Enerjinizi mutluluğa dönüştürün

01112014 poz01

Enerjiyi kullanarak ruhsal ve fiziksel iyileşme sağlayabileceğinizi biliyor musunuz? Renklerden kristallere enerji akışını sağlayan beş pratik yöntemle hayatınızdaki blokajları kaldırın.

Titreşimsel iyileştirme olarak da adlandırılan enerji tıbbı, vücudu hareketlendiren çakralar, meridyenler ve biyomanyetik alanlar üzerinde çalışıyor. Çin tıbbı ve ayurveda gibi eski felsefelere göre bu sistemler duygusal ve zihinsel stres, sarsıntı, batıl inançlar, çevresel ve psikolojik stres ile kendinizi geliştirmenin önündeki engellerden dolayı bloke olabiliyor. Enerji blokajları inanca bağlanabiliyor ve vücudun ortalamanın altında çalışmasına neden olarak hastalığa yol açabiliyor. Enerji ile iyileştirme teknikleri bu engelleri temizlemeyi ve vücuttaki dengeyi yeniden sağlamayı hedefliyor.

1998’den beri Natura Care College’da enerji ile tedavi eğitimi veren Margaret Spicer, zihin-vücut bağlantısını birçok açıdan incelediklerini ve aslında nasıl olduğumuzun ne düşündüğümüzle ilişkili olduğunun belirlendiğini söylüyor: “Eğer ben size öfke ve korku içinde olduğunuzu söylersem, vücudunuzda bir yer bunu doğru bilgi olarak kabul ediyor. Doğru sandığınız bu bilgiyi uzun yıllar boyunca saklı tutarsanız da zamanla vücut sağlınız etkileniyor. Vücudunuzun enerji sisteminde denge sağlandığında ise zihin, vücut ve ruh iyileşebiliyor.”

Eskilerin bir bildiği olmalı ki bilim de bu konuda geri kalmıyor. 1970’lerde Kaliforniya Üniversitesi’nden Prof. Dr. Valerie V. Hunt enerji alanı bozukluklarının hastalık ve duygulara bağlı olduğunu gösterdi. Biyofizik ve biyoloji alanlarında bilgisi olan ABD’li Profesör James L. Oschman enerji tıbbının işe yaradığını göstermek amacıyla “Enerji Tıbbı: Bilimsel Kaynak” adlı bir kitap yazdı. Oschman’a göre bir insan vücuduna dokunduğunuzda aslında karmaşık bir web ağında birbirine bağlanan moleküllerden oluşan bir sisteme dokunuyorsunuz.

Spicer ise bu tanımı daha sade biçimde ortaya koyuyor: “Eğer ağaçtan bir elma koparıp aylardır buzlukta duran bir başka elmanın yanına koysaydım aralarındaki farkı söyleyebilir miydiniz? Çoğu kişi evet der ve ağaçtan koparılmış olan elmayı tercih eder. Neden? Çünkü iki elma da hala aynı mineral ve vitaminlere sahip olsa da bir de ölçülemeyen bir enerji var ki kişiye seçimi taze elmadan yana yaptırıyor.” Anlatacağımız beş yöntem enerjinin iyileştirici gücünü kullanmanıza yardım edebilir. Bir uzmana danışmanıza gerek yok. Çünkü siz kişisel dönüşümünüz için ihtiyacınız olan her şeye sahipsiniz.

 

RENK TERAPİSİ

İnsan gözünün gördüğü her bir renk, dalga boyu, frekans ve bir miktar da enerji yayıyor. Renklerin enerji sistemimizde birtakım gizli etkileri de oluyor.

Eski Mısır’dan elde edilen bilgilere göre, renkleri seven bu toplum, bunu tedavide kullanıyordu. 1500’lü yıllara gelindiğinde ise Avrupalı fizikçi Paraselsus, ışık dizilerinin gücünü savunuyordu. Renklerin etkilerini inceleyen araştırmacılar, Alexander Scahauss’un 1970’li yılların son döneminde yaptığı pembe cezaevi deneyi gibi, renklerin insanların duygularını ve onların refahını etkilediğini ortaya koydu.

Şifa uzmanı Barbara Pritchard ise 1995 yılından bu yana renk terapisiyle ilgileniyor. Pritchard, renklerin üç aşamada görev yaptığını düşünüyor:

1-Bizi doğaya bağlar.

2-Bizi duygularımıza bağlar.

3-Bizi kültürümüze bağlar.

Değişim için renkler

Pritchard rengin gücüne dair iki teknik öneriyor:

– Bazı renklerin evrensel etkileri var. Kırmızı bizi kızgın ya da güçlü, mavi ise sakin hissettiriyor. Eğer kötü düşüncelerle etkilendiğinizi hissederseniz, kendinizi deniz kenarında sakinleştirici mavi veya besleyici pembe renkle düşünmeye çalışın.

– Gözünüzde, altın bir sütunun yanında toprağın üzerine uzandığınız bir resim canlandırın. Başınızın üzerinden akan altın enerji akışını düşünün. Bu durum bağlantı duygusunu getiriyor ve yaşamınızdaki korku gibi engelleri yolunuzdan kaldırmaya yardımcı oluyor.

 

KRİSTAL İLE TEDAVİ

Milattan önce 1500’lerden beri şifacılar kristallerin enerji etkisini biliyor. Bugün güneş pilleri ve transistörler gibi modern icatlarda geniş ölçüde kullanılsa da bilim henüz zihin-beden faydalarını açıklayamıyor. Nasıl mı çalışıyorlar? Her kristal düzenli bir yapıda tekrar eden, sürekli elektromanyetik bir maddenin yayılmasını sağlayan bir molekülden meydana geliyor. İnsan vücudu ise her biri farklı titreşen binlerce molekülden oluşuyor. “Kristal İle İyileştirmenin Resimli Elementleri” adlı eserde Simon Lilly vücudu bir orkestraya benzetiyor. Vücut gergin olduğunda titreşimler akortsuz bir enstrüman gibi uyumsuz oluyor. Vücudun enerji alanlarına bir kristal eklemek ise “diyapazon” gibi davranıp, uyumsuz titreşimleri harmonisine geri yönlendiriyor.

Sağlıklı yaşam blogger’ı Jess Ainscough, altı yıl önce kanser teşhisi konduğunda kristalleri keşfetti. Bir arkadaşı ona iyileşme, cesaret ve yüreklilik kristalleri aldı. Ainscough o günleri, “Bana garip bir şekilde rahatlık verdi. Kendime yardım etmek için bir şey yapıyormuşum gibi hissettim” sözleriyle anlatıyor. Şimdi ise kristalleri güzelliklerinden dolayı evine serpiştiriyor. Bolluk için masasında sitrin, elektromanyetik radyasyondan uzak durmak için bilgisayarının yanında florit, yatak odasında sevgi özelliğinden pembe kuvars ve ruh hali için de ametis taşı tutuyor: “Kristallerin vücudumun iyileşmesine yardım ettiğini söyleyemem ama kendimi bunlar gibi güzel, güçlü şeylerle çevrelemek kesinlikle iyileşmemde büyük rol oynadı” diyor.

Değişim için kristal

Jess Ainscough, bir kristal mağazasına gidip, sizi kendine çekenlere dikkat ederek etrafta dolaşmanızı öneriyor: “Kristaller hakkında hiçbir şey bilmiyorum ama hangileri tarafından çekildiğimi biliyorum. Anlamları her zaman ihtiyacım olan şeyle eşleşiyor.”

Simon Lily ise kuvars kristallerini vücudunuzu ve ruhunuzu şarj etmek için nabız noktalarına yerleştirmeyi öneriyor. En geniş yüzeyini cildinize tutun ve güneş ışığını kristalden geçirerek vücudunuzun içine çektiğinizi hayal edin. Bunu direkt gün ışığında yaparak aldığınız enerjiyi artırın.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here