Erken teşhisi ihmal etmeyin kanserden korkmayın

Kanserin tedavisinde en önemli başarıyı erken teşhis getiriyor. Teknolojik yöntemlerden patoloji alanında yaşanan gelişmelere kadar elde edilen tüm başarılar, hastaların kanseri korkusuzca yenmesini sağlıyor.

Nisan ayının ilk haftası kansere karşı farkındalık yaratmak için “Kanser Haftası” olarak anılıyor. Amaç, hastalığın tedavisinde erken teşhisin ne kadar önemli olduğunu vurgulamak. Biz de Koç Üniversitesi Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Selçukbiricik’e kanserde erken teşhisin önemini ve son zamanlarda bu konuda elde edilen gelişmeleri sorduk.

Kanserin tedavisinde erken tanının önemi nedir?
Kanser, DNA hasarı sonucu hücrelerin kontrolsüz veya anormal olarak şekil değiştirmesi, büyümesi ve çoğalmasını ifade ediyor. DNA hasarı ve hücrelerin mutasyonu normal şartlar altında olmasına rağmen programlı hücre ölümü adını verdiğimiz “apoptoz” sayesinde bu hücrelerden kurtuluyoruz ve günlük yaşamımıza hücre düzeyinde devam ediyoruz. Gerek apoptozun bozulması, gerekse de mutasyoner değişikliğin olması kanser gelişimi ile sonuçlanıyor. Kanser oluştuktan sonra vücutta yerleştiği organ veya dokuya göre birtakım semptomlar veriyor. Örneğin, beyne yerleşmiş bir tümör baş ağrısına yol açabileceği gibi pankreasa yerleşmiş bir tümör de sarılık ve karın ağrısı yapabiliyor. Ancak bazı durumlarda kanser hiçbir belirti vermeyebiliyor. Genellikle erken evrede az belirti görülüyor. İşte bu yüzden kanserle mücadelede erken tanı büyük önem taşıyor. Böylece hem kanserin semptom vermesi engelleniyor, hem de kalıcı olarak tedavi edilmesine olanak sağlanıyor. Kansere bağlı ölümlerin çoğu akciğer, kalın bağırsak ve meme kanseri kaynaklı oluyor. Dolayısıyla sık görülen bu kanserlerin erken teşhisi, hastanın hayatını kurtarıyor.

Erken tanı için hangi taramaları yaptırmak gerekiyor?
Kanserden ölüm nedenlerinin başında yer alan akciğer kanserinde erken teşhis çoğu zaman mümkün olmamakla birlikte aktif veya pasif sigara içenlerde yıllık akciğer grafisi ve 15 yıldır günde en az bir paket sigara içen sağlıklı kişilere 55 yaşından sonra yılda bir kez akciğer tomografisi öneriliyor. Meme kanseri taraması ve erken tanısı için kendi kendine meme muayenesi, mamografik yaklaşımlar ile 40 yaş sonrası her kadına yılda bir kez mamografi öneriliyor. Eğer ailede meme kanseri öyküsü varsa tarama programlarının daha sık periyotlarla yapılması gerekiyor. Meme ve over kanseri için genetik risk barındırdığının kanıtlanması BRCA1 veya BRCA2 mutasyonlarının saptanmasına dayanıyor. Bu mutasyon analizleri ülkemizde bazı merkezler tarafından yapılabiliyor ve genetik risk ağacı oluşturuluyor. Aynı şekilde, erkeklerde prostat kanserinin erken teşhisi için 50 yaşından sonra prostat muayenesi ve PSA analizi öneriliyor. Serviks kanseri içinse 21 yaş sonrası servikal smear ile tarama programları erken teşhis açısından önem taşıyor. HPV’ye karşı geliştirilen aşılar ise serviks kanserinden korunmada son yıllarda atılan en ciddi adımlar arasında yer alıyor. Kolon kanserinin erken teşhisinde ve taramasında ise 40 yaş sonrası gaytada gizli kan bakılması, 50 yaş sonrasında da kolonoskopik değerlendirmeler tavsiye ediliyor.

Kanserde tanı nasıl konuluyor?
Klinik, radyolojik ve patolojik bulgulara dayanarak tanı konuluyor. Radyolojik değerlendirme; direkt grafi, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi, MR görüntüleme, baryumlu grafiler gibi inceleme yöntemleriyle yapılabiliyor.

Tanı yöntemleri içinde sık duyduğumuz PET/BT nedir?
Pozitron Emisyon Tomografisi/Bilgisayarlı Tomografi (PET/BT); kanser hastalarında tanı, evreleme, takip ve tedaviye olan yanıtın değerlendirilmesinde kullanılan tanı aracıdır. PET/ BT, iki farklı modaliteden oluşuyor. PET, hücre içerisine glukoz up-take’i sağlayarak hücrenin fonksiyonu ve metabolizması hakkında bilgi verirken; BT ise anatomik değerlendirme sağlıyor. Birçok hastalıkta, henüz görülebilir anatomik değişiklikler ortaya çıkmadan önce hastalığın yarattığı metabolik değişikliklere bakarak erken ve doğru tanıya olanak veriyor. Ayrıca PET/BT değerlendirmesinin tüm vücudu tarayabilme özelliği sayesinde, hastalığın yayıldığı alan gösterilerek evreleme de yapılıyor.

Patolojik analiz alanında yaşanan gelişmeler var mı?
Bu inceleme, tümörlü olduğu düşünülen organ ya da dokudan biyopsi iğnesi aracılığıyla alınan bir parçanın mikroskop altında incelenmesi esasına dayanıyor. Patoloji alanında tanı koymada geçmişten günümüze ciddi kilometre taşları katedildi. Artık başta akciğer ve kolon kanseri olmakla birlikte pek çok kanser türünde, hastalığın patolojik teşhisinin konulması yetmiyor. Bu teşhisin yanı sıra artık tümörde moleküler analizler de yapılabiliyor. Patolojideki bu yeniliklerle birlikte kanserde hedefe yönelik tedaviler daha iyi ve doğru şekilde kullanılabiliyor, bireyselleşmiş yani kişiye özgü tedaviler ön plana çıkıyor. Kanser tedavisi multidisipliner yaklaşımı gerektiren bir konu. Bu amaçla hastalara; kanser cerrahisi (kanserli dokuyu ve çevresindeki invazyon riski taşıyan bir miktar sağlıklı dokuyu alıp çıkartmak), kemoterapi (kanser hücrelerini yok etmek üzere kullanılan ilaçlar), radyoterapi (tümörlü dokuya ya da tümörün çıkarıldığı tümör yatağına ışın verilmesi) gibi temel tedavi yaklaşımlarını kapsamakla birlikte bazı kanser türlerinde daha spesifik tedaviler de yapılabiliyor.

Doç. Dr. Fatih Selçukbiricik

Tedavide yaşanan gelişmeler yüz güldürüyor
Doç. Dr. Fatih Selçukbiricik: “Kanserde erken teşhis oldukça önemli ve hayat kurtarıcı. Tanı yöntemlerinde zamanla gözlenen gelişmeler sayesinde doğru tanı zamanında konulabiliyor. Ayrıca patoloji alanında gözlenen yenilikler kişilere bireyselleştirilmiş tedavi olanağı sunuyor. Son zamanlarda immünoterapinin ve kanser aşılarının geliştirilmiş olması her ne kadar kansere kesin bir çözüm sunmasa da umut vadedici gelişmelerin habercisi oluyor.”

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here