Güzel & fit & enerjik

Enerjisi ve samimiyeti yüzüne yansıyan Tuvana Türkay, fiziğiyle de göz dolduruyor. Çocukluğundan beri spor yapmayı seven Türkay, köpek balıklarıyla dalış yapacak kadar da gözüpek. Güzel oyuncuyu hem daha yakından tanıdık, hem de yeni projelerini konuştuk.

Röportaj: Deran Çetinsaraç
Fotoğraflar: Murat Sargın
Fotoğraf asistanı: Zehra Sargın
Styling: Tülin Demir
Makyaj: Hamiyet Akpınar
Makyaj asistanı: Gizem Ergin
Saç: Suat Ürün/No21

Reklam filmleriyle başlayan oyunculuk serüveni yakında yeni filmiyle taçlanacak Tuvana Türkay, hayatı dolu dolu yaşayanlardan. Gezmek ve öğrenmek en büyük iki tutkusu olan güzel oyuncu, tek bir sırt çantasıyla üç kıta gezecek kadar da macerasever ve mütevazı. Şimdi yeni katıldığı “Yasak Elma” dizisinde Leyla karakterini canlandıran Türkay, formunu sağlıklı beslenmeye, spora ve vazgeçemediği uykularına borçlu.

Başrolünde oynadığınız “Ağır Romantik” filmi ne zaman vizyona giriyor?
Çekim aşamasını bitirdik. Ama bundan sonra devam eden tamamlanma sürecine hakim değilim. Zannediyorum ekim veya kasım gibi vizyonda olur.

Filmden ve oynadığınız karakterden bahsedebilir misiniz?
Aslı karakterini canlandırıyorum. Babası profesör, annesi heykeltıraş. Son derece iyi eğitimli, ailesi de böyle yetiştirdiği için Aslı da idealist büyümüş genç bir kadın. Hayatında her şey yolunda fakat sevilmek ve sevmek istiyor. İnsanların konu aşk olunca çok da büyük konuşmaması gerek. Hayatımızda karşı cinse dair ilişki için hep belirlediğimiz kriterler oluyor ama hayatımıza bu kriterler dışındaki insanlar giriyor. Filmde benim karakterimle ilgili bu durumu göreceğiz.

“Yasak Elma” dizisine katıldınız. Leyla nasıl bir karakter?
Leyla Çelebi, şu an dizinin içerisinde hem izleyici hem de benim için sürprizlere gebe bir karakter. Şiddet gördüğü eşi yüzünden uzaklara kaçıyor ve hayatını kurtarmak, yeniden kazanmak için yaptıkları, söyledikleri dizinin içinde karmaşık bir hal alıyor. Akıllı ve pratik zekalı, dürüst ve iyi bir kız; yalan söylemekten ve insanları kandırmaktan nefret ediyor ama çaresiz… İlerleyen bölümlerde karakterimle ilgili neler olacağını ben de merak içinde bekliyorum.

İki yıl aradan sonra tekrar dizi setlerine döndünüz . Neden bu diziyi tercih ettiniz?
İki yıldır kendi ürettiğim başka çalışmalar yapıyor ve güç topluyordum. Dizi çok yorucu bir maraton. Yeterli performans, saygıyı gösterebilmek için proje bitişlerinden sonra aralıkların olması gerek ki keyifle çalışalım. Çünkü olan sadece izlediğimiz kadarı değil, çekim süreçleri büyük bir beyin ve ruh yorgunluğu demek. “Yasak Elma”, enerjik ve dinamizmi yüksek bir dizi. Senaryo çok etkili ve sağlam oluşturulmuş bir ekip var. Ayrıca entrikalı hikayeleri çok özlemişim.

İyi karakteri oynamak mı, kötü karakteri mi?
Karakterin ötesinde insan olarak hayatla bir derdinin olması önemli. Kötü karakteri oynamak çok ama çok eğlenceli çünkü ne yapacağı konusunda daha özgür. İyiyi oynamak biraz sıkıcı çünkü dizilerdeki iyiler çok lekesiz ama gerçek hayatta kimse o kadar temiz değil.

Aşk sizde nasıl bir değişim yaratır? Aşık Tuvana romantik bir kadın mıdır?
Aşk, hayatımın orta yerine çöker… Kendimi göremez olurum. Her şeyi istemsiz şekilde iki kişilik düşünmeye başlarım. Çok kolay bir yapıda değilim. Aşık olmayan Tuvana bile romantiktir. Seviyorsam içimden manava, çiçekçiye söylemek gelir. Gözümün bakışı, ışığı değişir.

Çocukluğunuzdan beri kamera önündesiniz. Küçük yaşta bu piyasanın içinde olmanın avantaj ve dezavantajları neler?
Çocukluk tasasız olmak anlamına geliyor. Zoru çok yaşamamak, bilmemek de demek. Ben bunu çok yaşayamadım. Hayatla ve hayallerimle ilgili hep bir mücadelem vardı. Ama bu süreçte zorluklarla başa çıkmayı pratikte öğrenerek büyüdüm. Dezavantajı ruh yorgunluğu ama avantajı ve en önemlisi tecrübe edinmek diye düşünüyorum. Çabuk sıkılmamayı, daha çok sabredebilmeyi öğrendim.

Ünlü olduğunuz için kendinizi frenlemek zorunda kaldığınız durumlar oluyor mu?
Kendi içinde çok renkli ve kendine yeten, izole bir hayatım var. Birçok insana göre hayatım çok sıkıcı ve tekdüze ama ben böyle mutluyum. Kendimi frenlemek zorunda olacağım bir durumun veya ortamın içinde olmam. Hayatımın temeli huzurlu olmak, neden başka biri gibi davranmak zorunda kalacağım bir durumla karşı karşıya geleyim ki? Kimse, huzurumdan daha önemli değil.

Anne-kız ilişkiniz nasıldır?
Klasik bir anne-kız ilişkimiz yok aslında. Tanışık olduğum herkesle arkadaş olduğumu düşünmem, çok arkadaşım yoktur. Bu sebeple annem ve ablam aile olmaktan öte dostumdur. Onlara açmaya imtina ettiğim bir sırrım olursa, oturduğum yerde kalbim bile durabilir. Hüznümü ve mutluluğumu başka kimseyle paylaşmaya ihtiyaç duymuyorum.

Kız kardeşiniz de sizinle birlikte yaşıyor galiba, aynı evin içinde bu kadar çok kadın olması zor olmuyor mu? Evde en çok kimin sözü geçer?
Üçümüz birlikte yaşıyoruz. Evde yedi kadınız; üç köpeğimiz ve bir kedimiz var. Evimizde hiyerarşi yok. Herkes birbirine saygı duyması gerektiğini bilecek olgunlukta. Enerjilerimizin çakıştığı zamanlar tabii ki oluyor. O zaman da susmayı tercih ediyoruz. Biz en ağır şekilde birbirimizi eleştiririz de ama bunun sebebi birimizin gözümüzden kaçan bir hatayı bir diğerimizin görmesi ve onarabilmesi için yapıcı olabilmek adına gerçekleşiyor. Biz birbirimizin kalbini kolaylıkla kırmayı seçersek, ki bu en kolayı, başkalarının bunu yapmaması için bir sebep yok…

20’li yaşlarınız bitiyor; 30’lara geliyor olmak nasıl hissettiriyor?
30’lara sormak isterim; benim ona geliyor olmam kendisine ne hissettiriyor diye… Çünkü her bir senem bir öncekinden daha huzurlu, donanımlı ve aklı başında geliyor. Veya kendime faydalı bir şeyler katma ve değerlendirme konusunda daha ustalaşıyorum. Şunu söyleyeyim; sevdiğim insanlar sağlıklı şekilde hayatımda olursa geçen yılların hepsini kucaklarım. Kayıplar ve acı insanı yaşlandırıyor; yıllar değil…

Sizce en büyük değişimi ne konuda yaşadınız?
Tek bir konuda yaşamadım. Dünya gitgide değişiyor; empati duygum gereğinden fazla ve bazen beni yoruyor. Ülkemizde cinsiyetçilik üstünden her gün farklı bir haberle uyanıp, üzülmeden ve kafama takmadan, umrumda değil diyemiyorum. Çünkü ben burada doğdum ve burada büyüdüm. Her şeyin iyiye gitmesini beklerken, sanki bir şeyler fazlasıyla karanlığa doğru gidiyor gibi bir his oluştu içimde. Çocuk tecavüzleri, kadın cinayetleri; bir kabus görüyor ve uyanamıyormuşcasına boğazımızda bırakan adaletsiz durumlar yaşıyoruz. İyi olan bütün duyguları çok çabuk tüketiyoruz. Sevmeyi bile beceremiyoruz. Farklılıklara tahammül edemiyoruz. Herkes bizim gibi düşünsün veya olsun istiyoruz. “Olmuyorsa yaşamasın”a kadar giden bir anlayışsızlık batağında mutlu olmaya çalıştığımız küçük anlar yaratmaya çalışıyoruz. Hep çoğul konuştum ama bunlar benim hissettiklerim. Eminim bunu hisseden başkaları da vardır. Ben susarak ve içime dönerek değişiyorum.

Bucket list’iniz var mı? Bugüne kadar gerçekleştirdiğiniz hayalleriniz neler oldu?
Evet, olmaz mı… Bucket list’im genelde öğrenmek ve gezmek üstüne; bu yıl yeni bir enstrüman çalmayı ve Almanca öğrenmeyi istiyorum. Everest’te kamp, skydive ve bungee jumping yapmak; Avustralya, Hindistan, Antarktika ve Kuzey Işıkları’nı görmek istiyorum. Şimdiye kadar birçok hayalimi gerçekleştirebildim. Ablam benden daha da gezgin bir ruhtur, beraber seyahat etmeye bayılıyoruz. Tek bir sırt çantasıyla üç kıta gezdik. Bucket list’imden yaptıklarım arasında Güney Afrika ve Güney Amerika seyahati, zaten dalış yapıyorum ama köpek balığı dalışı, buz üstünde deneyimli bir hale gelmek, yağmur ormanlarını görmek, çocukluk hayalim Machu Picchu ve Peru’ya gitmek, uzunca bir süre yurt dışında istediğim bir yerde yaşamak (Londra). Bunları yaparken çok ama çok güzel anılar biriktirdim. Bu yıl çocuklar veya yaşlılarla ilgili bir dernekte gönüllü çalışmak istiyorum.

Machu Picchu’da İnkalar’ın gizemli dünyasında olmak nasıl hissettirdi?
Çocukluğumun en tutkulu isteklerinden biriydi. Bir bilinmez, bir gizem ve kapalı kutuydu. 2.400 metre irtifada kurulmuş bir antik şehir. Hemen yanında da 2.700 metrede Huayna Picchu. Peru’dan başlayan bir nefes darlığı Cusco’ya kadar devam ediyor. Gece otelde kendimizi oksijen tüpüne bağlıyoruz. Machu Picchu’da gerçekten nefes alamıyorsunuz ve gördüğünüz manzara mucize gibi geliyor. 1450’de yazı ve tekerleği dahi bulamamış bir medeniyet İnkalar; 100 tonluk taşları mühendislik ve matematik harikasıyla oraya yerleştirmişler. Bulutların içinde asılı bir şehir ve tabii ki çok sevdiğim Alpaka develerinin mabedi… 3000 merdiven de oldukça zorladı ama değdi 🙂

Bugüne kadar en çok nereyi beğendiniz ve bir sonraki destinasyon neresi?
Şimdilik benim için en özel kalacak yer Güney Afrika çünkü maaile gittik. Bir yere gittiğimde ailemden eksik olunca huzurum kaçıyor. Ama daha gezilecek ve görülecek çok yer var. Şimdi bir terslik olmazsa Vietnam, Kamboçya ve ardından Avustralya’ya gideceğim.

Sizce dünyanın en romantik şehri neresi?
Dünyanın en romantik şehri yanınızda sizi bunu yaşatacak insanla gittiğiniz yerdir. Yani size cevap olarak evinizin salonu bile diyebilirim… Bir yer söylemem gerekirse Roma benim için hep farklıdır, bu yüzden sekiz kere ablamla gittim. 🙂 Umarım bir de aşık olup giderim… Tabii dünyanın her yerini görmedim, dolayısıyla fikrim gezdikçe, gördükçe değişebilir.

Kendinizde sevmediğiniz özellikleriniz var mı?
Evet, olmaz mı… Fazla sevecen ve sıcakkanlı olmak, kimseden zarar görmeyeceğimi zannetmek; bunlar hiç iyi değil ve değiştirmeye çalışıyorum. Çalışmadığım zamanlarda tembellik yapmaya bayılırım ve insanların “Yok artık” diyebileceği kadar uyurum. Ablam bazı sabahlar şaka olsun diye örtüyü yüzüme kadar çekiyor…

30 kere de olsa yine izlerim dediğiniz bir film var mı?
Dönüp dönüp eski filmleri izlemeye bayılırım. Her izlediğimde, her yaşımda başka bir ayrıntı yakalarım ve hafızamı o filmle ilgili tazelemek, sevip kaybettiğim birini hafızamda canlı tutmak gibi değerli geliyor. Leon, Gora (30’u çoktan geçti), Edward Scissorhands (Makas Eller), A Clockwork Orange (Otomatik Portakal), tüm Yeşilçam filmleri, One Flew Over the Cuckoo’s Nest (Guguk Kuşu), Big Fish… Fantastik türde olan filmleri daha çok seviyorum. Ayrıca uyuyamadığımda Shrek gibi animasyonları açarım.

Dinlenmek ve eğlenmek için neler yapmaktan keyif alırsınız?
Dinlenmek için uyurum, yazarım, film izlerim, yalnız başıma uzun yürüyüş yaparım, denizi izlerim, çocuk sevmeye çalışırım, kış ayındaysak şömine çıtırtısı pek iyi gelir. Eğlenmek için enerjim yerindeyse buz pateni yaparım, hayvanlarımla uğraşırım, at binerim ve lunaparka gitmeye bayılırım.

Huzuru bulduğunuz yer veya aktivite nedir, neresidir?
Evimizdir. Sevdiklerimle beraber olduğum her yerdir. Deniz olan her yerdir. Piyano çalıp beste yapmak bana iyi geliyor. Müzik dinlemek, hayal kurmak ve şarkı söylemek de iyi hissettiriyor.

Güzellik ve bakımınız için neler yaparsanız?
Makyajla işim bittiği an silerim. Bol su içmeye çalışıyorum. Meyvenin, özellikle elmanın cildi güzelleştirdiğini düşünüyorum. Güneş koruyucu mutlaka sürüyorum çünkü güneş cildimi çok çabuk bozuyor. Çantamdan da parfümüm eksik olmaz.

Scuba diving yapıyor musunuz halen?
Evet 2014 yılında başladım, iki yıldızım ve hala dalıyorum.

Sualtında olmak nasıl bir his?
Özgürlük. Bütün ruhum dinleniyor. Yeryüzü şekli görmeyi çok seviyorum. Bir kanyondan kendimi aşağı bırakmak ve düşünce ölmemek hissi inanılmaz, uçurumdan ağır çekim bir atlayış gibi…

Derinlik sarhoşluğu hiç yaşadınız mı?
İlk yıldızımı alabilmek icin gördüğüm eğitimde narkoz testi de eğitimin içindeydi. 35 metre derinlikte bir batığın üstünde test edilmiştim. Hoca tahtaya sorular yazdı; toplama çıkarma, İstanbul nerenin başkentidir veya adını tersten yaz gibi. Çünkü narkoza girdiğinizde hiçbir şeyi sağlıklı düşünemiyorsunuz. En son derin bir mağara dalışında narkoza girdim ama abartılı derecede değil. Korktuğum bir durum ise ilk derin dalışlarımı yaparken, 30 metre gibi bir derinlikte ilk defa bir mürenle yüz yüze gelmiş olmak ve buddy’min (dalış arkadaşım) onu görmeyerek aramızdan geçmeye çalışmasıydı. Halbuki hiçbir canlı insandan zararlı değil diye düşünsem yeterliymiş.

Spor yapıyor musunuz?
Çocukluğumdan beri spor yapıyorum ve çok seviyorum. Kendimi güçlü hissettiriyor. Karar mekanizmamı bile güçlendiriyor.

Instagram’da bir videonuzda yogayla alakanız olmadığını söylemişsiniz, hala öyle mi?
O video sadece, asla ilgisi olmadığı halde insanları sakatlamak pahasına yoga eğitmeniymiş gibi sosyal medyada video koyan insanlara tepki olarak çekilmiş espirili bir video. Yoksa yoga şahane bir şey. Bence esnemek masajdan bile keyifli.

Hiç rejim yaptınız mı? Kilonuz kaç ve nasıl koruyorsunuz?
Yemek yemeyi çok severim. Rejim yapmama gerek kalmıyor çünkü sağlıklı şeyler yemekten hoşlanıyorum. Abur cubur da severim ama her zaman değil. Kendimi kısıtlamıyorum, sporla destekliyorum. 56 kiloyum ve yıllardır da aynı kilodayım.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here