Doğum kontrolü deyip geçmeyin

İstenmeyen gebelikleri önleme ve aile planlaması amacıyla tercih edilen doğum kontrol yöntemleri, hem kadın hem de erkek tarafından kullanılabiliyor. Daha çok kadına yönelik uygulamalar olsa da her iki tarafın bilinçli davranması büyük önem taşıyor.

Yazı: Ayşegül Uyanık Örnekal

Doğum kontrolü, en basit tanımıyla gebeliğin oluşmadan önce nasıl önlenebileceğinin bilincinde olmayı ifade ediyor. Günümüzde kadınların iş hayatında gittikçe artan bir yere ve öneme sahip olması, kariyer ve eğitim planlamasını doğru yapabilmek adına doğum kontrolünün ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Kadının kendi belirleyeceği zamanda ve sıklıkta üreme özgürlüğüne sahip olması ise en doğal hakkı! Evli çiftler içinse doğum kontrolü, çiftlerin istedikleri sayıda, zamanda ve sağlıklı aralıklarla çocuk sahibi olma özgürlüğü önem taşıyor. Doğum kontrolüne başlama zamanının, cinsel aktivitenin başlama yaşına göre değişim göstereceğine dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum, Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, “Bu yaş, kültürden kültüre farklılık göstermekle birlikte doğum kontrolüne başlanabilecek en erken yaş 16 olarak belirtiliyor. Çünkü çoğu genç kadın için bu yaşta düzenli adet döngüsü başlıyor ve gebelik olasılığı gündeme geliyor” diyor. Op. Dr. Betül Görgen’den doğum kontrol yöntemleri hakkında bilgi aldık.

Modern kontraseptif yöntemler
Hormonal kontraseptifler
Kombine oral kontraseptifler: Halk arasında doğum kontrol hapı olarak da bilinen bu ilaçlar, östrojen ve progesteron olmak üzere iki hormonu içeriyor. Temel olarak yumurtlamayı baskılamayı amaçlayan bu ilaçlar; servikal mukusu kalınlaştırarak spermlerin hareketini; rahim içindeki dokuyu incelterek de olası bir embriyonun tutunmasını engelliyor. Düzenli ve aksatmadan kullanılırsa yüzde 99 koruyuculuğa sahip olan bu ilaçların her gün, aynı saatte alınması gerekiyor. Kullanımı bıraktıktan hemen sonra doğurganlığın geri döndüğünü belirten Op. Dr. Görgen, en sık rastlanan yan etkilerin ise lekelenme şeklinde kanamalar, baş ağrısı, mod değişikliği ile bulantı olduğunu; bazen vajinal kuruluk ile göğüslerde hassasiyet de gelişebildiğini söylüyor.

Mini haplar: Sadece progestin adlı tek hormon içeren bu haplar, ovülasyonu inhibe ediyor. Servikal mukusu kalınlaştırıp, rahim içini inceltiyorlar ve tubaların hareketini de etkiliyorlar. Adetin ilk günü kullanmaya başlanıp, her gün aynı saatte alınarak devam ediliyor. Doğru kullanımda yüzde 98 oranında etkili oluyorlar.

Post koital haplar: Acil durum/ ertesi gün hapları olarak da bilinen bu ilaçların, korunmasız cinsel ilişki sonrasındaki ilk 48-72 saat içinde kullanılması öneriliyor. Farklı formları olmakla beraber hem ovülasyonu inhibe ediyorlar hem de döllenmeyi ve döllenmiş yumurtanın rahime implante olmasını engelliyorlar. Yapılan araştırmalara göre, yüzde 75 oranında koruyuculuğa sahip olan bu ilaçların en sık rastlanan yan etkileri, mide bulantısı ve ara kanaması olarak belirtiliyor.

Deri altı implantlar: Norplant (sentetik hormon içeren altı ince esnek kapsül) ve implanon (hormon içeren tek çubuk) olmak üzere iki çeşidi bulunan bu implantların koruma mekanizması haplardakine benzer özellik gösteriyor. İmplanon emzirme dönemi için de uygun olmakla birlikte takılması ve çıkartılması için sağlık personeli gereksinimi olması dezavantaj sağlıyor.

Hormonlu rahim içi araçlar: Sadece progesteron içeren ve kana düzenli salınımla hormon veren rahim içi araçlar, yaklaşık beş yıl gebelikten korunma sağlıyor. Yan etkileri arasında ise migren tipi baş ağrılarını arttırmak, göğüs hassasiyeti, adet miktarında azalma ile şişkinlik hissine neden olmak yer alıyor.

Vajinal halkalar: Hem östrojen hem de progesteron hormonu içeren halka şeklindeki bu yapılar, adet kanamasının ilk günü vajinaya yerleştiriliyor. Üç hafta süreyle kalıp, sonraki adetin ilk günü yenisi takılmak üzere çıkartılıyor.

Rahim içi araçlar
Katkılı (bakır) ya da katkısız değişik şekillerdeki (T veya 7) bu küçük plastik oluşumlar, rahim içinde aseptik bir enflamasyon oluşturarak spermlerin ilerlemesini ve yumurtaya transportunu önlüyor. Döllenmiş yumurtanın rahim içine yerleşmesine mani oluyor. Güvenilir, etkin ve geriye dönüşü kolay bu korunma yöntemi, doğru yerleştirilirse yüzde 99 oranında gebelikten korunma sağlıyor. Tipine göre değişmekle birlikte koruma etkisi 5-10 yıl devam ediyor. Rahim içi araçların, eğitimli personel veya doktor tarafından takılması gerekiyor. Ancak öncesinde kapsamlı bir jinekolojik muayene yapılması önem taşıyor. Takılmasını takiben üç-altı ay içinde adet miktarında artış ve kramp şeklinde ağrılar görülebiliyor. Ancak bu durum basit ağrı kesicilerle kolayca ortadan kalkabiliyor.
Özellikle hormonal doğum kontrol metotlarını kullanamayanlar için ideal ve çok etkili bir yöntem olan rahim içi araçların; gebelik durumu, rahimde önemli anatomik deformasyon, gebeliği ya da maliniteyi düşündüren anormal uterin kanama ile devam eden pelvik enfeksiyon varsa kesinlikle kullanılmaması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Görgen, “Bilinenin aksine çoğul partner söz konusu değilse, doğum yapmamış kadınlar da rahim içi araç kullanabiliyor” diyor.

Bariyer yöntemler
Kondom: Doğru kullanılırsa etkinliği yüksek olan bu yöntemin, çok bilinmemekle birlikte 90’lı yıllardan itibaren kadınlar için olan formu da üretilmeye başlandı. Ulaşması ve kullanımının kolay olması nedeniyle sıkça tercih edilen, tek kullanımlık kondomlar, cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı da koruyucu etki gösteriyor.

Diyafram: İnce kauçuktan yapılmış, rahmin ağzını kapatan, şapka şeklindeki bu araç, spermlerin servikal kanala girmesini engelliyor. Doğru yerleştirilirse yüzde 85 koruyuculuk sağlıyor. Sperm öldürücülerle birlikte kullanılırsa etkinliği artıyor.

Geleneksel yöntemler
Geri çekme, takvim metodu, emzirme ve vajinal lavajlar…

Cerrahi sterilizasyon
Vazektomi: Bu işlem, erkekte sperm hücrelerini testislerden penise taşıyan kanalların kalıcı olarak bağlanmasına yardımcı oluyor. Lokal anesteziyle yapılan yaklaşık 15 dakika süren bu işlemin geri dönüşü çok zor olduğu için erkeğin ileride çocuk sahibi olmak istemediğinden emin olması gerekiyor. İşlemden sonra kişinin cinsel fonksiyonlarında ve libidosunda hiçbir değişiklik olmuyor. Erkekte boşalma gerçekleşse de bu sperm içermiyor. İşlem sonrası üç ay korunma öneriliyor.

Tüp ligasyonu: Tüp ligasyonu: Kadında tüplerin cerrahi olarak bağlanmasını ifade eden bu yöntemde; tüpler bağlandığı ya da kesildiği için yumurtanın taşınması ve spermle karşılaşarak döllenmesi söz konusu olmuyor. Geri dönüşü oldukça zor olan bu işlemin sonrasında kadınlar cinsel yaşantı açısından problem yaşamıyor.

Depo enjeksiyonlar
Günümüzde sıklıkla kullanılan üç çeşit depo enjeksiyon bulunuyor. Kas içine enjekte edilen bu preparatlar şöyle sınıflandırılıyor:
• Üç ayda bir yapılan enjeksiyonlar (150 mg depo medroksiprogesteron
asetat içeriyor.)
• İki ayda bir uygulanan enjeksiyonlar (200 mg noretisteron enantat içeriyor.)
• Hem progesteron hem östrojen içeren aylık enjeksiyonlar.
İlk enjeksiyonun adet döneminin ilk üç günü içinde ve IM olarak yapılması gerekiyor. Devam enjeksiyonlarının da sıklığına göre artı üç günlük periyotlarda uygulanması önem taşıyor. Depo enjeksiyon kullanımında adet azalması, gecikmesi hatta kısa süreli adet kanamasının olmaması gibi durumlarla karşılaşılabileceğinin unutulmaması gerektiğine dikkat çeken Op. Dr. Görgen, şöyle devam ediyor: “Söz konusu enjeksiyonlar; düzensiz adet, mide bulantısı, memede hassasiyet ve şişkinlik hissi yapabiliyor. Bu yöntem bırakıldığında doğurganlık hemen başlamayarak, ortalama üç-altı aylık gecikme olabiliyor.”

Süt korumuyor
Gebeliğin son döneminden itibaren prolaktin hormonunda artış başlıyor. Bu artış, meme dokusundan süt üretimini sağlıyor. Beyinde “hipofiz” adı verilen salgı bezinden salgılanan bu hormonun süt üretiminin yanındaki diğer görevi de bir bebeğin varlığını yumurtalıklara bildirmek! Böylece yumurtalıklar faaliyetlerini durduruyor, cinsel istek azalıyor ve vajinal kuruluk başlıyor. Bir anlamda üç ay kadar bir süre süt vermek, yeni bir gebeliğin başlamasına engel oluyor. Op. Dr. Betül Görgen, bu yöntemin işe yarayabilmesi için gerekli kriterleri sıralamadan önce tüm bu koşullar sağlansa da koruyuculuk oranının yüzde 94’leri geçmeyeceğinin altını çiziyor. Buna göre;
• Anne sadece emzirmeli, ek gıda verilmemeli.
• Emzirme aralıkları dört saati geçmemeli ve pompa kullanılmamalı.
• Adet döngüsü başlamamış olmalı.

Sadece erkeğin korunması yeterli mi?
Yapılan araştırmalar, koruyuculuğu yüzde 100’e yakın korunma yöntemlerinin hep kadına ait olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla cerrahi dışında erkek için kesin etkili bir korunma metodunun henüz geliştirilemediğini belirten Op. Dr. Betül Görgen, “Her ne kadar modern doğum kontrol yöntemleri toplumda teşvik edilse de geri çekme, takvim metodu ve emzirme dönemi gibi güvenilirliği olmayan yöntemler halen oldukça yaygın olarak kullanılıyor. Özellikle geri çekme metodu, doğurganlığı kontrol etmek için kullanılan ve bilinen en eski aile planlaması yöntemi. Türkiye’deki kullanım oranı yüzde 26,2 olarak belirtiliyor ama istenmeyen gebeliklerin çoğunun arkasında da geri çekme metodu bulunuyor. Düzenli adet olan kadınlarda takvim yöntemi kabul edilebilir gibi gözükse de doğurganlık günleri değişim gösterebiliyor. Bu nedenle koruyuculuğu ve güvenilirliği düşük bir yöntem oluyor” diyor.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here