Ana Sayfa Röportaj Doktor ve sporcunun yaşamı birbirine benzer…

Doktor ve sporcunun yaşamı birbirine benzer…

1273240641-0

Türkiye’yi lazer miyop ameliyatlarıyla tanıştıran Doç. Dr. Bozkurt Şener, okul yıllarından bu yana iyi bir sporcu. Bu disiplinini iş yaşamında da sürdürüyor. Ameliyat öncesinde golf oynamıyor, yediğine içtiğine dikkat ediyor.”Biraz tatsız olabilir ama böyle yapmak zorundasınız. Çünkü doktorların yaşamı sporcularınkine benzer” diyor. 1273240641-0Doç. Dr. Bozkurt Şener’le röportaj yaparken aslında ne kadar farklı bir ‘doktor’ profili olduğunu öğrendik. Çalışmaları özellikle lazer ve katarakt cerrahisi üzerine olan Doç. Dr. Şener, meğer daha ilkokul çağında Türkiye çapında düzenlenen bir yarışmada ‘özel yetenekli’çocuklardan seçilmiş. Ancak onun tercihi tıp fakültesi olmuş. Yine de resme olan sevgisinden vazgeçmemiş. Bugün ağırlıklı olarak çağdaş Türk ressamlarının eserlerinden oluşan bir resim koleksiyonu var. Bu arada konuşma sırasında öğreniyoruz ki Doç. Dr. Bozkurt Şener, Avrupa Yakası’nın yaratıcısı Gülse Birsel’in de ağabeyi. Sanata yatkınlık demek ki bu ailede bir tesadüf değil, genetik bir özellik! Galatasaray Lisesi’ndeyken voleybol takımının kaptanlığını yapan, daha sonra Milli Takım’da da oynayan Şener, sporla bağını hiç kesmemiş. Gerisini isterseniz röportajdan kendiniz okuyun. Şener’e hem göz cerrahisiyle ilgili merak ettiklerimizi hem de bu spor tutkusunu konuştuk.

1992 mayısından bu yana lazerle ne kadar ameliyat yaptınız?
Önceleri sayıyorduk, sonraları sayamaz olduk. Ama tahmin ediyorum 50 bin göz civarında olmuştur.

Hollanda’da bir merkez açtınız. Neden böyle bir şeyi tercih ettiniz?
Amsterdam’da 2.5 yıldır bir merkezim var. Çok uzun dönem yurtdışından Türkiye’ye hastalar geldi. Hâlâ da geliyor. Bir ara baktım ki Hollanda’dan bana çok fazla hasta gelmeye başladı. Sonra oradan bana en büyük sayıda hastayı getiren kişiyle konuşurken sordum. ‘Ne kadar hasta Türkiyeye bana geliyor, ne kadarı da gelmek isteyip de gelemiyor’diye. Bunun üzerine yüzde 70 civarında hastanın gelmek isteyip de gelemediği ortaya çıktı.

Yoksa Hollandalılar’ın gözleri bizden daha mı bozuk?
Farklar var. Oran olarak hemen hemen bizimkiyle aynı. Yüzde 15 ile 20 arasında gözübozuk insan var orda. Fakat göz yapılarımız farklı. Yani Akdeniz ırkının gözyapısıyla Kuzey Avrupa insanının göz yapısı arasında çok fark var. Bilinen en büyük fark renk. Ama renk dışında onların çapı bizimkine göre küçük, gözlerinin yuvarlaklığı bizimkinden farklı, derinliği farklı.

Hollanda’daki hasta profiliyle buradakine bakarsak ne söyleyebilirsiniz?
Lazer cerrahi bir tür estetik cerrahidir. Aşırı istekleri olan hastalar her estetik cerrahide olur.
İyi görmenin dışında ne bekleyebilir ki bir hasta?
Görmekten çok bir dürbün olmayı isteyen insanlar da var! Ve bir dürbün yaratamazsınız. Siz iyi gören ya da gözlüğü kadar gören ama gözlüksüz bir hasta yaratabiliyorsunuz. Hollanda’da bize göre daha az kaprisli bir hasta grubu var. Daha kolay memnun oluyorlar ve daha da önemlisi memnun olduklarını belli ediyorlar. Bizde biliyorsunuz daha ‘pessimist’bir yapı vardır. Öncelikle mutsuzluklarımızı anlatırız. Orada daha çok mutluluklar anlatılıyor. O bakımdan daha kolay bir hasta grubu var Hollanda’da.

Lazerle göz ‘sıfırlanıyor’ deniyor, doğru değil mi?

Röportajın devamı Formsante’nin Mayıs 2007 sayısında…

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here