Ana Sayfa Pozitif Enerjinizi yatağa gönderin

Enerjinizi yatağa gönderin

Cinsellikte sadece bedenlerin değil ruhun, düşüncelerin ve enerjinin birleşimi sonsuz hazzı da beraberinde getiriyor. Cinsel enerji aktarımı çiftlerin birbirlerine dokunmadan dahi mutlu olmalarını sağlarken eril ve dişil dengeleri de sabitliyor. Peki yataktaki bu enerji aktarımı nasıl sağlanıyor ya da yataktaki mutluluğun formülü enerjilerin aktarımıyla nasıl ortaya çıkıyor?

Cinsel enerjiyi tanımlamak için aslında önce cinselliğin ne olduğu üzerinde durmak gerekiyor. Cinsellik, sevişme arzusunun eylemsel ifadesidir. Bu ifade, fiziksel aktiviteleri ifade ettiği kadar duygusal ve ruhsal anlamda da içerik taşıyor. Kuantum Düşünce Teknikleri Uzmanı Asu Sevil Pakdil, “Üreme ve yaşam döngüsünün devamını da kapsayan bir biyolojik sonuçla bitme olasılığını da göz önüne aldığımızda, cinsellik, ruhsal bir varlık olan insanı, en basit hayvansal konumuna yaklaştıran bütünleşik bir yaşam dürtüsüdür” diyor. 

Bu noktadan hareket edildiğinde, cinsel enerjiyi, en temel enerji olarak ifade etmek mümkün. Spiritüel bakış açısıyla, yaratılış enerjisi, sevgi enerjisi anlamına geliyor. Cinsel enerji ise yaratanın temel sevgi enerjisine en çok yaklaşmamıza kaynaklık eden ve kapı açan enerji olarak görülüyor. Bu nedenle cinsel enerji, unuttuğumuz, “Bir” olmaktan gelen, Tanrısal varoluş enerjisi olarak tanımlanabiliyor.

Cinsel enerji aktarımı 

Var olan her şeyin bir enerji alanı bulunuyor ve bu alanlar az veya çok birbiriyle etkileşim halinde oluyor. Diğer yandan, tüm evren bir enerji okyanusu ve bu enerji de sürekli bir döngü içinde, değişim ve dönüşüme uğrayarak akıyor. Enerji aktığı sürece sorun yok ve her şey dengede oluyor. Sorunlar ise enerjinin akımının kesilmesiyle, akım yollarının tıkanmasıyla başlıyor ve tekrar akım sağlanana kadar da öylece kalıyor.  

Ruhsal bir varlık olan insan için ise dengede olmaya yaklaşmak ve enerjinin sürekli akışta olması, ilerleyebilmek için en önemli unsur. Yin ve Yang dengesi bunu en iyi özetleyen yaklaşım. Karşıtlığın dengesi üzerine kurulu felsefede, sürekli bir döngü var ise denge de var. Karşıtlar, birbirlerinde kendi özlerini de barındırıyorlar ve sürekli döngü halinde, kendi özüyle de karşılaşan, bütünleşen, birleşen karşıtlar, varoluş anını yaşıyor. Birleşiyorlar ve bir oluyorlar. 

Asu Sevil Pakdil, “Cinsel enerji aktarımı, dişil enerji (Yin) ve eril enerjinin (Yang) bir olma yolunda, birbirlerinin eksiğini tamamlayacak enerji aktarımını sağlayacak, en temel ve basit yol. Bu aktarım, temel ve muhteşem meditasyon çalışması ile diğer anlamıyla da bir ibadet. Meditasyon yapma amacımızın, zaman ve mekandan bağımsızlaşarak, tüm düşüncelerden beyni temizlemek ve olabilecek en üst düzey hiçlik mertebesine yaklaşmak olduğunu anımsarsak, cinsel enerji aktarımı sırasında yaşanacak orgazm duygusu ve anı, en güçlü ve aynı zamanda keyifli meditasyon çalışması olacaktır” diyor.

Hangi durumlarda cinsel enerji aktarımı yapılıyor?

Temel olarak, her iki kişinin de, cinsel enerji aktarımı sırasında, birlikte, bir olma farkındalığında olması ideal bir aktarımı sağlıyor. Pakdil, “Gerek kadim bilgilerin, gerek kuantum düşünce tekniklerinin, gerekse varoluştan gelen dualitenin bize ifade ettiği eril ve dişil enerjilerin birbiri içinde eriyerek, hiçlik noktasında bir olması arzulanan bir aktarım şekli. Ancak şunu da belirtmeliyim, zaman zaman fiziksel olarak erkek ya da kadın bedenlerine sahip kişiler arasında da, kendi cinslerine sahip eşlerle kısıtlı cinsel enerji aktarımı da söz konusu olabiliyor. Bu durum, kişilerin ruhsal varlıklarıyla bedensel varlıkları arasındaki göreceli uyumsuzluktan ve bu durumu deneyimlemek istemelerinden kaynaklanan istisnai bir durumdur” diyor.

Tanrısal varoluş enerjisi

Asu Sevil Pakdil, “Neyi unutmadık ki? Ruhsal, Tanrısal bir varlık olduğumuzu unuttuk. Varoluş nedenlerimizi, nereden gelip, nereye gittiğimizi, kaynaktan gelen ve özümüzde olan yeteneklerimizi, yapabileceklerimizi, hepsini unuttuk. Sevgi enerjisinden yaratıldığımızı ve cinsel enerjinin de temel enerji olduğunu unuttuk. Şöyle bir örnek verebilirim; küçükken, üç yaşında, 5-8-11 yaşlarınızda kurduğunuz hayallerinizi anımsıyor musunuz? O yaşlarda sahip olduğunuz yaşam ve dünya algınızı hatırlıyor musunuz? Bugün hala hepsine sahip misiniz? Yoksa, ‘Saçmalama, ayakların yere bassın, hayalperest, o kötü, çirkin, bu iyi, güzel’ gibi aileden, yakın çevreden, öğretmenlerden, inançlarımızdan gelen yönlendirmeler ve baskılarla pek çoğundan vazgeçip, unuttunuz mu? Cinselliğimizi ve cinsel enerjimizi hakkıyla kullanmayı da bu şekilde unuttuk” diyor. Yaratılışımızdan bu yana geçen zaman içinde, gerek toplumsal yapının getirdiği genel geçer yargıların sonucu olarak, gerekse ve çokça da dinsel motiflerin yoğun baskısıyla, cinsellik ve cinsel enerjimizi hakkıyla kullanmak “ayıp, günah” gibi bir kodlama nedeniyle unutuldu. Pakdil’e göre; neyse ki, bugün, dünyanın değişen enerji alanı, biz insanların yükselen titreşim frekansının getirdiği farkındalık düzeyiyle yeniden anımsamaya başlıyoruz ve bu durum, her geçen an daha fazla bireye etki edebiliyor. Bunun sonucunda da, anımsanan ve özde olan cinsel enerji aktarımı, tekrar kendi anlamını buluyor.

22092014 poz02 Adım adım cinsel enerji aktarımı *

– Öncelikle, bu yaşam deneyiminden beklentinin farkındalığında olmak gerekiyor. 

– Bu amaca ulaşmak bir süreç ve hemen her şey için olduğu gibi bunun için enerjiye ihtiyaç duyuluyor. 

– Bu aşamada, cinsel ilişki için önce hazır hale gelinmeli. Çünkü enerji akmak ister ve akarsa sorun yok. Enerjinin akması için ise gerekli çalışmaların, çakra ve negatif inanç temizliklerinin yapılması gerekiyor.

– İkinci aşama ise eş seçme aşaması oluyor. Kendi ihtiyaçlarınızı tamamlayacak bir eş seçmeniz gerekiyor. Neye ihtiyacınız var ise, bilinçaltınız sizi ona uygun bir eşe yönlendirecektir. Tabii karşı tarafı da size. Bu bazen aşk ile olur bazense çok güçlü bir cinsel çekim ile. 

– Hislerinize güvenin, onlar sizi yanıltmaz.

– Sonrasında ise tüm düşüncelerden, inançlardan, önyargılardan kurtulup, yalnızca anı yaşamaya odaklanmak, en temel enerjiyi en temel haliyle ve hakkıyla yaşayabilmek için, an’da kalabilmek gerekiyor. 

– Bu durum devam ederken, kök çakradan Ateş Yılanı’nın harekete geçtiği ve kundalini enerjisinin hızla yükselerek, çakralar boyunca Bir’e doğru koştuğunu hissedebilirsiniz.

– Ve sonunda orgazm anıyla, zaman ve mekandan kopma, hiçlik duygusu, Birlik olgusunun yoğun farkındalığı yaşanıyor. Erkek, dinlenmek isteyecektir, kadınsa şefkat. Her ikisi de ihtiyacı olanı alıyor.

Bir tarafta eksik enerji aktarımı olursa…

Böyle bir durumda yaşanacak olan kaçınılmaz olarak, hayal kırıklığı, gerginlik, doyumsuzluk, sinirlilik, öfke, anlaşılamama duygusu ve umutsuzluk. Aktarımı alamayan tarafta, enerji açlığının devam etmesi de ayrı bir sorun olarak kalıyor.

Cinsel enerji aktarımı hangi sorunlara iyi geliyor?

Genel olarak, cinsel enerjinin aktarımı ve cinsel birleşme, enerjinin akmasını sağladığı için, enerjinin tıkanmış olmasından doğacak sorunların oluşmasına zaten izin vermemiş oluyor.

Asu Sevil Pakdil, “Kısaca sayarsak, en başta genel bir memnuniyet ve hoşluk halinin sürekliliğini sağlar, mutsuzluğun panzehridir. Kilo problemini çözmeye yardımcı olur, bağışıklık sistemini güçlendirir, uykusuzluk problemini ortadan kaldırır, kalp-damar ve hareket sistemi üzerinde olumlu etkiler yapar, yaşlanmayı geciktirir, hamilelerde sağlıklı bir dönem geçirilmesine neden olur, adeti düzenler, kasları güçlendirir ve yeni cinsel birleşmeler ve enerji aktarımları için daha uygun altyapı hazırlanmasına yardımcı olur” diyor.

Kuantum ve cinsellik

Temel olarak, diğer sorunlar gibi, cinsel sorunların da bilinçaltımıza kazınmış negatif çekirdek inançlarımızla direkt ilgisi bulunuyor. “Cinsellik ayıptır, pistir, günahtır, o yapılmaz, bu yapılmaz” gibi toplumun genel ahlak değerleri ve inanç sistemlerinden gelen etkilerin yarattığı negatif çekirdek inançlar, sınırlı, keyifsiz bir cinsel yaşama neden olur. Bu bilinçaltı negatif çekirdek inançlar, alınacak danışmanlık ve kuantum düşünce tekniklerinin uygulanması ile giderilebilir.

Negatif çekirdek inançların giderilmesi sonucunda, enerjinin doğal akışına kavuşmasıyla beraber zaten daha doyurucu bir cinsel yaşama kavuşulur. En çok karşılaşılan sorun, eril ve dişil enerjilerin olması gerektiği kadar güçlü olmamasıdır. Buradaki eril ve dişil enerjinin, erkek ve kadın arasında beklenen dengeli durumda olmaması bir numaralı cinsel bozukluk nedenlerindendir. Bu durumda da, cinsellik bırakın sınırsızca yaşamayı ancak ucundan kıyısından yaşanır bir olgu haline gelir.

Pakdil, “Cinsellik, çiftler arasında sınırsızca yaşanmalıdır. Çalışmalarla bilinçaltının oluşturduğu sınırlar ortadan kalkınca, sevişmeler sınırsızlaşır ve renklenir. Sevişme tüm inançlardan ve önyargılardan arınmış halde gerçekleştiğinde amacına ulaşacaktır. Bu çalışmalar sonucunda, kadın da erkek de, karşısındakini çok daha farklı bir bakış açısıyla görmeye başlar ve o zamana kadar yapmadığı veya kendisine yapılmayan sevişme oyunlarının tadını çıkartabilir. Tabii şunu da söylemeliyim, cinsel enerji aktarımı için her defasında tam bir cinsel birleşme olması şart değildir. Elbet, orgazm anı en yüksek aktarımı sağlayan durumdur. Ancak, sevgi enerjisinin doluluğuyla tutulan eller, okşamalar, sarılmalar, erotik bakışlarla küçük dokunuşlar, sözler ve ateşli derin öpüşmeler de cinsel enerjinin aktarımına katkıda bulunur” diyor. 

Yazı: Nilgün YILDIZ

Pozitif Dergisi Sayı 5

 

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here