• ✓ Doğruluğu kontrol edilmiş makale
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. üyesi Ali Rıza Çimen

Diyabet ile ilgili merak edilenler ve 5 soruda diyabet!

5-soruda-diyabet

Dünyanın en önemli sağlık sorunlarından biri olan diyabet ve görülme oranı günden güne artıyor. Oysa değiştirilebilir risk faktörleri başta olmak üzere sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmek, diyabet ile karşılaşma ihtimalini azaltabiliyor.

Vücudumuzda, şekerin hücre içine besin olarak taşımasında sorun oluştuğunda diyabet hastalığı ortaya çıkıyor. Hücrelerimizin sağlıklı olarak çalışması için şekerin hücre içine sağlıklı bir şekilde alınıp, yakıt olarak kullanılması gerekiyor. Bu işlemde de insülin anahtar hormon role sahip. İnsülin hormonu eksikliği veya hücrelerin insülin hormonuna yanıt vermemesi ise şekerin kanda yükselmesine yol açıyor.

Diyabetin günümüzün en önemli sağlık sorunlarının ilk sıralarında yer aldığını belirten Biruni üniversite Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. üyesi Ali Rıza Çimen, “Bu hastalıktan muzdarip kişilerin sayısı, dünyada giderek artan bir hızla çoğalıyor. ülkemiz de diyabetin en hızlı arttığı ülkeler arasında yer alıyor. Bu artış hızı dünya ve ülkemiz için kaygı verici boyutlara ulaşıyor. Önemli bir halk sorun haline gelen diyabet, hem toplum sağlığını hem de sağlık ekonomisini olumsuz yönde etkiliyor.

Diyabet artışında etkili olan faktörler arasında modern yaşam tarzı, fiziksel aktivite yetersizliği, hazır gıdalarla beslenme eğilimi ve obezite yer alıyor. İstatistiklere baktığımızda, Uluslararası Diyabet Federasyonu verilerine göre; dünyada her 11 yetişkinden biri diyabet hastası, iki diyabetli yetişkinden birine ise teşhis konulmamış yani diyabetli olduğunu bilmiyor. ülkemizde yapılan çalışmalarda neredeyse her beş kişiden birinde diyabet var. Obezitenin görülme sıklığının artmasıyla bu oranın daha da yükseleceği öngörülüyor” diyor. Dr. Öğr. üyesi Çimen’den diyabet hakkında merak edilen yedi sorunun cevabını aldık.

DİYABET BELİRTİLERİ NELER? *

Diyabet; en sık ağız kuruluğu, çok su içme, sık idrara çıkma, kilo kaybı, iyileşmeyen yaralar, halsizlik, yorgunluk, bulanık görme ve kaşıntı gibi şikayetlere neden oluyor. Erken dönemlerde ise herhangi bir şikayete yol açmayabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. üyesi Çimen, “Sessiz ilerleyebilen bu hastalık; fark edilmediğinde kalp ve damar hastalıkları, felç, böbrek rahatsızlığı, göz arkasında kanama ve uzuvlarda his kaybı gibi sorunlara yol açabiliyor. Bu nedenle düzenli hekim kontrolü önem taşıyor” diyor.

TANI YÖNTEMLERİ NELER? *

Basit kan testleri, diyabet tanısının netleşmesine yardımcı oluyor. Bu testlerden birinin Hemoglobin A1C olduğunu belirten Dr. Öğr. üyesi Çimen, şöyle bilgi veriyor: “Diyabet tanı amaçlı ölçüldü ise duyarlı yöntemle ölçülmüş olmak şartıyla, yüzde 5,7-6,4 aralığı kişinin diyabet açısından riskli grupta olduğuna işaret ediyor. Bu da diyabet riskini azaltmak için daha fazla hareket etmek, fazla kilolar varsa da verilmesi gerektiğini gösteriyor. Sonucun yüzde 6,5 ve üstünde çıkması da kişinin diyabet hastası olduğunu gösteriyor ve tedaviye başlanılması öneriliyor. Diyabetli hastalarda kontrol amaçlı ölçülmüş ise ileri yaş, ciddi kalp ve/veya nörolojik hastalık yoksa bu değerin yüzde 6,5’in altında olması hedefleniyor.

Bu hastalıkları olan kişilerde yüzde 7-7,5 değerlerin hedef değer olarak baz alınması gerekiyor.” Kan şekeri düşüp, sonra yükselen bir grup kişide A1C düzeyi iyi gelebiliyor. Buna şeker dalgalanması deniyor. Kan şekeri düşük ve yüksek giden hastalarda değer iyi olabiliyor fakat hasta ve hekimin glisemik dalgalanmaları kırmak için tedaviyi gözden geçirmesi gerekiyor. Bu nedenle hastaların evde yapılan ölçümleri büyük önem taşıyor.

PARMAKTAN ÖLÇÜM DIŞINDA FARKLI YÖNTEMLER VAR MI?

Günümüzde cilt üzerine takılan birtakım, küçük cilt altı aparatlarla profesyonel şeker grafiği çıkaran, doktora ve hastaya bilgi aktaran cihazlar bulunuyor. “Şeker takip sensörü” adlı bu cihazlar, takıldıktan sonra cilt üzerinde 7 ila 14 gün arasında kalarak, hastaya ve doktora aşırı şeker düşüklüğü ya da yüksekliğinde hem görsel hem de işitsel uyarı yollayabiliyor. Kişinin kan şekeri düzeylerinin günlük grafik halinde raporlanması, kan şekeri dalgalanması olan hastaların tespit edilmesine ve tedavi planlamasına ciddi katkı sağlıyor.

NASIL TEDAVİ EDİLİYOR? *

Öncelikle, diyabet tanısı alan hastanın diyet ve egzersizinin doğru şekilde düzenlenmesi gerekiyor. Kan şekerini düşürmek için tedavi amacıyla kullanılan altı-yedi farklı grup ilaç bulunuyor. Her grup ilaç, değişik mekanizmalarla kan şekerini düşürüyor. Tek bir ilaçla kan şekeri kontrolü sağlanabileceği gibi iki ya da üç farklı ilaçla beraber de kontrol sağlanabiliyor. Gerektiğinde, uygun hastalara insülin hormonu tedavisi de ekleniyor. Örneğin; ilaçlar insülin hormonunun hücrelere etkinliğini arttırarak etki gösterirken, pankreastan salınan insülin hormonu sekresyonunu arttırarak da etki edebiliyor. Bazı ilaçların karaciğerde olması gerekenden fazla üretilen şekerin üretimini baskıladığını belirten Dr. Öğr. üyesi Çimen, şöyle devam ediyor:

“Bir grup ilaç ise bağırsaklardan salınan şeker metabolizmasında etkili birtakım hormonların miktarını değiştirerek, şekerin düşmesi yönünde etki ediyor. İdrardan şeker atılımını arttırarak kan şekerini düşüren ilaçlar da bulunuyor. İnsülin tedavisinde ‘uygun zaman, uygun doz ve uygun hasta’ kuralı var. Çok farklı çeşitte insülin hormonu olduğu gibi farklı günlük dozlarda hastaya özgün insülin tedavi yöntemleri de bulunuyor. Günde tek, çift, üçlü ve dörtlü doz insülin tedavi uygulamaları da mevcut. Uygun hastalara ve gebelere, gerektiğinde insülin pompa tedavisi de uygulanıyor. İnsülin pompa tedavisiyle hastaya cilt altından sürekli insülin hormonu verilirken, bir taraftan da öğün öncesi tokluk kan şekerini düşürmek üzere ek doz insülin uygulamaları cihaz aracılığıyla yapılıyor.

Bu tedavi hastayı enjeksiyonlardan kurtarıyor ve daha sıkı kan şekeri kontrolü sağlıyor.” Bir başka grup tedavide kullanılan şeker ilacı ise insülin olmayan fakat enjeksiyon halinde günde tek, iki kez ya da haftada bir şeklinde uygulanabiliyor. Bu ilaçların önemli bir avantajı, çoğu hastada kilo kaybı yapması. Özellikle obezitesi olan diyabet hastalarında bu tedavilerin öncelikli olarak düşünülmesi gerekiyor.

DİYABET HASTALARININ NELERE DİKKAT ETMESİ GEREKİYOR?

Diyabetli ve diyabet riski olan hastaların sağlıklı bir yaşam sürmesi açısından üç parametreye dikkat etmesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. üyesi Çimen, şunları söylüyor: “Şeker, tansiyon ve LDL! Şeker seviyesinin kabul edilir düzeylerde olması, kan basıncının 13/8 mmhg düzeylerini geçmemesi önem taşıyor. Ayrıca kötü kolesterol (LDL) düzeylerinin de kalpdamar sağlığı açısından riski azaltmak üzere 100 mg/dl altında olması gerekiyor. Sağlıklı kişilerin diyabet riskini azaltması için de özellikle kilo kontrolü sağlamak, sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, sigara ve alkolden kaçınmak değiştirilebilir en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor.”

Hazırlayan: Ayşegül Uyanık Örnekal

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here