‘Eyvah, çocuğum konuşmuyor!’

ekim-2012-bebek-7-resim-1

Bebeklerini sağlıklı olarak kucaklarına alan anne-babaların bir sonraki hedefi, onların dudaklarından dökülecek ilk heceleri duymak oluyor. Kimi zaman geciken bu durum, ailelerin endişelenmesine yol açıyor.

İlk önce anne mi diyecek yoksa baba mı, hayır hayır babaanne diyecek! Aman bir an önce konuşsun da başka bir şey istemiyorum!’ Küçük bir çocuğun bulunduğu birçok evde duymaya aşina olduğumuz bu sözler artık evinizde de söylenmeye başladıysa, bu sizin de onlardan biri olduğunuzu gösteriyor: ‘Çocuğu konuşmadığı için endişelenen ebeveynler grubu.’
Uzmanlar gecikmiş konuşmayı, bir çocuğun yaşıtlarıyla benzer konuşma becerilerini sağlayamaması olarak tanımlıyor. Beklentilerin aksine yaşıyla uyumlu olarak konuşmaması ‘konuşma bozukluğu’ veya ‘gelişimsel dil gecikmesi’ olabiliyor. Herhangi bir organa bağlı olarak konuşmada bozukluk olmasına ‘organik konuşma bozukluğu’, herhangi bir organda bozukluk olmadan ortaya çıkan duruma yani psikolojik temelli bozukluğa ise ‘işlevsel konuşma bozukluğu’ deniliyor.

Dil, ailede öğreniliyor
Konuşmayı öğrenmek her çocukta farklılık gösteriyor. Bu noktada çevresel ve sosyal faktörler de önem taşıyor. Bir başka deyişle; ailenin çocuğa sunduğu yaşam, çocukla etkileşim biçimleri, dilsel ortam ve bireyin kendi geliştirdiği öğrenme stratejileri bu farklılığı ortaya çıkartabiliyor. Bunun dışında kalan farklar ise genellikle tıbbi nedenlere dayanıyor. Bazı çocuklar dili yavaş öğrenirken, bazıları zorluk çekiyor. Kimi çocukların sözcük dağarcığı ise oldukça sınırlı kalıyor; iki yaşına geldiği halde 3-4 sözcükten fazla kullanamıyor. Kimilerinin sözcük dağarcıkları yeterli sanılsa da konuşurken sözcük bulmada zorlandıkları görülüyor. Bazen sözcüklere gereken ekleri yerleştiremiyor ya da uygun cümleler halinde sıralayamıyorlar. Kimilerinin konuşmalarını ise anne-babaları dışında kimse anlayamıyor.

Aylara göre konuşma aktiviteleri
Her bebek 3-6 aylık oluncaya kadar anlamsız sesler çıkartabiliyor. Ancak bu durum işitme kaybı olmadığını göstermiyor. Öte yandan sağlıklı doğan her bebeğe mutlaka işitme taraması yapılması gerekiyor. Altıncı aydan itibaren bebeklerin ve çocukların göstermesi beklenen konuşmaya yönelik birtakım aktiviteler bulunuyor. Bunlar şöyle sıralanıyor:
■ 6-12 aylık bebeğin ‘ba ba ba’, ‘ma ma ma’ gibi anlamlı sesler çıkarmaya başlaması
■ 12 aylık bebeğin ‘evet’, ‘hayır’ gibi komutları anlaması, ismiyle çağrıldığında bakması
■ 12-16 ay arasında ‘dede’, ‘baba’ gibi anlamlı 1-2 kelimesi olması
■ 24. ay tamamlandığında 5-10 kelimeli bir kelime dağarcığı gelişmiş oluşması
■ 24-36 ay arasında ‘bu ne?’, ‘top nerede?’, ‘ben kimim?’ gibi soruları anlayarak, anlamlı cevap veriyor olması
■ 24-36 ay arasında iki veya üç kelimeli cümleler kurabilmesi
■ 36. aydan sonra kullandığı kelimelerin yabancılar tarafından anlaşılması
■ 4-5 yaşında basit bir olayı anlatabilmesi
■ 7 yaşında karmaşık bir olayı anlatabiliyor olması

Neler geç konuşmaya neden oluyor?
● Ailesel ve gelişimsel dil gecikmesi
● Prematüre doğum veya büyümegelişme geriliği
● İki dil konuşulması ya da sağ el-sol el kullanılması gibi çatışma yaratan durumlar
● İşitme kayıpları, işitmenin algılanmasındaki bozukluklar
● Dil bağı, yarık damak-dudak gibi ağız içi problemleri
● Otizm ve zeka geriliği yapan hastalıklar
● Psikososyal uyaran eksikliği
● Çocuğa özel ilgi göstermek ve konuşma fırsatı verilmemesi

Sorunun çözümü erken tanıda
Erken tanı çocuğun akranlarıyla arasında eksikliği kapatmaya yardımcı oluyor. Çocuğun 36 aylık olduğu halde hiç konuşmuyor olması, yaşıtlarıyla arayı kapatamama yönünde risk taşıdığını gösteriyor. Bu durumdaki çocuklar iki grupta inceleniyor. Birinci gruptaki çocuklar zaman içerisinde, özellikle de 3 yaş civarında akranlarıyla arayı kapatıyorlar. Bu çocukların konuşma zorluğu çekmeleri nedeniyle sık sık jest kullandıkları gözleniyor. Sözcük dağarcıkları sınırlı olan bu çocuklar, iletişimi başlatma konusunda çekingen olsalar da bir başkası tarafından başlatılan konuşmayı rahatlıkla sürdürebiliyorlar.
İkinci grupta yer alan çocuklar ise arayı kapatmadığı gibi, geleceğe yönelik dil bozukluğu riski de taşıyorlar. 0-3 yaş döneminde daha az jest kullanan bu çocukların sözcük dağarcıkları oldukça sınırlı oluyor ya da hiç konuşmuyorlar. İletişimi başlatmada ve sürdürmede çekingen davranıyorlar. Bu evreleri atlatan çocuklarda konuşmaya başlamanın ardından sıkça dilbilgisi hataları görülüyor.

Konuşma bozukluğunun erken tanısı birden çok uzmanlık dalını ilgilendiriyor. Bu konuda gerek tıbbi gerekse eğitsel değerlendirme yapılıyor. Dil ve konuşma açısından temel tanı ve terapi uzmanı, dil ve konuşma terapisti oluyor. Özellikle 0-3 yaş döneminde görülen konuşma bozukluğunun giderilmesinde aile eğitiminin ön planda tutulması ise büyük önem taşıyor.

Ayşegül Uyanık ÖRNEKAL

Formsante Dergisi Ekim 2012 Sayısı, Bebek Eki

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here