Kadınlara özel…

31032014 claraamram

Kadınlar erkeklerden farklıdır. “Vive la difference!” Kadınların çocuk doğurabilmesini sağlayan bu farklılık sayesinde, sadece başka bir canlıya hayat vermekle kalmıyor, aynı zamanda başka bir güzel yaşamı içimizde taşıyoruz. Kadın, yaşamdır! Zaten bu yüzden toprağa “Anne” denir, birçok toplum ve kültür, toprağı kadın olarak resmeder ve tapar. 

Kadın olmaktan gurur duyalım!

Ancak, bize verilen bu hediye yüzünden, çocuk doğururken acı çeker ve her ay adet görürüz. “Adet Öncesi Sendromu”nun kısaltması PMS’dir. Bu, döllenmemiş yumurtalarımız vücudumuz tarafından dökülürken, östrus siklusuna eşlik eden semptomların bir birleşimidir. Sadece çocuk doğurabilecek yaşa gelmiş kadınlarda görülse de, kadının hayatını paylaştığı erkeği, çocuklarını, ebeveynlerini, oda arkadaşlarını, çalışanlarını ve iş arkadaşlarını da etkiler. Bazıları, her ay, adet döneminden önceki gece başlayan bir histerik depresyon yaşar. Davranışlarının kontrolünü her ay bir kere kaybeder, cadılaşır, asabi bir ruh haline bürünür ve hatta sevdikleri insana karşı son derece acımasızca bile davranabilirler. Adet döneminin bitmesinin ardından ise ilişkilerine verdikleri duygusal hasarı onarmaya çalışırlar.

Bu sendromun semptomları arasında akneler, karnın şişmesi ve ağrıması, alerjiler, öfke ya da kızgınlık, bunaltı, sırt ağrıları, denge yitimi, kramplar, sistit, depresyon, baş dönmesi, bayılma, enerji kaybı, şekerli yiyecekler yeme isteği, eklem ağrıları, bulantı ya da kusma, çarpıntı, sinüzit, uykusuzluk, bacakların ya da bileklerin şişmesi bulunur. Bunlar, PMS’ye atfedilen, fiziksel ve ruhsal 150 belirti arasından sadece en yaygın olanlarıdır.

31032014 claraamram1Belki bu sabah “garip” hissederek uyanıyorsunuz. Belki de şişman, çirkin ya da değersiz olduğunuzu hissediyorsunuz. Bu, herkesin başına gelebilir! Merak etmeyin, her şeyin bir çözümü vardır. Mucize mi lazım? Neden olmasın? Ben mucizelere inanırım. Bütünlük hissi içinde olmanın, bizi daha mutlu kılacağına inanıyorum! Sabahları uyandığınızda, gününüzün nasıl geçeceğini belirleyebilecek tek insan sizsiniz! Bu nedenle, yapılacak ilk iş, sabah uyanmamıza ve sağlığımızın yerinde olmasına izin verdiği için Yaratan’a teşekkür etmektir. Evet! Siz, yaşıyorsunuz, hayattasınız! O yüzden haydi kalkın ve bu dünyaya, elinizden geldiğince katkı yapın. Nasıl mı? İşe kendinizle başlayın!

Sırtınızı mümkün olduğunca dikleştirerek oturun ya da bir yoga minderinin üzerine uzanın. Şimdi, gözlerinizi kapayın. Karnınızdan nefes almaya çalışın. Her seferinde daha derin nefes alın. Nefes alırken hava, burnunuzdan içeri girsin ve nefes verirken de burnunuzdan çıksın. Bunu yaparken, karnınız, içinize çektiğiniz ve dışarı verdiğiniz hava ile şişsin ve sönsün. Her nefes aldığınızda, ne kadar güçlü, güzel ve saf bir varlık olduğunuzu düşünün! Sonra, iki bardak su için.

 

Tercih etmeniz gerekenler:

Tereyağı yerine, zeytinyağı ya da keten tohumu yağı kullanın. Hatta daha da iyisi, tahin, avokado ya da kaju ezmeleri ile beslenin.

Yağ oranı yüksek süt ürünleri yerine soya, pirinç ya da yemiş sütü ile hazırlanmış birçok seçenek mevcut. Bunlar, mükemmel kalsiyum kaynaklarıdır. Diğer iyi kalsiyum kaynakları ise yeşil yapraklı sebzeler, balık, susam, soya fasulyesi ve tavuk suyudur.

31032014 claraamram2Eğer kahveden aldığınız zevkten vazgeçemiyorsanız, kola, kahve ve koyu siyah çaylar içmek yerine, kafeinsiz filtre kahve için.

Eğer bir enerji içeceği arıyorsanız, zencefil çayı için. Zencefil çayı, daha başka birçok yararının yanı sıra, enerji verici etkileri olan, sağlığa son derece yararlı bir doğal çaydır.

Rafine beyaz şeker yerine biraz bal, melas (şeker pekmezi), ham esmer şeker, elma suyu ya da üzüm suyu kullanmayı deneyin. 

Dana, kuzu ya da domuz eti yerine, balık, bezelye, tam tahıllar, çekirdekler, yemişler ve tavuk tercih edin. Bunlar, karmaşık karbonhidratlar, lifler, çok sayıda vitamin ile mineral içeren ve harika bir bitkisel protein kaynağı olan, çok yönlü yiyeceklerdir.

Tuz yerine miso (Japon mutfağında kullanılan bir malzemedir), kelp (bir yosun türü), tamari, karışık şifalı otlar, sarımsak, zencefil veya soğan kullanın. Rafine edilmiş sofra tuzu yerine deniz tuzu kullanmanızda da yarar var.

 

 

Clarita’s Way, avokadoyu tereyağı, mayonez ya da krem peynir yerine kahvaltıda, bir dilim sıcak veya kızarmış ekmeğin üzerinde, öğle yemeğinde bir sandviç olarak tüketmenizi öneriyor… Avokado nefis bir Meksika ve Güney Amerika dip sosu olan Guacamole’nin de özünü oluşturuyor:

31032014 claraamram4GUACAMOLE

Malzemeler:

2 adet orta boy olgun avokado

– 1 tane sadece yeşil kısımları kıyılmış yeşil soğan (3 yemek kaşığı)

1 yemek kaşığı kabuğu soyulmuş ve doğranmış taze kırmızı biber, 1 yemek kaşığı sarı ve 1 yemek kaşığı yeşil biber

1 çay kaşığı tuz ve bir tutam karabiber

– 1 diş doğranmış sarımsak

– Yarım yemek kaşığı zeytinyağı

– 1 yemek kaşığı limon suyu

Hazırlanışı:

Avokadoları çatal yardımıyla ezin ve limon suyu, tuz, zeytinyağı, sarımsak ve karabiber ilave edip hepsini güzelce karıştırın.

Doğranmış soğanları ve doğranmış renkli biberleri ekleyin.

Fotoğrafta gördüğünüz gibi bir kasede, içinde yarım avokadonun içinde servis edin.

 

31032014 claraamram3AVOKADO MASKESİ

Malzemeler: 

– 1 avokado 

– 1 çay kaşığı limon suyu 

1 yumurta beyazı

Hazırlanışı:

Avokadoyu ezerek püre haline getirin; yumurtayı ve limon suyunu karıştırın. Bunları iyice çırpın ve güzelce temizlenmiş olan, tamamen gevşek haldeki yüzünüze uygulayın. Bu maske, içindeki yumurta beyazı ve limon sayesinde yağlı ciltler için yararlı olmanın yanı sıra, içindeki avokado sayesinde kuru ciltler için de uygun. Eğer yüzünüz çok kuruysa karışıma 3 damla sarı papatya özü yağı ve 1 çay kaşığı bal ilave edin.

Not: Limon yerine portakal ya da mandalina suyu kullanabilirsiniz.

 

Bana her zaman Twitter’dan @claritasway adresinden ulaşabilirsiniz.

 

Formsanté Dergisi Mart 2014 sayısı

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here