Kalbini sev sağlığını koru

Vücudumuzun makine dairesinin en kıymetli organı olan kalbimiz, yaşamımız için büyük önem taşıyor. Onun sağlıklı olması ise insan yaşamının kalitesiyle yakından ilişkili. Dengeli beslenmek, egzersiz yapmak ve tabii ki sigaradan uzak durmak alınacak önlemlerin başında geliyor.

Hazırlayan: Ayşegül Uyanık Örnekal

Yaşamın sağlıklı devam edebilmesi için kalbimize iyi bakmamız gerekiyor. Yapılan araştırmalar da bu düşünceyi destekliyor. Kalp-damar hastalıkları, dünyada yaşam kaybına yol açan en önemli nedenlerin başında geliyor. Günümüzde dünya nüfusunun yüzde 25’i bu hastalıklardan etkileniyor. Bu durum ülkemizde de farklı değil. İleri yaş hastalığı olarak düşünülse de koroner arter rahatsızlığı genç yaş grubu dahil, toplum genelinin sağlığını tehdit ediyor. Öyle ki yetişkin nüfusun neredeyse yarısı kalp-damar hastalıkları açısından risk altında yaşıyor. Hal böyle olunca da kalp sağlığının önemine dikkat çekmek ve toplumu bu konuda bilinçlendirmek için 12-18 Nisan tarihleri, Kalp Sağlığı Haftası olarak birtakım etkinliklere ev sahipliği yapıyor.

Risk faktörlerini kontrol altına alın
Kalp-damar hastalıklarının yüzde 80’inden fazlası sigara, hipertansiyon, diyabet, hiperlipidemi gibi konvansiyonel risk faktörlerinden en az bir tanesine sahip. Risk faktörlerinin ortaya konulması ve azaltılması ise koroner kalp hastalığına bağlı ölümleri büyük ölçüde azaltmaya yardımcı oluyor. Medicana International İstanbul Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Ateşal, modifiye edilmeyen risk faktörlerinin yaş, cinsiyet, genetik durum iken modifiye olabilen sigara, hipertansiyon, obezite, sedanter yaşam gibi risk faktörleriyle mücadele edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Sağlığınız için sigarayı bırakın
Damar sertliği ve damar tıkanıklığı, tuttuğu organa göre bulgu veriyor. Türkiye’de yaklaşık 5 milyon kişinin bu hastalıktan etkilendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ateşal, çok küçük yaşlarda başlayan bu sürecin, sorun ilerledikçe kalp krizi, felç, bacak damar tıkanıklıkları ve uzuv kaybına yol açtığını belirtiyor. Damar sertliği ile kalp-damar hastalıklarının kontrol edilebilen ve edilemeyen nedenleri var. Kontrol edilemeyen nedenlerin başında genetik yapı geliyor. Ailesinde erkeklerde 55, kadınlarda 65 yaşından önce kalp-damar hastalığı tanısı alan kişiler, genetik olarak artmış risk taşıyor. Diğer bir risk faktörü ise yaş! Damar sertliğinin neden olduğu hastalıklar, genellikle 40 yaş üstü kişilerde görülüyor. Bu hastalıklar göz önüne alındığında erkeklerin, kadınlara oranla daha büyük risk altında olduğu biliniyor. Çünkü menopoz öncesi dönemde, östrojen hormonu kadınları damar sertliğinin etkilerinden koruyor. Hastalığın değiştirilebilir ve kontrol edilebilir risk faktörleri arasında hipertansiyon, kan basıncı yüksekliği, sigara kullanımı, kolesterol yüksekliği, sağlıksız beslenme ile hareketsiz sedanter yaşam tarzının yer aldığını söyleyen Prof. Dr. Ateşal, sigara kullanımının damar sertliğinin ortaya çıkışındaki rolünü şöyle anlatıyor: “Günümüzde sigaranın zararlı etkileri herkes tarafından bilinse de Dünya Sağlık Örgütü’nün istatistiksel verilerine göre, her üç yetişkinden biri sigara içiyor. Bu da dünya çapında ortalama 1,2 milyar kişinin sigara kullandığını gösteriyor. Kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümlerin yüzde 20’sinde de suçlu sigara! Kendisi kullanmasa da pasif içici olarak sigara dumanına maruz kalan kişilerde de koroner kalp hastalığı riski önemli ölçüde artıyor. Çünkü sigaranın içindeki nikotin, katran ile karbonmonoksit, akciğer kanseri, kronik bronşit, amfizem gibi solunum yolu hastalıklarına sebep oluyor. Sigarada bulunan karbonmonoksit kandaki oksijeni bağlayarak, damar duvarında kolesterol birikmesine yol açıyor. Ayrıca kalp krizi riskini artırıp, kan basıncını yükseltiyor ve kolesterol düzeylerini olumsuz etkiliyor.”

Hareketten kaçınmayın
Her yıl dünyada görülen yaşam kayıplarının yüzde 6’sı hareketsizlikten kaynaklanıyor. Sedanter yaşam, obezite, diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi ile kalp-damar hastalıkları riskini belirgin oranda artırıyor. Koroner arter hastalığı ve kalp-damar tıkanıklığından korunmanın en önemli yolu ise düzenli egzersiz yapmaktan geçiyor. Spor, düzenli yapıldığı takdirde kalp sağlığı açısından faydalı etkileri bulunuyor. Kilo kaybına yardımcı olması, kan basıncı sağlaması, kan şekeri ve insülin direncini azaltması açısından egzersiz büyük önem taşıyor. Öte yandan sportif faaliyetler arasında ortaya çıkan ani ölümlere de sık rastlanabiliyor. Bu oranın 1/200000 olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ateşal, kalp-damar sağlığını korumak için tempolu yürüyüş, koşu ve bisiklete binmenin önerildiğini belirterek, “Spor, fiziksel formu geliştirmenin yanı sıra kalp rahatsızlığı riskini azaltıyor, maksimum oksijen kapasitesini artırıyor. Tansiyon ve tiroglobulin düzeyini düşürüp, kalbin rezervini artırıyor. Ayrıca insülin direncini düşürerek, çarpıntı ve ritim bozukluğu riskini de azaltıyor” diyor.

Önleminizi alın!
Prof. Dr. Sebahattin Ateşal, kalp-damar hastalıklarından korunmada alınabilecek birtakım beslenme önerileri olduğunu belirterek, bunları şöyle sıralıyor:
1- Beslenmede tüketilen yağ oranını yüzde 30’a indirin.
2- Yediğiniz tüm besinlerin yağ oranına dikkat edin.
3- Süt-süt ürünlerinden az yağlı ve yağsız olanları tercih edin.
4- Sofranızda balığa daha çok yer verin.
5- Günde beş porsiyon sebze ve meyve tüketin.
6- Yağsız dana ve koyun eti tercih edin.
7- Tam tahıllı ürünlere yönelin. Beslenmenizde kuru baklagillere yer verin.
8- Yemeklerinizde katı yağı az kullanmaya özen gösterin.

Umay Villa

‘Önce ödem atılmalı’
“Kilo vermek için önce vücuttan ödem ve toksinler atılmalı” diyen Umay Villa ile hazırladığımız 50 detoks kartı sizi forma sokacak.

Son yıllarda adını detoks program-larıyla duyuran Umay Villa ile evde kolayca uygulayabileceğiniz bir detoks programı hazırladık. Programa başlamadan önce kurallar bölümünü dikkatlice okuyun. Öğünlerin yerlerini değiştirmemeniz ve önerilen egzersizleri yapmanız çok önemli. Böylece kısa sürede ödem ve toksinleri vücudunuzdan atarken tartıda da yüzünüzü güldüren bir gelişme yaşayabileceksiniz. Formsanté okurları için 50 detoks kartını hazırlayan Umay Villa’ya yeni projesi olan sıvı detokslarını sorduk.

Sizi detoks kitaplarınızla, Menokg aplikasyonunuzda yaptırdığınız detoks gruplarıyla tanıyoruz. Yakın bir zaman önce yeni bir seriye, sıvı detokslara başladınız, biraz anlatabilir misiniz?
Sıvı detokslarım henüz çok yeni. Her şeyiyle sıfırdan tasarlanan, çok içime sinen bir seri ortaya çıktı. Bu konuyu A’dan Z’ye öğrenmek için geçen sene Roma’da birçok workshop’a katıldım. Çünkü içerik bu süreçte en önemli şeydi benim için.

Sıvı detokslarının amacı nedir?
Sıvı detokslar vücuttaki ödemi, şişkinliği ve toksinleri atmak amacıyla yapılıyor. Vücutta ödem toplandığında kilo vermek, yağ oranını düşürmek zordur, kilo vermek için vücuttan önce ödem atılmalı. Ayrıca stresli işlerde çalışanların, kendini yorgun ve bitkin hissedenlerin haftada iki-üç gün sıvı detoks yapmasını öneriyorum. Bu sayede enerji depolanıyor, vücuttan toksinler atılıyor.

Peki bu detoksların içerikleri nasıl? Bildiğimiz klasik sıvı detokslardan mı?
Öncelikle her içecekte kullandığımız sebze ve meyveler çok çeşitli, farklı ve bunlarla lezzetli karışımlar yaptık. Mesela tatlı patates, kereviz sapı, badem sütü, beyaz çay, chia tohumu, zerdeçal, keten tohumu, matcha çayı, kumkuat ile hazırladığımız içecekler çok beğenildi.

Ne sıklıkta yapılmasını tavsiye ediyorsunuz?
Tam sıvı+yarı sıvı+1 gün mola, arkasından tekrar aynı sıra ile yapılmasını tavsiye ediyorum.

Sıvı detokslarını hazırlarken en önem verdiğiniz şey ne oldu?
Soğuk sıkım. Böylece tüm vitamin, antioksidan ve enzimlerin alınması sağlanıyor. İçinde vücudun ihtiyaç duyduğu lifli gıdaların olduğu smoothie’ler de bulunuyor ve bu bağırsakların çalışmasını düzenliyor. Ayrıca gün boyunca sadece sıvı içileceğinden dolayı kan şekerinin düşmemesi, bitkinlik hissedilmemesi için karışımlara çok özen gösterdim. Kısaca hem lezzetli olması, hem kullandığımız sebze ve meyvelerin vitamin değerlerinin korunması benim için çok önemliydi ve sanırım başarılı da oldum.

Sıvı detoks yapılırken başka bir şey yenilip içiliyor mu?
Bu detokslar esnasında günde 2,5 lt kadar su, bitki çayları içilmeli. Kahve tiryakileri 2 fincan sade kahve içebilir. Başka bir şey yenilip içilmemeli.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here