Egoyu serbest bırakın

19112013 ego1

Hayatımız aslında çok kolay olabilir. Tabii egomuzu serbest bırakmayı başarırsak… Çünkü egonun kulaklarımıza fısıldadıkları dengemizi bozuyor, bizi öfkeli, kızgın ya da üzgün hale getiriyor.

Bu durumu hayal etmeye çalışın: Kardeşiniz sizi bir etkinliğe davet ediyor, siz de hafta sonu meditasyon kursuna katılacağınız için gelemeyeceğinizi e-posta yoluyla bildiriyorsunuz. Kardeşiniz “Sorun değil, o zaman biz de rahat rahat konuşabileceğiz” şeklinde cevap veriyor. Ve gülen surat eklemeyi de ihmal etmiyor. Şaka yaptığını anlar mısınız? Yoksa kırılır mısınız? “Demek ki herkes çok fazla konuştuğumu düşünüyor. Anlaşılan o ki beni sevmiyorlar. Küçükken de sürekli çenemi kapatmam gerektiğini söyleyip duruyordu zaten” gibi karanlık düşüncelere mi kapılırsınız? Ona kötü bir cevap mı gönderirsiniz? Yoksa olup bitenleri konuşmadan huzura kavuşamaz mısınız?

 

Hemen yargılamayın!

Kişisel gelişim koçu Rick van Asperen’e göre, önceki sayfada saydığımız tepkiler ego tatmini ve halüsinasyondan başka bir şey değil. Kardeşiniz aslında bir şaka yaptı, siz de buna gülebilirdiniz. Ama duygularınız bir olayı hatırladı. Bu durumu geçmişteki bir deneyimle bağdaştırıyorsunuz. Mantığınız ise olumsuz tabloyu tamamlıyor. Ve bir anda yeniden yedi yaşındasınız. Aklınızdan şu düşünce de geçebilirdi: “Harika, gelemeyeceğim için bana kızmıyorlar.”

Seçim sizin. Ancak verilen cevabın farklı bir biçimde yorumlanması hiç de kolay değil. Kendinize “Evet bu doğru, çok açık sözlüyüm. Benim ilgi odağı olduğumu düşünüyorsa da bundan ben sorumlu değilim. Belki bir dahaki sefere ona daha fazla söz hakkı tanıyabilirim” de diyebilirsiniz.

Rick van Asperen, ego tatminini şöyle açıklıyor: “Gerçeği, eski acıların oluşturduğu bir duvak arasından görüyoruz. Bastırılmış duygular, kanılar ve özlemlerin tümü en derinimizde yatıyor. Kritik durumlarda da ortaya çıkıyor. Tamamen bilinçsiz bir şekilde. Örneğin eşimize gösterdiğimiz öfkenin, çocukluğumuzda hazmedemediğimiz bir deneyimden kaynaklandığını fark etmeyiz. Eski ego motifleri bizi yanıltıyor.”

Ancak bu ego tuzağından kurtulmanın bir yolu var. Rick van Asperen, başkalarının gösterdiği tepkileri yargılamamanızı ama bunları dikkatli bir şekilde incelemenizi öneriyor. Bir kişinin söyledikleri ya da yaptıklarının arkasında hangi ihtiyaçların saklandığına bakmak gerekiyor. Bir örnek verelim: Annenizin sizi aradığında “Yaşıyor musun?” demesinden nefret mi ediyorsunuz? “Benimle konuşmak istiyorsan, sen neden aramıyorsun?” şeklinde düşünüyor olabilirsiniz. Belki de anneniz sizinle daha sık iletişime geçmek istiyor ama bunu söylemekten çekiniyor. Siz de annenizi daha sık arayabilirsiniz. Rick van Asperen’in ego tedavisi, Budizm’den ilham alıyor. Fakat tedavinin amacı, her şeyi bilen ve her şeyi affeden biri olmak değil. Net bir şekilde iletişim kurmayı öğrenebilirsiniz. Sadece başka insanlarla değil, kendinizle de. Birisi sizi güya incittiğinde veya saldırdığında, verilen mesajın altındaki anlamı çözmeye çalışabilirsiniz. Bunu başardığınızda yüzeyi kıracak ve daha net göreceksiniz. Duygusal tepki vermeden önce sakinliğimizi koruduğumuzda, bazı durumları yanlış değerlendirdiğimizi anlarız ve öğreniriz. Böylece kendi mutluluğumuza engel olduğumuzu da görürüz. Duyular, insanları birçok kez yanıltabilir. Bazı şeyleri aslında var olmadıkları halde varmış gibi hissedebilir, aslında var olan şeyleri ise görmezlikten gelebiliriz.

 

Çocukluğumuzun motifleri

Rick van Asperen ve ekibi, kişiliğimizin düşünce ve kanılardan oluşan karmaşık bir yapı olduğuna inanıyor. Kişiliğimiz gerçeğe değil, kendi imajımızı nasıl gördüğümüze dayanıyor. Egoyu yanıltan yedi hassas ego “kancası”; düşünceler, duygular, davranışlar, ses tonu, duruş, mülk ve paradan oluşuyor. Yaşadığımız olaylara dayanan hikayeler yaratıyoruz. Belirli bir durumda, örneğin bir toplantıda, kendinizi bir anda ezik hissedersiniz. Zihninizde “Daima kaybeden benim” düşüncesi belirir. Aslında çoktan unutulmuş gibi görünen olaylar kendinizi bugün kötü hissetmenize yol açan programları harekete geçirir. Yaşam sevincinden uzaklaşırsınız. Egonuz sizi gereksiz acılarla dolu bir yolculuğa çıkarır. Bu durumda sadece iki davranış alternatifiniz vardır: Kendinizi ya aşağılarsınız ya da yanınızdaki kişileri alt etmeye çalışırsınız.

 

 

Her şey illüzyon

Hepimiz belirli deneyimlerle şekillendiriliyoruz. Yedi ego “kancası” ile kendinize göre bir kimlik oluşturursunuz. Kimliğiniz gerçeğe veya ihtiyaçlarınıza değil, kendinizi nasıl gördüğünüze ve bağlı olduğunuz kişilere dayanır. Bu imaj; söylediklerinizle, başka insanlarla olan ilişkilerinizle, hatta para harcadığınız nesnelerle pekiştirilir. Böylece zamanla bir hikaye dizisi meydana gelir. Ve bu hikayelerin tümü sadece belirli düşüncelere dayanır. “Ego striptizi” ise boşaltmakla ilgilidir. Kendinizle ilgili anlattığınız hikayelerden uzaklaşırsınız. Hayal ürünü olan o kişiye elveda deyip aslında hep olduğunuz kişi haline gelirsiniz. Bunu başarmak için, belirli şeylerin ancak siz ona anlam yüklediğiniz için anlamlı olduğunu kavramanız gerekir. Günlük yaşamda sürekli kendimiz veya başkaları hakkında ürettiğimiz fikirleri savunmaya ve haklı çıkarmaya çalışırız. Bu nedenle kendimizi aşağılarız ya da başkalarına hükmederiz. Ancak bütün hikayelerimizin ve yorumlarımızın hayal gücümüzün ürünü olduğunu anladığımızda egomuzu “soymaya” başlayabiliriz. Belki de o zaman gerçek ihtiyaçlarımızı keşfedip, bilinçsiz olarak hep özlemini duyduğumuz hayatı yaşayabilmek için stratejiler geliştirebiliriz. Birlikte yaşadığımız insanlara da aynı şansı tanırız.

Örneğin, arkadaşınız sizi hafta sonu arıyor ve birlikte alışverişe çıkmak için ısrar ediyor. Tek başına gitmek istemiyor ve eğlence arıyor. Fakat dinlenmeye ihtiyacınız var. Bu noktada her iki ihtiyacı karşılamak için bir çözüm bulmaya çalışabilirsiniz. Arkadaşınıza öğleden sonra alışverişe çıkmayı teklif edebilirsiniz. Böylece öncesinde dinlenmek için fırsatınız olur. Ya da arkadaşınıza başka biriyle alışverişe çıkıp akşam da bir kadeh şarap için size uğramasını önerebilirsiniz. Hayatınızı kendi ihtiyaçlarınıza göre şekillendirmek size uçuk bir fikir gibi mi geliyor? Aslında bu yöntem her şeyi kolaylaştırır. Ego tuzağına düşenler, başka insanların kendilerinden beklediği hayatı yaşar. “Ego striptizi” ise sizi gerçekten değerli olan şeylere, gerçek ihtiyaçlarınıza ve yaşam sevincine yaklaştırır.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here