güneşlendiğim ve bronzlaştığım günleri özlüyorum. Çünkü artık güneş altında geçirilecek zaman yasaklarına birebir uyuyorum. Yaşam kaynağımız olan güneşin yaşlanmanın baş faktörlerinden olduğunu düşününce kar-zarar oranını hesaplayıp, bugün hoş görünen bronzluğun erken kırışma olarak bana döneceğini düşünüp güneşlenmekten vazgeçiyorum. Günlük rutinde güneş koruyucu krem sürmeden evden çıkmıyorum. Gün içinde güneş koruma faktörlü ürünleri dört saatte bir yeniliyorum. Çevremdeki herkese ve hastalarıma da aynı sıklıkta kullanmaları için ısrar ediyorum. Sık kremlenmek bazen konforsuz olabildiğinden yüzüm için özellikle yağsız formüllü kremleri, vücudum içinse losyonları tercih ediyorum. Tatil günlerinde ise yasaksız vakitlerde güneş altında kalıp, açık renkli, ince kıyafetler, geniş şapkalar giymeye çalışıyorum ve mutlaka güneş gözlüğü takıyorum. Tüm bu önlemlere rağmen yaz aylarında deri kuruyor. Bu nedenle bol su tüketiyorum, meyve ve sebze ağırlıklı besleniyorum.”

agustos-2012-yuzlesme-resim-3Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. EMEL ERKEK
Acıbadem Maslak Hastanesi
Markaya değil koruma faktörüne bakıyorum

“Bronzlaşma deyince aklıma ilk gelen şey o rengi kazanmak için geçen sürede maruz kalınan eziyet ve alınan riskler oluyor. Görüntüsel olarak itici gelmese de bronz olmayı sevmiyorum. Güneşin yarattığı kızarık görünümden, deri yangısı, kuruluk, gerginlik ve ısı hissinden hoşlanmıyorum. Güneşe bağlı baş dönmesi, yorgunluk, halsizlik, tansiyon yükselmesi, bağışıklık sistemi baskılanması gibi hisler ve belirtilerden bu sayede uzak kalıyorum. Çocukluğumda güneşin faydaları anlatılırdı, zararlarını hiç bilmiyordum. Ancak dermatolog olduktan sonra en önemli kozmetiğim güneşten koruyucular oldu. Yaklaşık 20 yıldır, dört mevsim boyunca her gün, dışarı çıkmadan 20-30 dakika önce yüzüme 50 koruma faktörlü bir güneşten koruyucu kremi mutlaka sürüyorum. Yazın gün içinde tekrarlamaya özen gösteriyorum. Havuza veya deniz kenarına gittiysem vücuduma da mutlaka en az 15 koruma faktörlü bir güneşten koruyucuyu çok sık tekrarlayarak sürüyorum. Güneşten koruyucularda markadan ziyade koruma faktörü, suya dayanıklı olması ve sık tekrar edilmesi önem taşıyor. Güneşten sonra ise hem vücuduma hem de yüzüme mutlaka nemlendirici sürüyorum. Tatildeyken 11.00-15.00 saatleri arası sahilde veya havuzda kalmıyorum. Mutlaka eve gidiyor, kitap okumaya veya dinlenmeye çalışıyorum. Sabah ve akşam saatlerinde de geniş kenarlı şapkamı başımdan, gözlüğümü yüzümden çıkarmıyorum. Şemsiye altında veya gölge veren yerlerde oturuyorum ve denizden çıkar çıkmaz kapalı bir giysi giyiyorum. Uzun yıllardır bilinçli olarak güneşlenmedim çünkü sağlıklı bronzlaşmanın olmadığını biliyorum. Güneş kuruttuğu için bazen saçlarıma bebe yağı sürüyorum, her duş sonrası da saç kremi uyguluyorum. Güneş vücutta dehidrasyon yaptığından yazın beslenmemde protein, vitamin ve minerallere ağırlık veriyorum. Bol sıvı alıyorum, balık, salata, sebze, meyve tüketiyorum, alkol ve karbonhidratlardan uzak durmaya çalışıyorum. Güneşten korunma konusunda kendi uygulamalarımı aile bireylerine de anlatıyorum. Maalesef güneşten korunma bilinci yaşla birlikte gelişiyor. Gençler deri kanseri ve yaşlanma gibi konularda telkinlerimi kulak ardı edebiliyorlar. Yetişkinler ise gerekli koruma önlemlerini alıyorlar.”

Devamı diğer sayfada

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here