Gripten korunun

Burnunuz akıyor, boğazınız ağrıyor, ateşiniz yükseliyor. Kış mevsimi, mutlaka soğuk algınlığı ve grip mi demek? Tabii ki hayır! C vitamini, bitkisel çay ve sauna gibi doğal yöntemlerle ‘kış hastalıklarından’ uzak durabilirsiniz.

Kış mevsimi iyiden iyiye kendini hissettirmeye başladı. Yorgan döşek serilmemek elde değil. Öyle ki, kimimiz kas ağrılarından yakınıyor, kimimiz hapşırıyor, kimimiz ise öksürük krizleri nedeniyle gece uyuyamıyoruz. Her insan yılda ortalama bir iki kez soğuk algınlığı ya da gribe yakalanıyor. Bu hastalıkların en sık kış mevsiminde görülmesinin ise pek çok nedeni var. Örneğin, özellikle soğuk havalarda toplu halde bulunulan kapalı mekanlar, virüslerin bulaşabilmeleri için en ideal ortamı oluşturuyor. Kötü havalandırılan ortamlar, güneş ışınlarının az oluşu da hastalığın gelişmesine yol açıyor. Aynı zamanda stres, tek başına bağışıklık sistemini baskılayarak enfeksiyon etkenlerinin üremesini kolaylaştıran bir diğer önemli risk faktörü. Özellikle grip, pek çoğumuz tarafından önemsenmese de, aslında yaşam kalitemizi düşüren ve bizi işimizden alıkoyan ciddi bir hastalık. 'Peki ama kış mevsimini elimizde mendille dolaşarak mı geçireceğiz?' dediğinizi duyar gibiyiz. Elbette hayır! Ne mutlu ki, bu hastalıklara karşı savunmasız değilsiniz. Kış mevsimini sağlıklı geçirmenin en önemli yolu ise bağışıklık sisteminizi güçlendirmekten geçiyor. Sizin için hazırladığımız doğal yöntemlerle, bu kış 'soğuk algınlığı' ve 'grip' sizi etkisi altına alamayacak..

Saunada toksinlerinizi atın

Yapılan araştırmalar, düzenli olarak saunaya giden kişilerin soğuk algınlığından daha az şikayet ettiklerini ortaya koyuyor. Uzmanlar, saunanın vücut ısısını yükselttiğini ve bunun sonucunda yüksek ateşi engellediğini belirtiyor. Öyle ki, bağışıklık sisteminiz yüksek ateşle savaşmak için hemen aktif hale geliyor. Ayrıca, vücudunuzun toksik maddelerden arınması sayesinde savunma sisteminiz de yeniden eski gücüne kavuşuyor. Saunada terledikten sonra kan dolaşımını canlandıran 'sıcak – soğuk' değişimli banyoyu da ihmal etmeyin. Ancak akut enfeksiyon, yüksek tansiyon, kalp – dolaşım hastalıkları ve varis gibi önemli rahatsızlıklarda saunanın yarar yerine zarar getireceğini de aklınızdan çıkarmayın!

Odanızı sık sık havalandırın

Soğuk havalarda ister ev isterse işyeri olsun, kapalı mekanlarda daha fazla zaman geçiriyoruz. Dolayısıyla bu mekanların havası sağlığınız üzerinde son derece önemli rol oynuyor. Kalorifer, mukozanın kurumasına yol açarak vücudunuzu virüs ve bakterilere karşı savunmasız bırakıyor. Bu nedenle soğuk algınlığı ve gripten korunmak için odanızı her gün sık sık havalandırın. Ayrıca kaloriferin üzerine bir bardak su ya da ıslak bir bez yerleştirerek oda havasının kurumasını engelleyebilirsiniz pekala. Mukozanın nemlenmesini ve derin nefes alabilmenizi sağlayan yağlardan yararlanmayı da ihmal etmeyin. Okaliptüs, kekik otu, limon, sedir ya da selvi ağacından elde edilen yağlar, bu konuda size yardımcı olabilir. Yağlar hem odanızın mis gibi kokmasını sağlayacak, hem de sizi hastalıktan koruyacak. Yağların etkili olabilmesi için yüzde yüz saf olmalarına da özen gösterin!

Çinko yanı başınızda!

Soğuk algınlığının tedavisinde bazı elementler son derece önemli role sahipler; özellikle de çinko! Çinko, savunma hücrelerinin artmasını ve aktifleşmesini sağlayarak bağışıklık sistemine destek veriyor. Ayrıca, dış enfeksiyon etkenlerine karşı antikor üretimine de yardımcı oluyor. Uzmanlar sağlığımız için günde 15 mg. çinko almamız gerektiğini söylüyor. Çinkonun hangi besinlerde bulunduğunu merak ediyorsanız, hemen söyleyelim: İstiridye, karides, susam, peynir, sığır eti, sütsüz çikolata, yumurta ve mısır… Ayrıca eczanelerden de çinko preparatlarını kolayca temin edebilirsiniz.

Ekinazya; gerçek bir dost!

Ekinazya bitkisini duymuşsunuzdur mutlaka! Yapılan araştırmalar, Echinacea'nın sağlıklı doku ile hastalığa neden olan mikroorganizmalar arasındaki doğal bariyeri yok eden enzimin oluşumunu engellediğini, akyuvarların üretemini ve aktivitesini artırdığını ortaya koyuyor. Aynı zamanda nezle ve grip gibi bulaşıcı enfeksiyonlara karşı bünyenin savunmasını sağlayan 'interferon' adlı maddenin üretimini de artırarak bağışıklık sistemini uyarıyor. Bu bitkiyle hazırlanmış pastil ve gargara gibi doğal ilaçları, doğal ürünler satan marketlerde bulabilirsiniz.

Spor şart, ama…

Sağlığınızı korumak için düzenli olarak spor yapmanız şart. Her gün dışarıya çıkın ve derin nefes alarak hareket edin. Tabii temiz havada! Açık havada yapacağınız yürüyüş ya da jogging, savunma sisteminizin güçlenmesini sağlayacak. İsterseniz bisiklete de binebilirsiniz pekala. Yarım saat hareket ettikten sonra bile kanınıza yeterli düzeyde bağışıklık hücresi karışacak. Ancak; ağır sporların vücudunuzu savunmasız bıraktıklarını da aklınızdan çıkarmayın.

Ayaklarınızı 'sıcak' tutun

Ayaklarının soğuk olmasından yakınanlar bu hastalıklara daha çabuk yakalanıyorlar. Nedenine gelince… Ayakların normal vücut ısısının altına düşmesi, otonom sinir sistemi ve solunum yollarındaki kan dolaşımının azalmasına yol açıyor. Bunun sonucunda mukozadaki savunma sistemi zayıflıyor ve virüsler organizmaya daha kolay girebiliyor. Soğuk ayaklar aynı zamanda boğaz yollarındaki ısıyı da düşürüyor. Bunun sonucunda ise hastalığa yol açan virüsler vücutta hızla çoğalmaya başlıyor. Siz siz olun, anneannenizin özenle ördüğü kalın çorapları kış boyunca ayaklarınızdan hiç çıkarmayın.

C vitamini yine başrolde

Aktif ve güçlü bir savunma mekanizmasının temelinde doğru ve dengeli beslenme yatıyor. Dolayısıyla yemek listenizden sebze ve meyveleri eksik etmemeniz gerek. Özellikle de C vitamini bakımından zengin olanları! Çünkü C vitamini bakterilere karşı savaşan savunma hücrelerine nüfuz ediyor ve vücudu zararlı maddelere karşı koruyor. Limon, portakal, greyfurt, kivi, brokoli, biber ve lahana gibi sebze meyveler C vitamini yönünden oldukça zengin besinler arasında yer alıyor. C vitamini gereksiniminizi vitamin takviyesine başvurmadan, bu besinlerin yeterli tüketimiyle karşılamanız mümkün. Eğer meyve suyu olarak tüketmek isterseniz, vitamin değerlerini yitirmemeleri için taze sıkılmış olmalarına dikkat edin.

Şifalı çaylarla gelen sağlık

Grip ve soğuk algınlığından korunmanın etkili yöntemi de şifalı çaylar içmek! C vitamini yönünden zengin olan kuşburnu, bağışıklık sistemini güçlendiren etkisi sayesinde özellikle gribe karşı son derece etkili. Kış boyunca mutfağımızdan eksik etmememiz gereken bir diğer bitki de Adaçayı. Adaçayı, hem vücut direncini artırıyor hem de efeksiyonlara karşı etkili. Ihlamur ise göğsü yumuşatıyor, balgam söktürüyor ve vücudun terlemesini sağlıyor. Ayrıca zencefil, rezene, anason, kekik otu, ağaç hatmisi gibi bitkiler de soğuk algınlığı ve gribe karşı son derece etkililer. Ancak her zaman söylediğimiz gibi, bu çayları yan etkilerine karşı günde 1 – 3 fincandan fazla tüketmeyin. Ve, doğru hazırlanma tekniklerini de mutlaka öğrenin!

Ayak banyosuz olmaz!

Hiç kuşkusuz, gribin en önemli belirtilerini baş ya da kas ağrısı oluşturuyor. Bu şikayetlerden kurtulmak istiyorsanız ayak banyosu yapabilirsiniz. Nasıl mı? Çok basit! Ayaklarınızı 37 derece ısıdaki suyun içinde dinlendirin. 15 dakika sonra suyun sıcaklığını 40 – 42 dereceye kadar yükseltin. Banyonun etkisini artırmak için, suya hardal tozu katmanızda da yarar var.

Tavuk suyu çorbası soframızda

Eskilerden kalma yöntemlerin ne kadar yararlı olduğunu hepimiz biliyoruz! Tavuk suyu çorbası da bunun en önemli kanıtı aslında! Bu çorba, aşırı terleme sonucu kaybettiğiniz elektrotları ve çinkoyu vücudunuza yeniden depoluyor. Çorbaya sıkılan limon da bağışıklık sisteminizi güçlendiren C vitamini yönünden zengin bir besin.

Deniz suyundan yararlanın

Uzmanlar, tıkalı burunlar için en ideal tedavi yöntemi olarak 'deniz suyunu' öneriyorlar. Deniz, içindeki tuz ve organik maddelerle, burnun temizleme mekanizmasını güçlendiriyor. Ayrıca, burnun içindeki titrek tüylerin daha efektif çalışmasını sağlıyor ve böylece burun ideal fizyolojisine kavuşuyor. Tabii bu arada, burnunuza çektiğiniz deniz suyunun temiz olmasına dikkat etmenizde yarar var.

Risk artıran durumlar
YAŞ: Hastalık küçük çocuklarda daha sık görülüyor. Yaşamlarının ilk yıllarında 4 – 5 kez gribe ya da soğuk algınlığına yakalanan çocukların yaşları ilerledikçe bağışıklık sistemleri de güçleniyor.
KALABALIK ORTAMLAR: Mekanda ne kadar çok kişi bulunuyorsa hastalığa yakalanma riski de o denli artıyor. Tabii mekanın küçük olması da önemli bir etken!
DUMAN ALTI: Sigara içilen ortamlarda hastalığa yakalanma riski daha yüksek. Bu durum özellikle 1 yaşın altındaki çocuklar için daha da önemli.
HAVA KİRLİLİĞİ: Özellikle büyük şehirlerde hava kirliliği vücut direncini zayıflatarak, hastalık için uygun koşulları sağlıyor.
YETERSİZ BESLENME: A ve C vitamini açısından yetersiz beslenme hastalığın ortaya çıkma riskini kolaylaştırıyor. Anne sütüyle beslenmemiş bebeklerde ise bu risk daha da yükseliyor.
ALKOL TÜKETİMİ: Bağışıklık sistemini zayıflatması nedeniyle riski yükseltiyor.
ALERJİK BÜNYE: Astım ve egzama gibi alerjik hastalığı olanlarda viral solunum yolları enfeksiyonları daha sık görülüyor.
STRES: Solunum yollarında duyarlılığı artırıyor ve hastalığın seyrini olumsuz yönde etkiliyor.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here