Eş seçimine bilimsel yaklaşım!

Hayır, İsviçreli bilim adamları henüz mutlu evliliğin formülünü bulamadı. Ama uzun yıllardır yapılan sosyolojik araştırmalar, mutlu çiftlerin ve evliliklerin doğru eşleşmelerle mümkün olabileceğini gösteriyor. Size de nasıl seçim yapacağınızı öğrenmek düşüyor.

Hazırlayan: Ayşegül Uyanık Örnekal

Dest-i izdivacınıza talibim! Evlenme teklif ederken bu cümleyi kuranlar geçmişte kalsa da bir yuva kurmak isteyenlerin başvurduğu yöntemler pek fazla değişmiyor. Her ne kadar evlilik öncesi flört eden çiftlerin sayısı çok olsa da işin temeline inildiğinde herkesin ilk bakışta aşkla bu yola girmediği görülüyor. Belki bir arkadaşın, belki bir aile büyüğünün, belki de çöpçatan siteleri aracılığıyla bir araya gelen çiftler önce tanışıyor. Ardından geçen süre içinde birbirleriyle ilgili olumlu duygular besliyorlarsa, evliliğe giden yol önlerinde açılıyor. Ancak günümüz gençliği için evlilik korkulacak, çekinilecek bir yapıyla eş tutuluyor. Çünkü insanlar hata yapmaktan ve yaşamını birlikte sürdüreceği kişi hakkında yanlış karar vermekten çekiniyor. Herkes tek seferde hedefi 12’den vurmak istiyor.Gerek öğrencilerinden gerekse danışanlarından gelen ilişkilere ait sorular çoğalan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Medaim Yanık da tam bu noktaya parmak basacak bir çalışma hazırlıyor. “Dest-i İzdivaç” adlı kitap, doğru eş seçiminin püf noktalarını bilimsel temellere dayandırarak açıklıyor. Prof. Dr. Yanık, kitabında yer alan doğru eş seçme kriterleri, mutlu evliliğe giden yolda dikkat edilmesi gerekenler gibi birçok farklı konuda sorularımızı yanıtladı.

Prof. Dr. Medaim Yanık

Bu kitabı yazma fikri nasıl oluştu?
Üniversitede eş ilişkileri dersi veriyordum. Dersim çok popülerleşmişti, sınıfta oturacak yer kalmıyordu. Sınıfa kayıtlı olmayan hatta üniversite dışından misafir öğrenciler dahi derse katılmaya başladı. Hal böyle olunca öğrencilerden konferans vermem için teklif geldi. Kitabın ismi de onların konferansın tanımında kullandığı başlıktan çıktı: Dest-i İzdivaç. O dönem öğrencilerimden ilişkilerle ilgili çok fazla soru almaya başladım. Aynı zamanda muayenehaneme de evlilik öncesi ilişki için gelen çiftler oldu. Kitap da bu süreçte ortaya çıktı. Başka örneği yok, ilginç bir kitap oldu.

Verdiğiniz seminerde izleyicilerinize “Nasıl olursa olsun evlenin” diyorsunuz? Gerçekten de herkesin evlenmesi gerekir mi?
Aslında eş bulmanın farklı yöntemlerinin meşru olduğunu söylüyorum. Eşini bulmak insanın tek başına yapması gereken işlerden biri. İnsanların yaklaşık yüzde 5’i hayatı boyunca hiç evlenmiyor. Özellikle Avrupa’da evliliklere karşı sinik bir bakış var. Amerikalılar ise evlenmeyi, boşanmayı ve yeniden evlenmeyi seviyor. Ben de evliliğe olumlu bakanlardanım.

Evliliği hem mutluluk hem de mutsuzluk kaynağı olarak örnekliyorsunuz. Bu kendi içinde çelişmiyor mu?
Aksine, bilimsel çalışmalarla tekrar tekrar gösterilmiş bir durumu ifade ediyor. Eğer iyi ve mutlu bir evliliğiniz varsa hem ruhsal hem bedensel sağlığınız olumlu, aksi halde olumsuz etkileniyor. Bu durumu en son, 75 yıllık “Harvard Mutluluk Çalışması” da ortaya koydu. Çalışmaya göre; kişinin mutluluğu başkalarıyla, en fazla da eşleriyle kurduğu ilişkinin niteliğiyle çok yakından alakalı oluyor.

Peki eş seçiminin bilimsel olarak yapılması mümkün mü?
Bunun bilimsel bir formülü yok. Filozof Stuart Mill, eş seçimini piyango bileti almaya benzetiyor. Zaten bu formülü birileri ortaya koysa Bill Gates’ten daha zengin olurdu. Ama nasıl daha sağlıklı yaşamak, sağlıklı beslenmek hakkında güvenebileceğimiz bilgiler varsa, doğru eş seçimi konusunda da benzer bir çalışma yapmak mümkün. Yani daha doğru eşleşmeler yapılabilir! Zaten kitabımda tam da bunu yapmak istiyorum. Kişinin kendini ve eş adayını anlamasına, birbirlerine uygunluk analizi yapmalarına rehberlik ediyor.

Kadınlar ve erkekler evlenme kararı alırken karşı tarafa ilişkin hangi kriterleri önemsiyor?
Aslında TÜİK verilerine göre, televizyondaki evlilik programlarında resmedilenin aksine, kadınlar da erkekler de sevmek ve sevilmek istiyor. İlk aradıkları bu! Ama yanına diğer şeyleri koyuyorlar. Ben eş adayını değerlendirmek için beş unsur öneriyorum. Bunlar; fiziksel özellikler, çoklu zeka, kişilik özellikleri, sosyal kimlik ve evlilik felsefesi…

Kişilik özelliklerinin eş seçimindeki önemi nedir?
Bunlar insan ilişkilerini etkileyen temel özelliklerin başında geliyor. Fakat kişilikleri doğru değerlendirmek kolay değil. Psikiyatri uzmanları ve psikologlar bile zaman zaman içinden çıkmakta zorlanabiliyor. Bu kitapta kişilik meselesini değerlendirmeyi kolaylaştıracak bir öneride bulunuyorum. 28 farklı özelliği spektrum haline getirerek, eş adaylarının burada hem kendi hem de eşinin yerini işaretlemesini öneriyorum. Spektrumun ucundaki mizaç özelliklerinin ise evliliğe sorun olacak dinamikler getireceğini düşünüyorum.

Mükemmel evliliğin mümkün olduğunu düşünüyor musunuz?
“Mükemmel evlilik” yerine, iyi veya mutlu evlilik kavramını kullanırsak rahatlıkla evet diyebilirim. Yakın dönemde yayınlanacak olan “Mutlu Evliliklerin 7 Özelliği” adlı kitabımda da bunu işledim. Bu çalışma, mutlu evliliği olan eşlerle derinlemesine yapılan görüşmeleri kapsıyor. İnsanın içini ısıtan öyle anlatımlar var ki mutlulukları kitabın sayfalarından belli oluyor.

Sizce aşk evliliğin vazgeçilmezi mi? Yoksa aşk olmadan da evlilik olur mu?
Aşk, insanın başına gelebilecek en güzel şeylerden biri. Aşk veya sevgi olmadan bir ilişkiyi başlatmak ya da sürdürmek kolay değil. Yalnız aşk ve uygunluğu birlikte düşünmek gerekiyor. Eş adayına hem aşıksanız hem de size uygunsa tadına doyum olmaz. Onu kaçırmamak lazım. Ama bir psikopata da aşık olabilirsiniz. Haliyle onunla evlenmek pek akıllıca bir davranış değil. Öte yandan bazı aşık çiftler bazen karşılıklı olarak partnerlerini içinden çıkılmaz acılara boğup, sürekli birbirlerini aşağı çekebilirken, bazıları da birbirlerini geliştirip, mutluluk veriyor. Bu nedenle aşkın tek bir hali varmış gibi düşünmemek gerekiyor. Çünkü aşkı, evlilik kararının tek parametresi haline getirmek acı doğurabiliyor. Ama içinde olumlu duygunun olmadığı evlilikler yapmak da akılcı olmuyor.

Evlenmek isteyen ama partnerinin onun için doğru kişi olup olmadığına dair son kararı veremeyen kişilere bir öneriniz var mı?
Dest-i İzdivaç’ı hazırlarken, “Öyle bir kitap yazacağım ki bir-iki saatte okunabilsin ve eşleşme sürecinde rehber metin olarak kullanılabilsin” diye düşündüm. Kitabın sonunda, karar vermeye yardımcı olacak şekilde işaretlemelerin yapılacağı bir bölüm var. Benim önerim; eş uyumu ile ilgili analizin yapılması ama son kararın kişinin sezgileriyle verilmesi yönünde. Duyguların ve aklın birlikte evet demesi önem taşıyor. İkisinden biri hayır diyorsa, evlenmek pek de iyi sonuçlar doğurmayabiliyor.

Kişi, kendisi için doğru eşi bulduğunu nasıl anlayabilir?
Eş adayına pozitif duygular beslemesinin yanı sıra hem kendisi hem de dış gözlemciler onu ve partnerini uygun buluyorsa, bu durum evlilik kararı vermeye yetebiliyor.

Bu kitabı yalnızca eş bulma sürecindeki kişilere değil, anne-babalara da öneriyorsunuz. Neden?
Tanışma kadar tanıştırılma usulünü de destekliyorum. Anne-baba olmanın, çocuklarının eşleşme süreçlerine rehberlik etmeyi kapsadığını da düşünüyorum. Bence “Bu çağda gelin bakılır mı?” demek çok da doğru değil! Hatta bu kişilerden yakın olduklarıma “Galiba beceriksizsin” bile diyorum. Tanıştırmak, evlilik kararını üçüncü şahsın vermesi anlamına gelmiyor. Sadece iki farklı kişinin birbirinden haberdar olmasına yardımcı ediyor. Devamındaki süreç çiftin yaşadıkları sonucu alınacak karara göre gelişiyor. Eğer anne-babalar, dostlar, arkadaşlar bu işi yapmazsa devreye çöpçatan siteleri giriyor. Öte yandan belli riskleri olmasına rağmen, bu sitelerin olumlu fonksiyon gösterebileceğini düşünüyorum.

Nasıl eş seçiyoruz?
“Tabii ki flört ederek!” dediğinizi duyar gibiyim ama cevap bu değil! Yapılan araştırmalara göre Türkiye’deki evliliklerin yarısının tanışma, diğer yarısının da tanıştırılma yoluyla gerçekleştirildiğini belirten Prof. Dr. Medaim Yanık, ülkemizde son 20 yılda evlenenler arasında görücü usulünü kullananların sayısının ise yok denecek kadar az olduğuna dikkat çekerek, “Tanıştırılma; aileler, arkadaşlar veya çöpçatan siteleri üzerinden olabiliyor. Aslında her bir yöntemin kendine özgü avantaj ve dezavantajları var. Benim önerim kişilerin iki yönteme de açık olması yönünde!” diyor.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here