Ege Kökenli

“İstediğim şey söz konusuysa savaşçıyımdır.”
Başrolünde oynadığı sinema filmi “Aykut Enişte”yle büyük beğeni toplayan genç oyuncu Ege Kökenli’nin doğal karakteri hem yüzüne hem de çevresine yansıyor.

Röportaj: Deran Çetinsaraç
Fotoğraflar: Murat Sargın
Fotoğraf Asistanı: Zehra Sargın
Styling: Tülin Demir
Styling Asistanı: Ezgi Ağgül
Makyaç-Saç: Alp Kavasoğlu
Makyaç-Saç Asistanı: Çağrı Yarkaya

Çocuk yaşlarda kameralarla tanışan Ege Kökenli, ekran önünde büyümesine rağmen naifliğini koruyan genç ve yetenekli bir oyuncu. Alaylı olarak başladığı oyunculuk kariyerinde “Güneşin Kızları” dizisiyle dikkatleri üstüne çeken Ege’nin mayıs ayında vizyona giren filmi “Aykut Enişte”de canlandırdığı karakter, eleştirmenler tarafından da büyük beğeni aldı.

Türkiye’de çocuk oyuncu olmak nasıl bir şey?
Şu an sektör gerçekten çok büyük ve daha kurumsal hale geldi. Oysa benim başladığım zaman, yani ben sekiz-dokuz yaşlarındayken ortam bu kadar resmi değildi. Tiyatro kökenli oyuncularla birlikte çalışıyorduk ve sanki eğitim gibiydi. Alaylı olmak dediğiniz şeyi ben tam anlamıyla yaşamış oldum. ABD’deki çocuk oyuncu kavramı Türkiye’de pek olmadı.

Ailenizin desteği nasıldı?
Gerçekten o kadar çok istiyordum ki oyunculuğu ailem hep destekledi. Annem, “Ben senin şımarmayacağını hep biliyordum” diyor mesela. Hani çocuk yaşta oyuncu olup da şöhrete kapılarak davranışlarının bozulma riski olabiliyor. Ama ben hiç şımarık bir çocuk da olmadım, kardeş konusunda kıskançlığım da olmadı. Naif bir çocuktum. Evcilikten daha eğlenceli bir oyun vardı, bir de üstüne seni kameraya çekiyorlardı.

Her oyuncunun kariyerinde bir kırılma noktası olur, sizinki “Güneşin Kızları” mıydı?
Her oyuncunun yüzünün, duruşunun oturması ve oyunculuğunun evrilmesi biraz zaman alabiliyor. Güneşin Kızları’ndan önce de çok başarılı dizilerde oynadım ama doğru kombinasyon bu diziyle oldu demek ki. Hem Emre Kınay gibi deneyimli oyuncuların olması hem de doğru senaryo ile projenin bir araya gelmesi bu diziyi parlattı. Ben de bu diziyle kendimi daha iyi tanıdım, çocukluktan genç kızlığa geçiş yaptığım bir dönem yaşadım.

Yakın zamanda sizi yeni bir projede izleyecek miyiz?
Şu an vizyonda olan “Aykut Enişte” filmim var. Gerçekten çok eğlenceli bir iş yaptık, güzel geri dönüşler alıyoruz. Bir de Yasak Elma dizisine dahil oldum. Bir aşk hikayesi ile sezona devam edeceğiz inşallah.

Oyunculuğun dışında gerçekleştirmek istediğiniz başka bir hayaliniz var mı?
Bence bu soruyu kime sorarsanız sorun, mutlaka aklında bir projesi veya hayali vardır. İşimi çok seviyorum ama kendimi 70 yaşında hala uzun saatler çalışırken görmüyorum. Bu yüzden gençlerin de önünü açabilecek bir proje yapmak isterim. Ayrıca dijital dünyanın içerisinde yer alıp, belki yazarak yaratım yapabileceğim şeyler olabilir.

Sosyal medyada çok fazla takipçiniz var, çok vakit harcar mısınız yeni post girerken?
Takipçimin fazla olmasını kesinlikle kullanım biçimime bağlıyorum. Açıkçası ben bu platformu kendim gibi kullanmayı seçtim, yani oraya bakıp da farklı bir Ege görmüyorsunuz. Ama post’un altına yazı yazmak gerçekten en zorlandığım şey… Bazen saçma sapan şeyler yazıyorum sonra bir bakıyorum en çok onlar beğenilmiş. Hatta bir defasında “Ne yazacağımı bilmiyorum onun için bunu yazdım” diye belirtmiştim. Bu tarz şeyler daha fazla like’lanıyor çünkü sanırım daha samimi bulunuyor.

Küçükken oldukça fazla spor yapmışsınız, sizce şu anki fiziğinize etkisi var mı?
Babam eski basketbolcu annem de yıllarca üniversitenin basket takımında yer almış. Sporla iç içe bir aileden geldim. Dört yaşında baleye başladım, iki sene bale yaptıktan sonra basketbola devam ettim. Voleybol, hentbol oynadım, atletizm yaptım. Kısa mesafe koşucusuydum hatta teklif almıştım. Lise çağlarındaydım ve profesyonel spor hayatı fazla ilgimi çekmiyordu. Spor yapmayı çok severim, yıldızımın barışmadığı kısım spor salonlarında olmak. Metal aletlerin üzerinde kendimi yürürken düşünemiyorum. Ege gel maç yapalım, basketbol oynayalım derseniz, atlar gelirim. Bu ara tenis oynamayı öğrenmeyi çok istiyorum.

Yediklerinize dikkat eder misiniz?
Bu konuda şanslıyım çünkü ailece fast food sevmeyiz, tüketmeyiz. Börek, çörek, hamur işi de pek bana göre değil. Bunların yerine salata ve sebze severim. Dolayısıyla beslenmeme fazla dikkat etmesem de sevdiğim besinler açısından şanslıyım. İnsanlar kilo vermek için karabuğday yer, ben onu sevdiğim için yerim. Bir de kapı komşum Umay Villa olduğu için her konuda danışabileceğim birine sahibim. Hem gerçekten işinde başarılı, hem de çok tatlı bir insan. Mesela çekime gelmeden önce Umay’dan ödem atmama yardımcı olacak bir kür istedim, sağolsun bana harika bir çorba gönderdi.

Mutfağa girmeyi sever misiniz?
Bayılırım. En sevdiğim şey yemek yapmaktır. Bence güzel de yaparım…

En çok hangi tür dizi veya filmleri izlemeyi seversiniz?
Bilimkurgu türü işlerden çok hoşlanıyorum. En son “Dark” dizisinden inanılmaz etkilendim, ikinci sezonunu iple çekiyorum. Zaman yolculuğu belki uçuk gelebilir ama ben inanıyorum olabileceğine. “Sense 8” de hikayesi çok güçlü ve cinsiyetlere, insanoğluna bambaşka bir açıdan bakıyor. Ve en önemlisi aşk her yerde aşktır.

Yaz insanı mısınız, kış insanı mı?
Kesinlikle yaz. Yaz Ege’si ile kış Ege’si taban tabana zıt. Mart doğumlu olmama rağmen İstanbul’un dört mevsim yaz olmasını isterdim. Yaz mevsiminin kokusu bile güzel, insanın içi cıvıl cıvıl oluyor. Depresif, karanlık gri hava beni boğuyor. Kat kat giyinmekten de hiç hoşlanmam.

Peki hırslı bir kadın mısınız?
Hırslı değilim desem yalan olur. Herkesin hırsları olmalı hayatta. Yaşım ilerledikçe mesleki açıdan hırslansam da daha sakin kalabiliyorum. Yani zaman geçtikçe hırsınızı yönetmeyi de öğreniyorsunuz. Azimli, çalışkan biriyim; bir şeyin olmasını istiyorsam dört elle sarılırım. İstediğim şey söz konusuysa savaşçıyımdır.

Çevrenizdeki insanların enerjisi sizi etkiler mi?
Bilmiyorum burçlara inanır mısınız ama ben balık burcuna yengecim. Etrafımdaki insanların enerjisini hüp diye emerim. Diyelim siz bugün buraya düşük modda gelin, sizinle konuştuğum an benim de modum yerle bir olur. Tüm dert sanki benim üstüme gelir.

Ege’nin hallerini sormaya devam edelim o zaman, aşık Ege nasıl bir kadındır?
Herhalde yine burcum yüzünden duygularımı yoğun yaşıyorum. İnsanların önünde ağlamayı hiç sevmem ama sevincim ve öfkem apaçık belli olur. Öfkeyi daha çok kontrol etmem gerekebiliyor. Oysa ki sevinç, etrafa da güzel enerjiler yayabildiğiniz bir duygu. Hele de aşık olduğunuz zaman bunu sınırsızca yaşayabilmelisiniz.

Sevgiliniz oyunculuğunuzla ilgili neler düşünüyor?
Ben ona oyunculuğumla ilgili ne düşündüğünü sorduğumda o sadece “Burada çok iyi görünmüşsün” şeklinde yaklaşıyor.

Ruhunu doyurmak için gezmeyi seven tiplerden misiniz?
Aynen öyle. Bazısı alışverişi sever, kendine ödül olarak yeni bir çanta veya ayakkabı alır. Yeni bir eşya bana o hissi vermiyor. Oysa yeni bir yere gitmek, başka insanlar tanımak beni çok heyecanlandırıyor. Dünyaya başka pencerelerden bakabilmek çok önemli.

İstanbul olmasaydı nerede yaşamak isterdiniz?
Geçenlerde ilk defa Barselona’ya gittim ve burası kesinlikle yaşanılacak yer dedim. Paris de kendine has tarzıyla yaşayabileceğim yerlerden biri.

Doğallık sizin için önemli mi? Kişisel bakımınızda buna dikkat eder misiniz?
Saçlarım daha açık sarıydı, bir süredir boyatmayı bıraktım ve doğal rengimi kullanıyorum. Kendi rengime dönünce acayip farketti, eskiden saç kremi kullanırdım; şu an hiç ihtiyaç duymuyorum. Yoğun makyaj ve ışıktan cildim biraz yıprandı, sanırım ben de ihmal ettim. Bilmiyorum doğru mu ama ben bazen vücudumuzu nadasa bırakır gibi kendini yenilemesi için dinlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Son olarak anne-babanız diş hekimi. Dişleri fırçalamadan yattığınız oldu mu hiç?
Tabii ki oldu ama annem çok sinirlenirdi.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here