• ✓ Doğruluğu kontrol edilmiş makale
Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı

Grip mi koronavirüs mü? Ne zaman test yaptırılmalı?

0
1081
grip-yeniden-hayatimizda

Grip mi, koronavirüs mü? Aralarındaki farklar neler? Peki ne zaman test yaptırılmalı? Bu soruların yanıtına formsante arşivinden birlikte bakalım…

Geçtiğimiz iki yıllık süreçte alınan yoğun tedbirler, yüz yüze eğitime ara verilmesi ve sokağa çıkma yasakları, üst solunum yolu enfeksiyonlarının görülme oranında ciddi miktarda düşüşe yol açtı. Ancak gündelik hayata kalınan yerden devam edilmesi, öğrencilerin yeniden okullarda eğitime başlaması, dengesiz hava şartları, ihmal edilen grip aşısı gibi faktörler, son aylarda grip ve üst solunum yolu enfeksiyonlarında fark edilir oranda artışa neden oldu.

Yazı: Ayşegül Uyanık Örnekal

Mart 2020’den bu yana hastalık denilince aklımıza ilk gelen COVID-19 olsa da başka birçok rahatsızlık da varlığını sürdürüyor. Son dönemde, üst solunum yolu enfeksiyonlarında görülen artış gibi… Geçtiğimiz yıl neredeyse aklımızdan çıkan bu rahatsızlıkların yeniden yükselişe geçmesinin altında neler yattığının yanıtını veren Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, “COVID-19’un ilk başladığı dönemde izolasyon, maske, mesafe ve hijyen kurallarına sıkı sıkıya uyulmasıyla birlikte mevsimsel grip vakalarında büyük oranda düşüş görüldü. Ancak günümüzde artık COVID-19’da aşılanmanın belli bir orana ulaşması, hızının kısmen de olsa kesilmesi, bağışıklığı olan bireylerin toplum içinde fazlalaşması sebebiyle biraz daha normalleşmeye dönüldü. Tüm bunlara ek olarak okullarda yüz yüze eğitime geçmesiyle birlikte son aylarda mevsimsel grip olgularında son iki yıla oranla belli oranda bir artış gözlemleniyor” diyor.

Prof. Dr. Küçükardalı’dan üst solunum yolu enfeksiyonlarının artışına yol açan nedenler ile alınması gereken önlemler hakkında bilgi aldık.

“Okullarda yüz yüze eğitime geçmesiyle birlikte son aylarda mevsimsel griap olgularında son iki yıla göre bir artış gözlemleniyor.”

Eğitim kurumlarının tam zamanlı açılması, kapalı mekanlarda maskesiz geçirilen zamanların artması gibi faktörler, bu hastalıkların görülmesinde etkili mi?
İnfluenza yani mevsimsel grip virüsünün kuluçka süresi yaklaşık iki-üç gün. Ancak COVID-19 virüsünün kuluçka süresi dört-altı gün arasında değişiyor. Dolayısıyla influenza virüsü daha hızlı yayılıyor, daha çabuk bulaşıyor. Bu dönemde insanlar arası temasın, özellikle toplu yerlerde bulunma periyodunun olabildiğince kısıtlı tutulması gerekiyor. Maske, mesafe, hijyen önlemlerine sıkı sıkıya devam etmek de büyük önem taşıyor. Davranış karakteri bakımından, COVID-19 ile grip virüsü karşılaştırıldığında yaş grupları itibarıyla da farklılıklar bulunuyor. İnfluenza virüsü, çocuk yaş grubunu daha çok etkiliyor ve taşıyıcı olabiliyor. COVID-19 için bu yaş grubunu influenza kadar etkilediğini söyleyemiyoruz, bu yönde bir veri bulunmuyor. Dolayısıyla okulların açılmasıyla birlikte gribal enfeksiyonların artması, çocuklarla bulaşın diğer popülasyonda yani aile bireylerinde de yaygınlaşması sonucunu doğuruyor.

GRİP MİYİM, KORONAVİRÜS MÜ? *

Grip ile COVID-19’u birbirinden ayıran belirtiler neler?

COVID-19 ve grip virüsü birbirinden farklı olsa da ortak özellikleri de bulunuyor.

  • Her ikisi de solunum yollarını tercih ediyor; boğaz, baş, kas-eklem ağrılarının yanı sıra öksürük, bulantı, kusma ve ishal gibi semptomlarla başlıyor.
  • Kuluçka sürelerinde ise fark görülüyor. İnfluenza adı da verilen mevsimsel grip, COVID-19’a oranla bulaştıktan sonra biraz daha hızlı belirti veriyor. Bu virüslerin A ve B olmak üzere iki tipi bulunuyor. İnsanlarda grip enfeksiyonuna en sık İnfluenza A virüsü yol açıyor. COVID-19’da ise belirtiler biraz daha geç ortaya çıkıyor.
  • Grip hastalığında burun akıntısı ve boğaz ağrısı daha önde görülürken, COVID-19’da koku ve tat alma sorunları çoğunlukla COVID-19 hastalığı olarak tabloda yer alıyor.
  • COVID-19’da can kaybı oranının influenzaya göre daha yüksek olduğu da görülüyor. Kimi zaman yüzde 3-5 oranında can kaybı olduğunu söyleyebiliriz. İnfluenzada bu kadar yoğun can kaybı oranına rastlanmıyor.
    Yine zatürre oluşma oranı influenzaya göre COVID-19 hastalarında daha fazla oluyor. Dolayısıyla pandemi döneminde üst solunum yolu belirtileri olan kişide klinik belirti ve bulguyla ikisini ayırabilir miyiz diye sorarsanız, test yapmadan bu konuda iddialı olmak çok mümkün değil. Çünkü ikisinde de benzer klinik tablolar görülebiliyor.
  • COVID-19’da yaklaşık yüzde 80 oranında asemptomatik olarak, belirti vermeden de kişi taşıyıcı olabiliyor. Pandemi döneminde bir enfeksiyon belirtisiyle karşılaştığımız durumlarda özellikle risk faktörü taşıyan şahıslarda, ayrım yapmak bakımından PCR testi yapılması önem taşıyor. Testle bunun ayırıcı tanısını yapmak ve tanıya göre tedaviye başlamak gerekiyor.
  • İnfluenza durumunda eğer tehditkar bir durum varsa antiviral ilaç kullanılırsa başarılı sonuç alınıyor. İspatlanmış bir antivirüs tedavisi var. Oysa COVID-19’da ispatlanmış, kanıtlanmış bir antivirüs tedavisi bulunmuyor. COVID-19 enfeksiyonu saptadığımız zaman klinik belirtiler de varsa işi daha sıkı tutmak gerekiyor. Daha ciddi tedavi basamaklarını çok erken uygulamak açısından, hastayı yakından takip edebilmek için ikisinin ayırımını laboratuvar tanısıyla koyma ihtiyacı oluyor.

NE ZAMAN TEST YAPTIRILMALI?

Hangi şartlarda COVID-19’dan şüphelenmek ve bir sağlık kurumuna başvurarak test yaptırmak gerekiyor?
COVID-19 risk grubunda olan kişilerin, pozitif olduğu bilinen birisiyle yakın temas öyküsü varsa, hiç belirti görülmese de PCR testi yaptırması gerekiyor. Bu virüsün güncel olarak halen varlığını, taşıyıcılığını ya da hastalığı gösteren en etkin yöntem PCR testidir. Ayrıca ateş, kuru öksürük, kas-eklem ağrısı, burun akıntısı, tat ve koku alma bozukluğu, izah edilemeyen genel durumda düşkünlük, halsizlik, bitkinlik gibi durumlarda da şüphelenerek PCR testi yaptırmak gerekiyor.

Kış mevsimini sağlıklı geçirmek, üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak için nelere dikkat edilmeli?

  • Bağışıklık sistemini koruyan ve dolayısıyla üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak için en etkili yöntem, yeterli uyku ve dengeli beslenme. D vitamini; bağışıklığı güçlendiren, hastalıklardan koruyan en önemli silahlarımızdan biri olarak kabul ediliyor. Ne var ki kış aylarında güneşe maruz kalma imkanı azaldığı için vücuttaki D vitamini seviyesi düşüyor. Dolayısıyla özellikle kış aylarında hekim gözetiminde D vitamini takviyesi alınması gerekiyor. D vitamini yüksek dozlarda alınmayacaksa, günlük ihtiyaçları karşılamak için D vitamini ölçümüne gerek kalmadan günlük dozlarda (günde 1000-2000 ünite kadar) D vitamini alınabiliyor. Kişide ciddi düzeyde D vitamini eksikliği olduğundan şüpheleniliyorsa, test yapılarak daha yüksek dozda D vitamini de verilebiliyor. Eğer kişinin multipl myelom, sarkoidoz, hiperparatiroidizm gibi kalsiyum yüksekliğine yol açan bir hastalığı varsa, D vitamini eksikliğini tedavi ederken kandaki kalsiyum seviyesinin de takip edilmesi gerekiyor.
  • C vitamini de antioksidan etkisiyle birlikte bağışıklık sistemi için en önemli vitaminlerden biri. Suda çözünen bu vitamin, depolanmıyor. Günlük olarak, yeterli miktarda tüketilmesi gerekiyor. Genelde portakal, limon, çilek gibi meyveler ile ıspanak, lahana gibi yapraklı sebzelerde bol miktarda bulunuyor.
  • Dengeli ve sağlıklı, özellikle de protein ağırlıklı beslenme bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı oluyor. Protein eksiklikleri vücutta lenfosit eksikliğine yol açıyor. Lenfositler, bağışıklık sisteminin temel hücrelerinden birisi. Et, süt, yumurta, peynir ve baklagiller, protein içeriği çok yüksek gıdalar olduğu için yeterli miktarda tüketilmesinde fayda var.
  • Düzenli egzersiz yapmak da sağlıklı yaşamın gereklilikleri arasında yer alıyor. Bu alışkanlık; kalp sağlığını güçlendiriyor, kan basıncını düşürüyor, vücut ağırlığını kontrol altına almamızı sağlıyor ve bunlara ek olarak bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor.
  • Yetişkinlerde en az yedi, çocuklarda ise en az 8-10 saatlik uykunun sağlam bir bağışıklık sistemi için çok önemli olduğunun da unutulmaması gerekiyor.

“Dengeli, sağlıklı, özellikle protein ağırlıklı beslenmek bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardım ediyor. Et, süt, yumurta, peynir ve baklagillerin yeterli oranda tüketilmesi fayda sağlıyor.”

İLGİLİ İÇERİKLER

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here