Kadın yaşamdır!

26022014 claraamram

Kadın, kutsaldır, yaşamdır. Zaten bu yüzden toprağa “Anne” denir, birçok toplum ve kültür, toprağı kadın olarak resmeder ve tapar…

Mayıs ayı hemen hemen tüm dünyada annelere özel bir aydır. Bu yüzden ben de bu ay köşemi annelere ayırmak ve konuya her annenin hayatında unutulmaz bir dönem olan hamilelik ve doğum ile başlamak istedim.  

Biz kadınlar, başka bir canlının hayatını içimizde taşıyabilme şansına sahibiz. Kadınlar, gerçekten de muhteşem varlıklar! Bu dünyaya kendi karakteri, kişiliği ve kaderi ile gelen diğer bir insana hayat vermekteyiz.

07072014 claraamram1Sizi iki kişiye yetecek kadar yemek yemeye ikna etmeye çalışan teyzeler, halalar, arkadaşlar, akrabalar ve tanıdıklar da dahil olmak üzere herkese karşı alçakgönüllü ve nazik davranın. Ancak, onları dinlemeyin! Sadece kendinize yetecek kadar yiyin. Unutmayın, vücudunuzun içinde yeni bir insan şekillenmekte ve yediğiniz, içtiğiniz, yaptığınız ile hissettiğiniz her şey, içinizde şekillenen bu insana aktarılmaktadır, çünkü bebeğiniz sizin bir parçanızdır.

Doğru şekilde nefes alarak, yiyerek, içerek, düşünerek ve hissederek, kendinize iyi bakmayı ihmal etmeyin. Karnınızı, “boş yiyeceklerle” doldurmayın. Her zaman sağlıklı yiyeceklerle beslenin.

Olumsuz insanlardan, korkutucu ve şiddet dolu filmlerden uzak durun; izleyecek bu kadar çok komik ve sevimli film varken, bu tür filmleri niye izleyesiniz ki?

07072014 claraamram2Şu andan itibaren, kendinizi büyük güne hazırlamaya başlayın. Maratonda koşmaya hazırlandığınızı düşünün. O anın nasıl olmasını istediğinizi hayal edin. Yapacağınız doğum, doğal, kolay, eğlenceli, keyifli ve unutulmaz olsun! Bu mümkün değil diye mi düşünüyorsunuz? Olamaz mı diyorsunuz? Öyle olması için kendinizi hazırlayın yeter. 

Sıradan günlerde ve doğumu yaparken nasıl nefes almanız gerektiğini öğrenin. Size canlılık katan, enerjinizi artıran, cesaret, enerji ve güç veren, içinizde güzel duygular uyandıran müziklerle dolu bir CD veya iPod’unuzu hazırlayın. İlk çocuğum olan kızıma hamile olduğumu öğrendiğimde, gerçekleştireceğim doğumun kolay ve doğal olmasına karar verdim. Bilin bakalım ne oldu? Doğum sadece 45 dakika sürdü, üstelik de epidural ya da başka bir anestezi yöntemi kullanmadan. 

Sonra, oğlumun doğumu için (tam olarak 13 ay sonra), içinde, en sevdiğim müziklerin bulunduğu bir CD hazırladım. Oğlum da, anestezi kullanmadan, John Paul Young’ın “Love is in the Air” şarkısı çalarken doğal bir doğumla dünyaya geldi. Doktorlar ve hemşireler doğumdan büyük keyif aldı, hatta ben ıkınırken, “Love is in the Air” şarkısını söylüyorlardı. Görüyorsunuz ya, size anlattığım şeylerin hepsi mümkün. Çocuk doğurmaya böyle olumlu yaklaşmayı, sevgili annemden öğrendim. Biz dört kardeşiz ve bu doğumların hepsi, doğal ve kolay doğumlar olmuş. Ancak elbette, bütün kadınlar aynı şekilde yaratılmamıştır ve doğumun sağlıklı gerçekleşmesi ile bağlantılı birçok faktör vardır. Bazı insanlar, sezaryen ile çocuk doğurmayı, bazıları ise acil durumlar (ya da babayı sakinleştirmek) için ortalıkta dolanıp duran bir ebe ve doktor yardımıyla doğum yapmayı tercih ederler. Benim yaşadığım deneyim sizinkinden farklı olabilir ama kendinizi iyi şeylere hazırlamak ve işler tam olarak planladığınız gibi gitmezse esnek olabilmek önemlidir. Siz, sadece elinizden gelenin en iyisini yapın ve bırakın geri kalanın icabına o Yüce Varlık baksın! İnancınızı daima koruyun! Çocuk doğurmak, bir mucizeye aracılık etmektir!

07072014 claraamram4Toprak anadan bahsederken, hemen aklıma Belgrad ormanımız gelir. Banu Özkan Tozluyurt ve Esra Aylin Akalın’ın kaleme aldığı “‹mza Ben” isimli kitapta Belgrad ormanımıza yazdığım aşk mektubu yer alıyor. Belgrad ormanına duyduğum aşkı ve özlemi ona bir mektup yazarak ölümsüzleştirdim…

 

Hamilelerin en büyük yardımcısı: Taze zencefil 

Hamilelik, bir kadının hayatındaki en duygu yüklü dönemlerden biri! Eğer şu anda hamileyseniz, bazen biraz zor gelmesine, bulantı, yorgunluk ve ruh halinizde dalgalanmalar hissetmenize ve vücudunuzun her gün şekil değiştirmesine rağmen, hamile olarak geçirdiğiniz her anın keyfini sürün. Bütün bu rahatsızlıkların geçici olduğunu unutmayın ve karnınızda taşıdığınız mucizeye odaklanın; Siz, güzel bir ruhun daha bu dünyaya gelmesine yardımcı olmaktasınız. Üstelik, bütün bu rahatsızlıkların bir çözümü vardır. Peki bunlar nelerdir? Bulantı mı hissediyorsunuz? Bunun çözümü çok basit: Taze zencefil. Kendinizi çok yorgun mu hissediyorsunuz? Bunun da çözümü zencefil çayı! Bir de, zencefil çayına ilaveten yoga yapmak ve yorulduğunuzda dinlenmek. Meditasyon müziği ya da klasik müzik dinleyerek gevşemeyi de unutmayın. Vücudunuzu dinleyin! Tekrar ediyorum: Vücudunuza saygı duyun!

 

07072014 claraamram3Anne sütü gibisi yoktur!

Günümüzde birçok kadının, vücutlarının zaten şişmanlamış olmasından ve göğüslerinin deforme olmasına izin vermek istemediklerinden, bebeklerini anne sütüyle beslemek istemediklerini duyuyorum, gerçekten çok üzülüyorum. 

Çocuk doğurmaktan korkmayın. Her zaman doğal yöntemlerle çocuk doğurmaya çalışın. Sonradan kendinizle gurur duyacaksınız. Evet! Bunu siz başarmış olacaksınız! Şöyle düşünün: Tarlalarda çalışan kadınlar, çocuklarını en doğal yöntemlerle doğuruyorlarsa, bunu siz de yapabilirsiniz. Ben bunu iki kere yaptım, siz de yapabilirsiniz. Tek yapmanız gereken, kendinizi zihinsel ve fiziksel olarak hazırlamak. Ne kadar kolay olacağını siz de göreceksiniz!

 

Formsanté Dergisi Mayıs 2014 sayısı

 

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here