Güzellikte selfie devri

Artık neredeyse hepimizin bir sosyal medya hesabı ve o hesaplara yüklediğimiz çekici fotoğrafları var. Biz sosyal medyaya verdiğimiz pozlarla ayak uydurmaya çalışırken, güzellik dünyası da bu pozları gerçek dünyaya taşımaya çalışıyor.

Yazı: Nilgün Yıldız Konakcı

İnternet artık hayatımızın her yerinde. İşte, seyahatte, toplantılarda… Nereye gidersek, “Durun, bir selfie çekelim!” akımı ise olmazsa olmazlardan. Peki neden selfie çekmek bu kadar çok sevildi? Acaba selfie ile çekilen pozlarda kendimizi daha güzel bulduğumuz için olabilir mi? Bu sorunun cevabını Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Ali Duman’dan alırken, selfie estetiğini keşfe çıktık.

SelfIe estetiği
Sosyal medyanın hayatımıza soktuğu selfie yarışı, artık neredeyse herkesin tutkusu haline geldi. “Selfie çekerken nasıl daha güzel görünürüm?” sorusuyla birlikte, fotoğraftakini gerçek hayattaki görüntüsünden daha çok beğenenlerin sayısı da az değil. Dr. Duman, selfie çekerken yapılan mimiklerle insanın anlık olarak değiştirmeye çalıştığı anatomik yapıları tek tek inceleyerek, bunun güzellik dünyasına nasıl uyarlandığını şöyle anlatıyor: “Artık hemen hemen herkes fotoğrafını çekerken telefonunu yukarı kaldırmaya, dudaklarını büzmeye, yanaklarını içeri doğru çökertmeye ve gözlerini biraz kısmaya başladı… İşte ben buna ‘selfie yüzü’ diyorum.”

Püf noktaları
• Cep telefonunuzu yukarıda tutar ve dolayısıyla yüzünüzü yukarı doğru kaldırırsanız; boynunuz, çene altınız (gıdınız) ve buna bağlı olarak alt yüz ile ağız çevreniz geriliyor. Bu hareket, o bölgelerde gevşemeye ve hatta sarkmaya başlamış derin cilt altı yapıları (kas, fasya ve diğer bağ dokular) ile cildi gerginleştirip, çene kemiğinizi ortaya çıkaran, genç ve diri bir ifade veriyor. Yine aynı şekilde yukarıya bakarak fotoğraf çektirme sırasında biraz gıdısı olanların da bu cilt altı yağ fazlalığı gerilip, incelerek kamufle oluyor. Göz altı kırışıklıklarınız ve torbalarınız da gerilmeye bağlı olarak azalıyor. Kısacası; tek bir hareketle göz çevresi, alt yüz ve boynunuzda hoşunuza gitmeyen her şeyden bir anda kurtulabiliyorsunuz. En azından, fotoğraf çektirdiğiniz 3-5 saniye için!

• Çekim anında yanaklar içeri çekiliyor, halk arasındaki deyimle “avurtlar çökertiliyor”. Yanaklarımız hem konuşma, hem çiğneme, hem de öğütme gibi kompleks hareketleri yapabilme becerisine sahip kasların örgü halinde bulunduğu bölgeler. Bu kas örgüleri arasında farklı boy ve şekillerde yağ yastıkçıkları bulunuyor. Söz konusu yağ yastıkçıkları, yıllar içinde hem bağ dokularının, hem kasların, hem de cildin diriliğini kaybetmesi ve yerçekiminin etkisiyle aşağı doğru yer değiştiriyor. Böylece önceleri zirvesi aşağıda bir üçgen olan yüz hatları, tam tersine dönüşüyor. Güçlü yanak kaslarını kullanarak bu yağ yastıkçıklarını ağız içine doğru hareket ettirmekle hem daha zayıf, hem de daha genç ve diri bir ifade yakalamak mümkün oluyor.

• Dudakları büzmek, oldukça klasik bir fotoğraf çektirme hareketi. Bu sayede; dudakları ve özellikle üst dudağı olduğundan daha kalın göstermek, yanak-dudak oranını daha da ideale yakın hale getirmek amaçlanıyor. Burun kenarlarından ağız köşelerine doğru inen ve zamanla derinleşen oluklar da bu hareket ile daha az belirgin oluyor.

• Son olarak da gözleri biraz kısmak… Bu manevra ile göz çevresi kaslarını harekete geçirerek, aşağı doğru yer değiştirmiş dokular gerginleştirilip yukarıya, göz kapağına yaklaştırılıyor. Böylece oluşmuş torbaları ve belirgin hale gelmiş gözyaşı oluğu gibi çizgiler yok ediliyor.

Tüm bunları 3-5 saniye için yapıp, fotoğrafta 10 yaş daha genç veya 10 kg daha zayıf, daha güzel, çekici, daha karizmatik görünebilirsiniz. Peki sonra? Sonra yine gıdı oluşuyor, yanaklar aşağı kayıyor, göz kenarlarındaki çizgiler veya göz altlarındaki oluklar ortaya çıkıyor.

Küçük müdahaleler, güzel sonuçlar
Yanaklar
Geniş ve tombik yanaklar, sizi olduğunuzdan kilolu gösteriyor. Yıllar geçtikçe dokuların gevşemesi ile bu kütlelerin çenenin her iki yandan aşağı sarkması da cabası.
Yüzde, cilt altında ve mimik kaslarının arasında bulunan yağ yastıklarını, klasik yüz germe operasyonu dışında azaltabilmek imkansız. Klasik liposuction, böylesine hayati yapıların bulunduğu bir bölgede çok riskli olabiliyor. Ancak lazerin estetik cerrahiye girmesiyle birlikte bu bölgedeki yağ dokusu istenilen miktarda azaltılabiliyor ve cilt gerilebiliyor.

Dudaklar
Sıra geldi dudakları büzmeye! Bu klasik fotoğraf hilesinde amaçlanan, dudakları ve özellikle üst dudağı olduğundan daha kalın göstermek. Dolgu materyalleri ile yaklaşık 4 dakika gibi bir sürede dudaklarda çok orantılı ve kesinlikle yapay durmayan bir kalınlaşma sağlanabiliyor. Dudakları kalınlaştırırken yine orantılı bir şekilde burun kenarlarından ağız köşelerine doğru inen oluklara da çok az dolgu maddesi vermek faydalı olabiliyor.

Göz altları
Yine fotoğraf çektirirken gözleri biraz kısarak veya kamerayı yukarıda tutup, alttan bakarak yok etmeye çalışılan göz altı çukurluklarını ışık dolgusu ile ortadan kaldırmak mümkün. Bu dolgu, örneğin dudaklara uygulanan materyalden çok daha düşük bir moleküler ağırlığa, daha az çapraz bağa ve dolayısıyla daha az yoğunluğa sahip. Işık dolgusunda yapılan en büyük hatalardan biri de yüzdeki her bölgeye aynı hyalüronik asit dolgu maddesini vermek! Göz altına uygulanan çok az, neredeyse su ile jel arasında bir kıvama sahip dolgu maddesi, ağız köşelerine veya elmacık kemiklerine uygulandığında daha farklı oluyor. Göz altına yoğun bir dolgu uygulamak ise geri dönüşümü imkansız küçük kitleler, sertlikler ve görüntü bozuklukları yaratabiliyor. Örneğin, çeneye bu kadar ince bir dolgu uygulamak ise bir işe yaramaması ve bir hafta sonra kaybolması anlamına geliyor. Işık dolgusunun içinde bulunan aminoasitler, güneş ışınları yardımıyla aktive olarak özellikle yazın göz altı renk değişikliklerini, mor ve yorgun görüntüyü giderip, pırıl pırıl bir bakış sağlamaya da yardımcı oluyor.

Alt yüz ve boyun
Cep telefonunuzu yukarıda tutarak yaratmaya çalıştığınız boyun, çene, gıdı, alt yüz ve ağız çevresi gerginliğini, 3D radyofrekans veya ultheraphy ile sadece 45 dakika içinde sağlamak mümkün. Bu işlem sonrası şişme, kızarma, morarma veya pansuman olmuyor. Ertesi gün sosyal hayata veya iş yaşamına geri dönülebiliyor. Dokular hemen gerilmeye başlayıp, bu süre yaklaşık altı ay kadar devam ediyor. Ancak etkisi değil, sadece gerilmenin gelişmesi ve ilerlemesi altı ay sürüyor. Etkinliği ise uzun senelere yayılıyor.

Tazelenme botoksu
Sonbahara daha canlı girmek isteyenlerin tercih ettiği uygulamalardan biri olan tazelenme botoksunu anlatan Dr. Ali Duman, “Kaşlarınızın arasındaki, alnınızdaki veya göz çevresindeki kaslara uygulanan botoks uygulaması ile bunların belirli bir süre zayıflatılması, söz konusu kırışıklıkların oluşmasını önleyeceği gibi mevcut çizgilerin derinleşmesini engellemeye de yardımcı oluyor. Böylece belki olası bir cerrahi işlemi senelerce öteye atma şansı gündeme geliyor. Yapılan muayene ve görüşme esnasında, hastanın şikayetleri ve doktorun yapabilecekleri, anatomik bazı sınırlar içinde belirleniyor. Sonrasında, örneğin tüm yüzünüzü maske haline çevirmek için 10 birimlik bir botoks uygulaması yapmak gerekiyorsa, her zaman 3-4 veya hastanın isteğine göre 5-6 birimlik uygulama yapılıyor. Bir hafta sonra kontrole gelen hastaya, isterse 2 birim daha botoks uygulanıyor. Hatta belki bir hafta sonra tekrar görüşüp 1 birim daha yapılıyor. Bu uygulamayı ‘tazelenme botoksu’ olarak tanımlıyorum. Çünkü sonuçta ortaya çıkan görüntü daha genç, daha pürüzsüz, daha az kırışık olan, kişinin 5-10 yıl öncesine dönmüş kendi yüzü oluyor. Yabancı, mimiksiz, farklı gülen veya hiç gülemeyen ifadesiz bir yüze sahip olunmuyor” diyor.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here