İnsanlık kadar eski, hayat kadar gerçek!

Aşk, intikam, aldatma ve diğerleri…
Hayatın içinden bir hikaye ile ilişkilere dair saptamalarını okuyucularıyla paylaşan Aret Vartanyan, yeni kitabı “Eski Sevgililer Oteli”nde aşktan aldatmaya, ihanetten affetmeye dek birçok konuyu mercek altına alıyor.

Hazırlayan: Ayşegül Uyanık Örnekal

Gonca, Burak, Selim, Zümrüt ve diğerleri… Bu isimler, Aret Vartanyan’ın yeni kitabı Eski Sevgililer teli ndeki karakterlerden birkaçına ait. Dokuzuncu kitabında çevremizde görebileceğimiz, belki de bizzat yaşadığımız durumları konu eden Vartanyan ile bu hikaye üzerinden ilişkilere dair sohbet ettik.

Aldatma
Gitme Zamanı ve Siyah Gözyaşı ile başlayan dörtlemesinin üçüncü kitabı olan Eski Sevgililer Oteli, bir bütünün parçası gibi görülse de aslında birbirinden bağımsız aynı zamanda. Kitapta, hepimizin başına gelebilecek ama içindeki olay örgüsü biraz daha kurgusal bir hikaye anlatılıyor. Bir kadının bir anda terk edilmesiyle başlıyor her şey. Fakat babadan başlamak üzere, kadının hayatındaki insanlar, eski sevgililer, günübirlik ilişkiler, eski eş ve nişanlı, yakın arkadaşlar derken değişik bir olay örgüsü ortaya çıkıyor. Konuya elbette ana karakterden yani Gonca’dan başmak gerekiyor. Kariyer sahibi ama sevdiği erkek için bunu elinin tersiyle itip, tüm yaşamını onun için değiştiren Gonca karakterine sıklıkla rastlanıyor. “Üç kitaba baktığınızda, aslında ilk kitapta bir aldatma hikayesiyle başlıyordu. Buradaki amaç neydi? Yaşanan olaylar, kadınları örgütleyen bir sisteme dönüşüyor. Tabii ki bu işin kurgu tarafı” diyen Vartanyan şöyle devam ediyor: “Bu kitabın özeline geldiğimizde, Gonca aslında çok fazla örneği olan bir karakter. O kadar çok ‘Gonca’yı dinliyorum ki Türkiye’nin dört bir yanında. Sadece Gonca değil, varlıklı arkadaşı Esra da çok sık karşılaştığımız bir karakter. Bir altın kafesin içinde olan fakat bir şekilde hayatı birilerine bağımlı ve çok klasik yapıda ve sosyoekonomik yapıdan bağımsız olarak söylüyorum bunu ama evlenmesi gerektiğine inanarak büyümüş. Sürekli olarak önce aileye, sonra kocaya bağımlı olarak gelişen bir silsileden bahsediyoruz aslında. Gonca çalışıyor, iş hayatı var, evleniyor ve işini bırakıyor, sonra aldatılıyor. Bunlar öyle gerçek hayattan ki… Bunu yaparken de asıl vermek istediğim; burada asıl değişmesi gerekenin ne olduğu.” Ülkemizde çapkınlığın erkekler arasında bir prestij olduğunu hatta aksi halde erkeğin “light” olarak nitelendirildiğini söylüyor Vartanyan. Ama bu savını da araştırmalarla destekliyor: “2017’de ülke çapında, yedi farklı sosyoekonomik yapıdaki, 17.500 kişi üzerinde yaptıkları çalışmaya göre; aldatma oranı yüzde 81! Yani çevrenizde gördüğünüz 10 çiftten sekizinin ilişkisinde aldatma hikayesi var. Öte yandan yaptığımız araştırmaya göre erkeklerin aldatma oranı yüzde 44 iken kadınlarda bu oran yüzde 56.”

Affetme vs intikam
Kitap bir aldatma hikayesini konu etse de aslında affetme ve intikam duyguları da çok iç içe geçmiş halde. Gonca kendi yaşamına dokunan kişilerden intikam almakla onları affetmek arasında çok gidip geliyor. Öte yandan “Hiçbir kötülük cezasız kalmaz” mottosundan hareketle başka insanların hayatına dokunuyor. Vartanyan “Sistem affetmiyor!” diye söze girip, “Günlük hayatta bazı konular çok içimizde kalıyor. Fakat sistem gerçekten affetmiyor. İsterseniz buna ilahi adalet deyin, isterseniz kuantum! Ne olursa olsun, bir şekilde yaptığı hiçbir kötülük kimsenin yanına kar ya da zarar olarak kalmıyor bu dünyada. Biz ama buna inanmıyoruz ve üzülüyoruz. ‘Bana bu yapıldı diyerek ve çoğu da bunların yorumlarımız oluyor aslında. Biz kendi dünyamızda o yorumların içinde yaşıyoruz” diyor.

İhanet!
Yakınlarınızın ihanetini yaşadınız mı? En sevdiğiniz, sizi bu hayatta ondan daha fazla anlayabilecek başka kimsenin olmadığını düşündüğünüz birinin… Bu kişi; aile fertlerinizden biri de olabilir, en yakın arkadaşınız da… Çok fazla ipucu vermek istemiyoruz ama kitabın baş kahramanı Gonca her ikisini de tadıyor. En yakın arkadaşı sandığı kadın onun arkasından iş çeviren, yaşadığı bu en zor olayda ona akıl veren kişinin ta kendisi! Sadece bu da değil elbette. Eşi hatta annesi bile ona ihanet ediyor. Hayatını adadığı erkek ile en yakın arkadaşından aldatmanın, annesinden de onu hayat boyu bir yalanın içinde yaşamaya zorlamasının ihanetini yaşıyor.

Aşk
“Her kadın tam olarak hak ettiği erkek ile beraberdir!” Böyle diyor Aret Vartanyan ama “Eğer bunu seçimle yaptıysa” diyerek de eklemeyi ihmal etmiyor: “Niye böyle diyorum çünkü bir kadının karşısındaki erkekle beraber olması, aynı frekansta olduklarını gösteriyor. Kadın; ‘Onunla beraberdim çünkü kaybetmekten çok korkuyordum’ ya da ‘Sevilmeye çok ihtiyacım vardı’ diyebilir ama aslında hayır kendi ihtiyaçların vardı. O dönemde karşındaki adama ihtiyacım vardı ve seni yöneten ama sana saygı duymayan birisiyle beraber oldun. Kitapta da yaşamında bir baba figürünün olmamasından dolayı onu şefkat ve himaye edebilecek, kanatlarının altına saracak bir destek istiyor Gonca. Genelde zaten yaş farkı çok olan ilişkilerde bu durum görülüyor. Benim birlikteliğimde de eşimle aramızda yaş farkı var. Ve şunu görebiliyorum ki bir ağabeylik duygusu geliyor bana. Bu iki taraf için de güzel bir şey. Dolayısıyla o ilişkide bir şeyler öğreniyoruz. Ama ben değiştiğimde her şey değişiyor. Bu yüzden de artık onu beğenmiyorum.” Geçmiş ilişkilerimize baktığımızda yaşadığımız sorunları kabul edip, bunlarla yüzleşmemiz gerekiyor. Vartanyan, ilişkilerdeki temel sorunun başlangıçta yaşandığını belirterek, duruma yüreğimizle değil mantığımızla yaklaştığımızı söylüyor. Kişiyi değil, onun dış görünüşü, mevkisi, imkanlarıyla karar verildiğini de söylemeden geçemiyor. “Peki bu seçim hangi yaşlarda daha çok görülüyor?” diye sorduğumuz yazar, çarpıcı bir cevap veriyor: “Aslında fark etmiyor! 20’li yaşlarda şu anki rol modellerin sosyal medyada yanlış gösterilmesinden dolayı oldukça yaygın. Bu ilişkiler, sınıf atlamak ve güzel bir hayatın anahtar olarak görülüyor çünkü gördükleri örnekler böyle ama bu çok tehlikeli.”

Kadın hareketi başlıyor!
Yıllardır kadınlarla ilgili çalışmalarıyla dikkat çeken Aret Vartanyan, bir süredir sosyal medya hesapları aracılığıyla takipçilerine “kadın hareketi”nin başlayacağı haberini veriyor. “Hedef kitlemin yüzde 85’i kadınlardan oluşuyor. Şükürler olsun ki erkeklerin sayısı da artıyor. Uzun zamandır gerek bireysel gerekse iş birlikleriyle kadınlar için çeşitli çalışmalar yapıyordum. Artık bunları bir çatı altında toplamak istedik. Öncelikle bütün kadınlara açık olan bir merkez yapmak istiyorum: 7/24 destek veren, gelen aramaları cevaplayan ve 24 saat içinde danışmanına atayan. Bunun küçük bir modelini daha önce birkaç markayla yapmıştık. Fakat şunu fark ettim ki bir markayla olmuyor bu tip işler. Ama 20 marka bir araya gelirse daha kolay olur. Böylece güzel bir platform da oluşur. Bu düşünceyle KABİDER, TurkishWIN ve Bin Yaprak ile çalışmaya başladık. Çalışmamızın ana amacı ve farkı, değişimin erkekler üzerinden ilerleyecek olması! Eğer bir erkek karşısındaki kadına nasıl davranacağını, onu endişeye sokmayacağını bilirse kadınların yaşamının da değişeceğini düşünüyorum.”

Dipnot!
Aret Vartanyan, diğer kitaplarında olduğu gibi “Eski Sevgililer Oteli”nin de sesli kitap versiyonunun yayınlanacağı müjdesini vererek, şunları söyledi: “Sürekli trafikten şikayet ediyoruz ama aslında muhteşem bir fırsat! Yolda geçen sürede, haftada üç-dört kitap dinlemek güzel olmaz mı? Böylece geçen zamanı hem pozitife geçirerek hem de yol boyu sıkılmayacaksınız.”

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here