Ana Sayfa Sağlık Doğaya aşık sağlığa dost organik yaşam

Doğaya aşık sağlığa dost organik yaşam

haziran-2011-saglik-3-resim

Herkesin hayatında yapacağı küçük değişiklikler aslında hem kendisinin hem toplumun hem de dünyanın daha iyi bir geleceğe sahip olması anlamına geliyor.

Doğal kaynaklarını hiç bitmeyecekmiş gibi har vurup harman savuran insanoğlu, bugün “Meyve sebzelerin eski tadı niye yok?”, “Kanser vakaları neden bu kadar arttı?” sorularının yanıtlarını ararken geçmiş hatalarını organik yaşam ile telafi etmeye çalışıyor. Bu yeni yaşam felsefesi henüz çok yaygınlaşmış olmasa da gönüllü çabalar ile her geçen gün daha fazla dikkat çekiyor. Modern yaşamla beraber giderek daha fazla maruz kalınan kimyasal maddeler, günlük beslenmemizde yer alan ve marketlerin ışıltılı raflarını süsleyen işlenmiş gıdalar ile sentetik üretim biçimleri sağlığımızı elimizden alıyor. Sağlıklı olmak için yapılması gereken ise organik yaşam hakkında daha fazla bilgi edinmek, yüksek standartlarla ve çevreye zarar vermeden üretilmiş, insana da zarar vermeyen besinler tüketmek… Organik yaşam felsefesi sadece beslenme ile de sınırlı değil… İç giyim ürünleri, mobilyalar, temizlik malzemeleri, diş macunu ve güzellik kremleri gibi birçok ürün artık organik olarak üretiliyor.

ORGANİK TARIMIN TARİHÇESİ
1910 yılında ilk kez İngiltere’de gündeme gelen organik tarım, 1972 yılında Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu’nun kurulmasıyla tüm dünyada tek çatı altında toplandı. Avrupa’da 1991 yılında organik tarım çalışmalarına hız verildi ve 1998’de Avrupa Birliği ile EFTA üyesi ülkeler 2 milyon hektar alanda üretim yapacak kapasiteye çıktı. Dünyada bugün 120 ülkede 17.2 milyon hektar alanda organik üretim yapılıyor. Türkiye’de organik tarım çalışmaları ise 1985’te gündeme geldi… Bölgelere göre incelendiğinde bugün Ege yüzde 39, Akdeniz yüzde 24, İç Anadolu ise yüzde11 üretim oranına sahip.

Doğayla uyumlu yaşam Doğal, ekolojik kelimeleri ile aynı anlama gelen organik özetle; doğanın düzenine uygun olan anlamına geliyor. Organik yaşam felsefesini benimseyenler de doğanın düzenine uygun beslenmeyi, giyinmeyi, yaşamayı ve yaşatmayı hedefliyor. Organik ürünlerin üretiminde kullanılan birçok hammadde tarımsal kaynaklı olduğu için organik tarım büyük önem taşıyor. Artık herkes markette veya pazarda salatalık ya da domates olarak satılan sebzenin görüntüsünün gerçek, ancak tadının ve besin değerinin eskisi gibi olmadığını fark edebiliyor. Çünkü ürünün dayanıklılığını ve miktarını artırmak için tarımda ilaç, hormon, gübre gibi sayısız kimyasal kullanılıyor. Organik tarım anlayışında, insan sağlığı üzerinde çok büyük olumsuz etkileri olan bu kimyasalların mümkünse hiç kullanılmaması ve bunların yerini organik gübrenin alması hedefleniyor. Organik tarım ile üretilen ürünler toprağın canlı tabakasını koruyup çevre kirliliğini önleyerek çevreyi; hastalıkları engelleyerek ya da iyileştirerek insan sağlığını koruyor. Kısacası süpermarketlerin olmadığı yılların meyve sebzeleri geri dönüyor. Organik yaşam felsefesini benimseyenler, genetiği değiştirilmiş organizmaların ve kısırlaştırılmış tohumların ülkenin biyoçeşitliliğine vurulan en büyük darbe olduğundan yola çıkarak yerel ürünleri tüketmeyi tercih ediyor. Yerel gıdalara sahip çıkarak çiftçinin korunması, yerel ekonominin büyümesine destek verilmesi, ürünler markete taşınırken harcanan enerji ve karbon salınımını düşürmeyi hedefliyor.

Yaprak Çetinkaya

Formsante Dergisi Haziran 2011 Sayısı

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here