Ana Sayfa Gezi Hayal mi yoksa gerçek mi?

Hayal mi yoksa gerçek mi?

Sonbahar güneşi, sarı-kırmızı yaprakların arasından yüzünüze yansıyacak ve içinizi ısıtacak. Sonra çam ve çiçek kokan, bol oksijenli havayı içinize çekecek, burada olduğunuza çok sevineceksiniz. Burası neresi mi? Burası, Çanakkale’den Balıkesir’e doğru uzanan, dünyanın oksijeni en bol ikinci bölgesi; Kazdağları.

Kazdağları'nın tam kalbindeki o otelin bahçesinde, gözlerimi kapayıp etrafı dinleyince, ne duydum biliyor musunuz? Önce hiçbir şey. Sonra ağaçların yapraklarının rüzgarla birlikte hışırdamasını ve bir anda uçuveren bir kuşun kanat sesini. İşte o zaman anladım, bu sesleri duymayı, hatta bazen hiçbir şey duymamayı ne kadar özlediğimi. Oysa, gözlerinizi kapatıp da hiçbir şey duymamayı başarabilmek o kadar da kolay değil. Şehirdeyken, en sessiz yerde bulunduğunuzu düşündüğünüz anda bile o kadar çok ses, gürültü var ki…

Kazdağları'nda olmanın en güzel yanlarından biri bu. O inanılmaz sakinlik. Kendinizi dinlenmiş ve rahatlamış hissetmeniz için günlere ya da saatlere gerek yok. Bu büyülü ortamın içine attığınız ilk adımla beraber, tüm sıkıntı ve stresiniz geride kalıyor. Üstelik, bir iyi haber daha, pek çok yerde cep telefonu bile çekmiyor! Evet, tahmin edebileceğiniz gibi, bu ay Edremit'e, Kazdağları'na gittik. Oksijeni bol havası, kendine özgü zengin bitki örtüsü, kaplıcaları ve muhteşem zeytinyağlarıyla bu bölge doğayla baş başa olmaktan hoşlananların kendilerini çok mutlu hissedecekleri bir yer.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here