Ana Sayfa Sağlık Güncel uygulamalar meme kanserinde hasta konforunu arttırıyor

Güncel uygulamalar meme kanserinde hasta konforunu arttırıyor

Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olan meme kanserine karşı her yıl ekim ayında yapılan bir dizi etkinlikle toplumda farkındalık oluşturulmaya çalışılıyor. Erken tanının tedavide büyük önem taşıdığı meme kanserinde, hasta dostu cerrahi ve estetik uygulamalar ise kadınların bu rahatsızlıkla mücadelede en önemli yardımcısı oluyor.

Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri, meme içindeki süt bezi ve kanallarındaki hücrelerin kontrol dışı çoğalmasıyla ortaya çıkıp, klinik olarak memede çoğunlukla kitle oluşumuyla karakterize bir hastalık. Her 8-10 kadından biri yaşamı boyunca meme kanserine yakalanıyor ve her 39 kadından biri de bu nedenle yaşamını yitiriyor. Dünya Kanser Araştırma Fonu’na (WCRF) göre, 2018 yılında 2 milyon 88 bin kadının meme kanserine yakalandığını belirten Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Remide Arkun, “Ülkemizde T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, tüm kadın kanserleri arasında meme kanseri ilk sırada olup, yüzde 24,8 oranında görülüyor. Görülme oranı yaşla birlikte artıyor ve özellikte 40 yaş üzeri grupta daha sık rastlanıyor. En sık 50-59 yaş grubunda görülen, 60-69 yaş arasında ise bu sıklık hafifçe azalıyor ancak risk yaşam boyu devam ediyor. Meme kanseri erken tanısı, hastalıktan ölüm oranını azaltırken; tedavi seçenekleri ve sürelerinde de önemli kolaylıklar sağlıyor” diyor.

ÖNCELİK MAMOGRAFİDE! *

Meme kanserinin erken tanısında temel yöntem mamografi olarak belirtiliyor. Ultrasonografi ve meme MR ise diğer tanı yöntemleri arasında yer alıyor. Prof. Dr. Arkun, tanı yöntemlerini şöyle açıklıyor.

MAMOGRAFİ *

Meme dokusunun düşük doz x-ışını kullanılarak elde edilen görüntülemesine mamografi deniliyor. Bu görüntüleme ile tümörün elle muayeneyle hissedilemediği dönemde saptanarak, erken tedavi planlaması amaçlanıyor. Günümüzde, 3 boyutlu dijital görüntüleme sağlayan tomosentez mamografi öne çıkıyor. Özellikle meme dokusunun yoğun olduğu genç kadınlarda dijital tomosentez mamografi tanı duyarlılığını arttırıyor. Amerikan Kanser Derneği kılavuzlarına göre, risk gurubunda olmayan kadınlarda mamografi taraması 40-44 yaşlar arasında başlıyor, 45-55 yaş arasında yıllık olarak devam ediyor, 55 yaş üzerinde ise koşullara göre yıllık veya iki yıllık aralıklarla inceleme yapılıyor.

Mamografide en çok sorulan sorunun, kullanılan x-ışını nedeniyle oluşan radyasyonun kanser riskini arttırıp arttırmadığı olduğunu belirten Prof. Dr. Arkun, şöyle devam ediyor:

“Çekim sırasında kişinin aldığı radyasyon dozu çok düşük olup, yapılan araştırmalara göre bu tetkikin yararının kullanılan radyasyon dozuna oranla anlamlı yüksek olduğunu gösteriyor. Mamografi sırasında memeye yapılan bası dokuya zarar vermiyor, kullanılan radyasyon dozunu azaltıyor ve görüntü kalitesini arttırıyor. Süresi saniyeler ile sınırlı kalıyor ve hissedilen ağrı tolere edilir düzeyde oluyor. Mamografide çekim sırasında memeye uygulanması gereken basının tomosentez mamografide yapılmasının gerekmediği bilgisi ise gerçeği yansıtmıyor. Mamografide özellikle doku yoğunluğu yüksek memelerde azalan tanı duyarlılığı, birlikte kullanılan ultrason ve gerekli durumlarda meme MR tetkik ile çözümleniyor.”

ULTRASON *

Meme kanseri tanısında tarama ve primer tanı yöntemi ultrason değil. Ancak özellikle doku yoğunluğu yüksek memelerde mamografi ile birlikte kullanıldığında tanı duyarlılığı artıyor.

MEME MR *

Manyetik rezonans (MR) görüntüleme çok güçlü bir magnet içinde vücuda gönderilen radyo dalgalarıyla oluşan değişikliklerin görüntüye çevrilmesi temeline dayanıyor. Meme MR; yumuşak doku çözünürlüğü yüksek bir yöntem olarak mamografi ve ultrason ile tanı zorluğu olan meme dokusunda problem çözücü özelliğiyle kullanılıyor. Ayrıca yüksek risk gurubundaki kadınlarda mamografi tarama programına eklenen protokollerle kullanımı giderek artıyor. Meme koruyucu cerrahi ve radyoterapi uygulanan kadınların tedavi takibinde, meme MR etkin bir tanı yöntemi oluyor. Prof. Dr. Arkun, risk grubu dışındaki kadınlarda MR’ın mamografi yerine kullanılacak bir tarama yöntemi olmadığının unutulmaması gerektiğine de dikkat çekiyor.

MEME KORUYUCU CERRAHİ PSİKOLOJİK ÜSTÜNLÜK SAĞLIYOR *

Meme kanserinin tedavisinde; cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi öne çıkıyor. Ameliyat yani cerrahi tedavide ise uygun vakalarda meme koruyucu cerrahi tercih ediliyor. Bu yöntemin kadınlarda psikolojik üstünlük sağladığını belirten Altınbaş Üniversite Hastanesi Medical Park Bahçelievler Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Akyol, “Cerrahideki ana amaç, tümör dokusunu vücuttan tamamen uzaklaştırmak. Bunu yaparken de meme cerrahisinde kullanılan başlıca üç yöntem bulunuyor. Mastektomide meme tamamen alınıyor. Cilt koruyucu mastektomide cilt dokusu yerinde bırakılıp, altındaki tümör dokusunu çıkarılarak yerine silikon yerleştiriliyor. Böylece meme dışarıdan bakıldığında normal görünüyor. Son olarak da meme koruyucu cerrahi uygulanabiliyor. Meme koruyucu cerrahi yaparken, temelde memenin kozmetik yapısını bozmamak ve meme kaybının kadın üzerindeki olumsuz psikolojik etkilerini önlemek amaçlanıyor. Ancak meme koruyucu cerrahi yaparken birtakım kurallar bulunuyor.

Örneğin, meme ve tümör boyutunun uyumlu olması gerekiyor. Kişinin memesi çok küçük ancak tümör çok büyük olursa meme koruyucu cerrahi yapılamayabiliyor. Bu nedenle meme büyüklüğü ve buna bağlı olarak tümörün çok büyük olmaması şartıyla, koruyucu meme ameliyatları yapılabiliyor. Ancak memenin içerisinde farklı bölümlerde ayrı ayrı birkaç tümör varlığında da meme koruyucu cerrahi yapmak zor olabiliyor. Bu tarz durumlarda cilt koruyucu mastektomi yani memenin içerisindeki tümörün tamamen çıkartılıp, yerine silikon koyulan cerrahi tercih edilebiliyor” diyor.

ARTIK DAHA KÜÇÜK CERRAHİLER YAPILIYOR *

Meme kanserinin temel tedavi yöntemi cerrahi olsa da bunun için hastalığın erken evrede tanı alması önem taşıyor. Dolayısıyla ileri evrede tespit edilen meme kanseri vakalarında cerrahiden önce kemoterapi veya radyoterapi uygulanıyor. Yaklaşık 20-25 yıl önce cerrahi uygulamaların çok daha geniş alanda yapıldığını yani tümör boyutundan bağımsız olarak meme dokusunun meme arkasındaki kas dokusuyla birlikte komple alınarak, koltuk altındaki lenf nodlarının da komple çıkarıldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Akyol, şöyle devam ediyor: “Zamanla bu tedavi şekilleri değişti. Günümüzde cerrahi tedavi mümkün olduğunca memenin korunmasına yönelik yapılıyor. Meme kanseri, çok daha küçük cerrahi girişimler yapılarak tedavi ediliyor. Böylece sadece tümörlü bölüm ve koltuk altında özel boyayla işaretlenerek belirlenen lenf nodu çıkarılıyor. Bu lenf nodu incelendikten sonra da çıkan sonuca göre gerekli hallerde koltuk altındaki diğer bölümlerinin de tedavisi yapılıyor.”

 HER HASTAYA UYGUN BİR ONARIM TEKNİĞİ VAR *

Meme kanseri sonrası kaybedilen meme; plastik, estetik ve rekonstrüktif cerrahi uygulamalarıyla geri kazanılabiliyor. Çünkü kadınların meme kaybı sonrası yaşantılarını tekrar normalleştirebilmelerinde meme onarımları önemli bir katkı sağlıyor. Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Plastik, Estetik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Uğur Anıl Bingöl; plastik, estetik ve rekonstrüktif cerrahinin modern uygulamalarıyla her hasta için uygun bir meme onarım tekniğinin bulunduğuna dikkat çekiyor.

MULTİDİSİPLİNER ÇALIŞMAYLA ORGAN KAYBI HİSSİNİN ÖNÜNE GEÇİLİYOR *

Kemoterapi ve radyoterapi gibi diğer yöntemler, asıl tedavi yöntemi olan cerrahinin etkinliğini ve başarısını arttırmada büyük öneme sahip olmakla birlikte, meme kanseri tedavisinin de ayrılmaz birer parçasını oluşturuyor. Meme kanserinin tipi ve yayılımı, uygulanacak tedavinin şeklini belirliyor. Meme onarımında, doğala en yakın görünüm ve simetriyi sağlamanın amaçlandığını belirten Doç. Dr. Bingöl, şöyle devam ediyor: “Günümüzde sadece bazı merkezlerde yapılabilen meme derisinin ve meme başının korunduğu mastektomi ameliyatları sayesinde gerçeğe en yakın görünümü elde etmek mümkün oluyor. Meme onarımlarında onarımın ne zaman yapılacağı ve hangi yöntemin kullanılacağı gibi iki önemli faktör bulunuyor. Onarımın zamanlamasıyla ilgili olarak iki seçenek var. Eş zamanlı onarımda, meme kanserinin cerrahi tedavisinin yapıldığı sırada onarım da yapılıyor. Günümüzde eş zamanlı onarımlar daha çok tercih ediliyor. Böylece hastalar meme kanserine bağlı meme kaybının neden olduğu psikolojik travmaları daha az yaşıyor. Geç onarım ise meme kanseri cerrahisi yapıldıktan bir süre sonra uygulanıyor.”

TEDAVİ VE ONARIM SÜREÇLARİ BİR BÜTÜNÜN PARÇALARI *

Meme onarımı, günümüzde meme kanseri tedavisinin bir parçası halinde uygulanıyor. Bu konudaki önemli nokta, yapılacak onarımın meme kanserinin tedavisini geciktirmemesi ve tedaviye olumsuz etkisinin olmamasıdır. Asıl öncelik ise hastalığı tedavi edebilmek! Bu nedenle meme cerrahisi, onkoloji ile plastik, estetik ve rekonstrüktif cerrahi uzmanlarının multidisipliner bir çalışma yapması gerekiyor. Uygulanacak tedavinin hangi tip onarıma uygun olduğuna karar vermek önem taşıyor. Bu aşamadan sonra hastanın plastik, estetik ve rekonstrüktif cerrahi tarafından ayrıntılı olarak değerlendirilip, en uygun yöntemin belirlenmesi ise başarılı bir meme onarımı için temel şart oluyor.

Meme kanseri operasyonunda ya sadece kanserli meme dokusu ya da kanserli meme dokusuyla birlikte üzerindeki meme derisi ve/veya meme başının çıkartılıyor. Bu kanserin cerrahi tedavilerinde (mastektomi) deri ve meme başını da koruyucu ameliyatlar son yıllarda öne çıkıyor. Meme başı ve meme derisinin korunduğu ameliyatlarla beraber aynı seansta meme onarımı (rekonstrüksiyonu), estetik ve fonksiyonel olarak daha başarılı sonuçlar veriyor.

Erkeklerde meme kanserinin oldukça nadir de olsa görülebildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Bingöl, “Erkek meme kanserinin seyri kadınlar oranla daha riskli olabiliyor. Bu nedenle erkek hastalarda meme onarımının sıklığı kadınlara oranla daha az oluyor” diyor.

HASTAYI PRİKOLOJİK OLUMSUZLUKLARDAN KORUMAK ÖNEMLİ *

Meme kanseri tedavisinin tam, eksiksiz ve her yönüyle yapılabilmesi için multidispliner çalışma ve koordinasyon büyük önem taşıyor. Bu noktada; kanserin vücuttan tam olarak uzaklaştırılması ve estetik açıdan en iyi sonucun alınabileceği yöntemlerin tercih edilmesi olması hedefleniyor. Bunun için de meme başını ve meme derisini koruyucu cerrahi ile eş zamanlı meme onarımı yöntemini kullanmak önem taşıyor. Böylece hasta tek seferde hem meme kanseri cerrahi tedavisini oluyor hem de meme kaybının yaratacağı olumsuzluklardan uzak kalıyor.

Doç. Dr. Bingöl, meme onarımı ameliyatı öncesinde aşağıda sıralanan kurallara uyulması halinde iyileşmenin daha hızlı olacağına dikkat çekiyor.

  • Sigarayı bırakın.
  • İdeal kilonuzu koruyun.
  • Fiziksel olarak aktif olun.
  • Zayıflama ilacı, bitkisel destek alıyorsanız doktorunuza mutlaka söyleyin.
  • Kanı sulandırabilecek ilaç ve besinlerden uzak durun.

Ayşegül Uyanık Örnekal

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here