İşi spor gücü organizasyon

DSC 0391 copy

Likya Yolu ve Kapadokya gibi Türkiye’nin en başarılı maratonlarının arkasındaki isim Özge Doğan, iş temposundan spor ve egzersize çok vakit ayıramadığını söylese de spor organizasyonları yapmanın, Türkiye’deki spor algısını iyileştirmeye çalışmanın ona kendini iyi hissettirdiğini söylüyor. 

 

Yaptığı işten çok uzak olmakla birlikte Dokuz Eylül Üniversitesi Maden Mühendisliği’nden mezun olan Özge Doğan, işletme alanında yüksek lisans yaparak, ilaç sektörüne geçti. Bunlarla yetinmeyen Doğan, “pazarlamanın yaratıcı tarafları” diye tanımladığı işleri yapmak için reklam ajansına adım attı. 2010’da ise Argos Şirketler Grubu ile yolları kesişmiş ve müşteri ilişkileri, pazarlama iletişimi, etkinlik yönetimi derken bugün “pazarlama iletişimi ve projeler direktörü” olarak meslek hayatına devam ediyor. Grubun outdoor spor etkinlikleri üzerine odaklanmış şirketi Uzunetap’ın düzenlediği Türkiye’nin tek çok etaplı ultra maratonları olan Runfire Cappadocia ve Likya Yolu Ultra Maratonları ile Uzunetap bünyesinde düzenlenen farklı alanlarda çok sayıda outdoor spor organizasyonunun direktörlüğünü yürütüyor. Aldığı eğitimleri, içindeki spor tutkusuyla harmanlayan Özge Doğan hakkında merak ettiğimiz soruların yanıtlarını aldık. 

SPORLA ARANIZ NASIL, NELER YAPIYORSUNUZ?
Etrafımda o kadar çok gerçek sporcu var ki… Hayatlarının ne kadarını spora ayırdıklarına şahit olduğunuzda asla kendinizi spor yapmış saymıyorsunuz. Dolayısıyla ben de bu konuda muhteşem bir örnek değilim maalesef. Haftada iki ya da üç gün pilates yapmaya çalışıyorum. Seyahat ve iş yoğunluğuna göre sürekli değişiyor. Ben güne erken başlayanlardanım. Malum, İstanbul’da yaşıyoruz. Tüm zamanı trafikte geçirmek yerine sabah 06.30’da herkesten önce ofiste oluyorum. Haftanın iki sabahı ofisin alt katında bulunan spor salonunda bu vakti değerlendirmeye çalışıyorum. 

UZUNETAP TANITIM-ORGANİZASYON; NASIL BIR OLUŞUM BU? 
Uzunetap, outdoor spor etkinlikleri düzenleyen ve sporun doğayla birleşmesi gerektiğine inanan bir organizasyon şirketi. Amacı ise her geçen gün daha fazla insanı spor yapmaya, yürümeye, koşmaya, bisiklete binmeye teşvik etmek. Bunu sağlamak için de kendine standart bir hedef kitle belirlemiyor. Farklı öncelikleri olan insanları da outdoor etkinliklerle buluşturup deneyimlemelerini ve bundan hoşlanarak devamını getirmelerini amaçlıyor. Ultra Maraton gibi koşu anlamında en zorlu etkinlikleri gerçekleştirirken, bir yandan daha kolay kategoriler ekleyerek herkesin bir başlangıç yapmasını sağlıyor. Bunların yanı sıra Longest Night, Longest Day, RunMarisRun gibi şehir merkezlerine yakın, tek günlük eğlence odaklı etkinlikler gerçekleştirerek insanların spor yaparken eğlenmelerine olanak sağlıyor. Hiç spor yapmayan, tamamen keyfine düşkün insanların bile aslında doğanın içinde keyifli vakit geçirebilecekleri Moonlight Cappadocia gibi deneyimsel yürüyüş etkinlikleri ile unutamayacakları bir outdoor deneyimi sunarak sporu sevdirecek yeni yöntemler geliştiriyor. Hepsinde amaç aynı; sporu sevdirmek, teşvik etmek ve sporu sokağa, doğaya taşımak…

YAPTIĞINIZ İŞ SİZİN İÇİN NE İFADE EDİYOR?
Ne ifade etmiyor ki… Uzunetap olarak yıllardır yapmaya ve anlatmaya çalıştığımız şeyin üç kilit noktası aslında yukarıda amacımızı anlatmak için saydığım bu kelimeler. Hatta her gün en az üç beş kere anlatıyorum bu bağlantıyı. Dünyanın diğer ülkelerine baktığınızda sporun ne kadar yaygın, insanların günlük yaşamına ne kadar nüfuz ettiğini ve hayatlarının rutin bir parçası haline geldiğini görürsünüz. Türkiye’de son beş yılda spor anlamında çok ciddi gelişmeler görsek de halen dünya ortalamalarının çok gerisindeyiz. Bununla birlikte spor alışkanlığımız da oldukça farklı. Etrafınızda spor yapan insanların çoğuna baktığınızda spor yapmanın haftada şu kadar gün, şu kadar saat spor salonunda türlü makineler, aletlerle çalışmak olduğunu anlayabilirsiniz. İşte bizim değiştirmek istediğimiz ve anlatmaya çalıştığımız şey burada devreye giriyor. Spor salonları spor yapma yeri değil, yapacağınız spor için bedeninizi hazırlayacağınız, güçlendireceğiniz egzersiz yeri olmalı. Yani spor salonunda antrenman yapar, yapacağınız spor için hazırlanırsınız. Sonra çıkıp koşacak mısınız, bisiklete mi bineceksiniz, tırmanış mı yapacaksınız; sokağa çıkıp işte onu yapmalısınız. 

‘‘Gece başlayıp sabaha kadar ormanda tek başına koşmak kimsenin cesaret edeceği bir şey değil. Ama bir organizasyon olduğunda böyle bir deneyim yaşamaktan korkmuyorsunuz, güle eğlene tüm gece ormanın içinde olmanın keyfine varıyorsunuz. İşte bu yüzden Uzunetap olarak biz insanları doğayla buluşturacak ve sporun kendisi haline getirecek, spor salonlarından çıkaracak etkinlikler düzenliyoruz.’’

Sekiz günlük organizasyonların kendisi bile zaten büyük bir operasyon. Yaklaşık 70 kişilik bir ekip sekiz gün boyunca çok büyük bir alana yayılmış şekilde görev alıyor. Tüm ekibin birbiriyle uyumlu şekilde hareket etmesi, günlük akışın sağlanabilmesi için öncesinde çok iyi bir planlama ve hazırlık yapmış olmanız gerekiyor. Kimin ne zaman, ne yapacağını biliyor olması, çıkabilecek aksilikler için B, C ve D planlarınızın olması gerekiyor. Ayrıca bu organizasyonların yurt dışı tanıtım, yasal izin süreçleri, yerel yönetimlerle iletişim ve işbirliği, halkla ilişkiler ve sponsorluk çalışmaları gibi tamamen yönetsel süreçleri durmaksızın devam ediyor. Yarışlardan birkaç ay önce ise asıl koşturmaca başlıyor. Parkurların her yıl tekrar yürünmesi ve kontrol edilmesi gerekiyor. Malum bizim ülkemizde her an her yerden yeni yol geçebiliyor, otel kondurulmuş olabiliyor. Bu yüzden her yıl hem rotayı kontrol ediyor hem de bazı ufak tefek değişiklikler yapıyor, yeni yerler ekliyoruz. Bize göre işin içinde eğlence yoksa yaptığınız şeyin de bir anlamı yok. 

GELECEKTEKİ HEDEFLERİNİZ NELER? 
Etkinlikleri ve kalıcı projeleri artıracağımız, önümüzdeki üç yıl içinde uluslararası çapta ciddi büyüme hedefleri koyduğumuz bir yıl olacak. Türkiye’deki en büyük outdoor spor platformu ve organizasyon şirketi olarak onlarca yeni proje hayata geçirmek istiyoruz. Daha şimdiden 2017, 2018’in uluslararası etkinliklerini planlıyoruz. Dünyadan binlerce kişinin Türkiye’ye spor yapmaya gelmesini ve ülkemizde spora yapılan yatırımın artırılmasını sağlamak gerekiyor. Tabii ki Türkiye’de daha çok kadın, daha çok çocuk ve dolayısıyla daha çok insanın sporla buluşmasını sağlamak en büyük hedefimiz.

Formsanté 2016 – Nisan sayısı
Elif Gürsoy

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here