Ana Sayfa Psikoloji Hiperaktif kadınlar duramıyor

Hiperaktif kadınlar duramıyor

 

Rollerimiz artıyor

Bu noktada akla kadınların iş hayatına girmesinin bu huzursuz kadınların çoğalmasına neden olup olmadığı sorusu geliyor. Dr. Telaferli bu soruya şöyle yanıt veriyor: Önceleri kadınların iki rolü vardı; önce evin cici kızı ve annesinin yardımcısı olmak, sonra bir evin hanımı olmak ve aynı rolü orada oynamak… Bunların hiçbiri eksilmezken şimdi bir de düzenli iş hayatında çalışan kadın rolü var. O işe gitmek, işini layığı ile yerine getirmek, o işte erkeklerle rekabet etmek, bir terfiye hazır olduğu halde hak ettiğini kanıtlamaya çalışmak gibi rolleri de oluyor. Akşam eve geldiğinde çocuğu varsa onunla ilgilenmek, eşinin her türlü ihtiyacını yerine getirmek gibi görevleri devam ediyor. Çocuğun okulundan da anne sorumlu oluyor. Ne zaman nefes alacak? Zaten nefes aldığında ya çocuğu ya eşi hemen bir şey talep etmeye başlıyor. Babanın bir şey yapması beklenmiyor ama annenin hep bir şeyler vermesi gerekiyor.

 

Son pişmanlık fayda etmiyor

Hayatın her alanında tüm sorumlulukları yüklenen kadın bir yerde bunun farkına varırsa ya eşit bir dağılım için çaba gösteriyor ya da bazen karşı çıkmanın daha büyük mücadele gerektireceğini düşünerek 10 kere söyleyeceğim yine yapılmayacak onun yerine ben halledivereyim diyerek bu aşırı yüklü hayatı sürdürmeye devam ediyor. Ve bu yaşam tarzı yıllar içinde kadınları çok yıpratıyor. Dr. Telaferli, bu kadınların yıllar sonra geriye dönüp baktıklarında yapmamaları gereken ne çok şey yaptıklarının farkına vardıklarını söylüyor ve ekliyor: Kadın gereksiz yükler altına girdiğini ve bunun yaşam kalitesini bozmuş olduğunu fark ediyor. Fiziki olarak yıpranıyor çünkü herkesten daha geç yatıp daha erken kalkıyor, dinlenmeye vakit bulamıyor. Kendi ihtiyaçlarını hep erteliyor. Ailede ortak bir karar verileceği zaman kendi fikrini geri planda tutuyor. Bunlar da hızlı tükenmeyi getiriyor. Bazı kadınlarda ise bunalıma yatkınlık ve kronik depresyon hali oluşuyor. Yaşamdan keyif almayan kadın sürekli mutsuz hissediyor. Bazı kadınlarda ise kronik ağrılar, mide ve bağırsak rahatsızlıkları görülebiliyor. Bu etkilerin ortaya çıkıp çıkmayacağı ya da hangi etkilerin ortaya çıkacağı kişinin maruz kaldığı sıkıntıya ve ne kadar dirençli olduğuna göre değişiklik gösterebiliyor.

 

Önce farkındalık

Peki ne yapacağız? Ya Böyle gelmiş böyle gider deyip kabulleneceğiz ya da toplumu oluşturan bireyler olarak kendi hayatımızda bu durumun farkına varıp bunu değiştirmek için adım atacağız. Daha geniş çerçeveden bakıldığında kadın cinayetleri, kadına kötü muamele, kadının hak ettiği konuma ulaşamaması gibi sorunların düzelmesi için toplumsal bir değişim, pozitif ayrımcılığın desteklenmesi, sivil toplum örgütlerinin ve medyanın bu konuya ciddi bir şekilde eğilmesi gerekiyor. Toplumu oluşturan bireyler olarak biz kadınlara da görev düşüyor. Kişisel farkındalığı yakalamak için Dr. Bora Telaferli şu önerilerde bulunuyor: Akşam kafanızı yastığa koyduğunuzda günün muhasebesini yapın. Sabah yataktan kalktığınız andan şu ana kadar attığınız adımların kaçından memnunsunuz, kaçını değiştirseniz iyi olurdu? Örneğin o gün saat 15.00te lüzumsuz yere gittiğiniz veli toplantısına gitmeniz iyi oldu mu yoksa sizin yerinize başkası gidebilir miydi ya da bu toplantıya gidilmesi gerçekten gerekli miydi? Eğer bu sorgulamayı yapmazsanız bundan sonra da anlamsız veli toplantısına, hafta sonu veli buluşmalarına ya da iş bitiminde gereksiz davetlere katılmak zorunda kalırsınız. Hatta eşinizin yemekli iş toplantılarının hepsinde de istemediğiniz halde yer alırsınız. Ancak bunları sorgularsanız yarın benzer bir olayda, durumu farklı kılacak ne yapabileceğinizin yollarını ararsınız. Ve bunu hayatınızdaki her konu için yapabilirsiniz. Siz memnunsanız evin içinde de dışarıda da hayat aynen devam eder. Memnun değilseniz değiştirmek için adım atarsınız ve talep edersiniz.

İnsanların en büyük hatasının talep etmemek olduğunu belirten Dr. Telaferli, Umduğunuz şeyi karşı tarafın anlayıp yapmasını beklemeyin. Böyle bir hayat yok. Karşınızdaki daha istemeden siz vermeye hazırsanız, buna alışmış olan kadın veya erkek, anne, kardeş ya da arkadaş bu konfordan vazgeçmeyecektir diyor.

 

Yaprak ÇETİNKAYA

Formsanté Dergisi Ekim 2013 sayısı

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here