Ana Sayfa Sağlık Kalp sağlığının 4 anahtarı:Doğru beslenme, egzersiz, düzenli kontrol, pozitif yaşam

Kalp sağlığının 4 anahtarı:Doğru beslenme, egzersiz, düzenli kontrol, pozitif yaşam

kasim-2011-saglik-7-resim-1

Kalp hastalıkları bir günde ortaya çıkmıyor, yavaş yavaş ve bazen sinsice ilerliyor. Genetik açıdan birçoğumuzun kalp hastası adayı olduğu ülkemizde, riski azaltmak başta beslenme alışkanlıklarımızı ve yaşam tarzımızı değiştirmekle mümkün…

Atalarımızın mirası olan genlerimiz nedeniyle kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerde dünya lideri bir ülkede yaşıyoruz. Genetik yapımızı değiştirmemiz bugün için mümkün olmasa da yaşam şeklimizi, kilomuzu ve hayata bakış açımızı değiştirerek kalp hastalıklarının ortaya çıkma yaşını ertelemek ve bu hastalıklara bağlı ölümlerden korunmak elimizde… Kalp sağlığı ve kalp hastalıklarının tedavisi hakkında sorularımızı yanıtlayan Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez, Türk halkının önümüzdeki 20 yıllık dönemde kalp hastalıklarından ölümün önüne geçebilmesi için özellikle annelere büyük görev düştüğünü belirterek, “Çocuğunuza öncelikle terliyken soğuk su içmemeyi değil, fast food’un zararlarını öğretin; bugünü değil 20 yıl sonrasını düşünün” diyor. Prof. Dr. Sönmez’in her yaşa, cinsiyete ve risk grubuna yönelik önerileri bu yazıda…

Nedir biz Türklerin şanssızlığı?
İyi kolesterolü çok yüksek, balık ve deniz yosunu ile beslenen, koroner damar hastalıklarının çok az görüldüğü Kore’ye kıyasla koroner kalp hastalıklarına bağlı ölümler ülkemizde 12 kat daha fazla görülüyor. Bu durumun ortaya çıkmasında yaşam tarzı, sigara içmek, kiloya eğilimli olmak gibi faktörler olsa da asıl faktör iyi kolesterolümüzün (HDL) genetik olarak çok düşük olması… Prof. Dr. Bingür Sönmez, “Yürüyün, spor yapın, balık yağı için diyoruz ancak bunlar yeterli olmuyor. Almanya’da doğmuş, Alman gibi beslenen, yaşayan, spor yapan üçüncü kuşak Türk çocuklarında da iyi huylu kolesterolün çok düşük olduğu biliniyor. Bunu değiştirmek elimizde değil, peki neyi değiştirebiliriz? Kilomuzu değiştirebiliriz. Bugün Türkiye’de kadınların 3/5’i, erkeklerin 2/5’i obez. Morbid (ölümcül) obezite artık çocukluk çağında başlıyor” diyor.

Yetişkinlerin değil, çocukların ne yediği önemli!
Orta yaşı geçmiş hastaların “Nasıl beslenmeliyim?” diye sorduğunu, oysa annelerin “Çocuğumu nasıl beslemeliyim?” diye sorması gerektiğini belirten Prof. Dr. Sönmez, “Ancak o zaman önümüzdeki 20 yılın kalp sağlığını garanti edebiliriz. Geçmişin anneanne çocuklarının yerini artık fast food ve mısır şurubu çocukları aldı. Fast food deyince sadece hamburger değil; pizza, lahmacun, döner ve köfte de akla gelmeli. Annelere hep şunu söylüyorum; ne pişirirseniz pişirin ama evde pişirin” diyor.

Kalbin düşmanı adrenalin dostu endorfin
Her ikisi de vücuda dışarıdan verilemeyen ve insanın yaşama sevincini artıran birer hormon ancak adrenalin fazlası damar yapısını olumsuz etkilerken, endorfin damarları genişletiyor. Hastalarının büyük bölümünün adrenalin bağımlısı olduğunu ve bu nedenle hızlı otomobil kullandığını belirten Prof. Dr. Bingür Sönmez, “Adrenalin, heyecan hormonu… Hızlı araba kullanırken, gizli seks yaparken, yarışma içindeyken salgılanıyor ve yaşamın temel prensibi; adrenalinsiz hayat yok. O esnada çarpıntı oluyor, heyecan yükseliyor, beyniniz zonkluyor. Ancak problem şu; adrenalin damarın iç cidarını bozuyor, spazma neden olabiliyor. Endorfin de keyif veren bir hormon ve aynı zamanda sağlıklı çünkü damarları genişletiyor. Endorfini yükseltmek için spor yapmak, müzik dinlemek, güzel insanlarla beraber olmak, pozitif düşünmek gerekiyor. Endorfin adrenalinin yerine geçiyor” diyor.

KALP HASTASI OLMAMAK İÇİN:
1- Sağlıklı beslenmeye çocuk yaşlarda başlanacağını unutmayın.
2- Boy–kilo oranına çok dikkat edin.
3- Kadınlar, menopozunuzu mutlaka geciktirin.
4- Fizik aktivitenizi artırın, tembellik ve aşırı stresten uzak durun.
5- İş ve meslek konusunda hiçbir zaman beceri ve olanaklarınızı zorlamayın.
6- 20 yaşından sonra hiç olmazsa bir kez; kan yağları (kolesterol, trigliserid, HDL, LDL), Lp(a), homosistein ve HS-CRP kontrolü yaptırın.
7- Aile hikayenizde erken kalp hastalığı varsa veya diyabet, yüksek tansiyon hastası iseniz 30, değilseniz 40 yaşından sonra her yıl kan yağları (kolesterol, trigliserid, HDL, LDL), Lp(a), homosistein kontrolü ve efor testi yaptırın.
8- Kendinizle, yaşamla, ailenizle, eşinizle, dostlarınızla barışık olun, A tipi (çabuk karar veren, hırslı, kavgacı, acele hareket eden) kişiliğiniz varsa yavaşlayın. 9- Sigara içmeyin.
10- Hastalığınızı, aileniz veya çevrenizle ilgili sorunlarınızı bir liyezon* psikiyatri uzmanı ile görüşün.

* Liyezon psikiyatrisi, fiziksel hastalığı olan ya da cerrahi girişim uygulanan hastalarda görülen ruhsal kriz ve hastalıkların araştırılması, tanısı, tedavisi, izlenmesi ve önlenmesine dönük hizmet sunan özelleşmiş bir psikiyatri disiplinidir.

kasim-2011-saglik-7-resim-2 Kadınlar östrojene güvenmesin
Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, “Geçmiş yıllarda östrojenin kadınları koruduğunu düşünüyorduk ancak günümüzde kadınlar da erkekleşti. Geç evleniyorlar, doğum kontrol hapı kullanıyorlar, çocuk doğurmuyorlar, doğururlarsa emzirmiyorlar, erkekler kadar sigara içiyorlar, stresli iş hayatları var, şişmanlar, erken menopoza giriyorlar ve östrojen hormonları düşük” diyor ve ekliyor: “Kadınların bir başka şanssızlığı da menopozdan sonra kalp damar hastalıklarının, yüksek tansiyonun, diyabetin hızlı şekilde ortaya çıkıyor olması. Bu nedenle üretken çağda kendilerine çok dikkat etmemiş olsalar bile menopoz sonrası sağlıklarını koruma altına almaları gerekiyor.“

Testosteronunuz düşükse kalp krizi riskiniz var
Kadınlar için östrojen nasıl kutsal ise testosteron da erkekler için aynı şeyleri ifade ediyor. Kadınlar östrojen seviyesinin düştüğü menopoz dönemi için uyarılırken erkekler için aynı durum ne yazık ki söz konusu değil. Oysa erkeklerin de testosteron seviyelerinin kontrol edilmesi hem ruhsal hem cinsel hem de kalp sağlıkları açısından önem taşıyor. Testosteron seviyesinin düşüklüğü erkeklerde kolesterol seviyesini yükseltiyor, göbek tipi yağlanmaya neden oluyor. Bu kişilere bir miktar testosteron takviyesi yapıldığında ise yağlanma azalıyor, kan yağları düşüyor ve dolayısıyla kalp hastalığı riski de azalıyor. Bu nedenle hastaların mutlaka bir üroloji uzmanı tarafından da değerlendirilmesi gerekiyor.

Hastalık belirti veriyorsa şanslısınız
Kalp hastalıklarında en büyük yanılgı, mutlaka belirti vereceğinin düşünülmesi… Oysa bazen ilk belirti ölümcül olabiliyor. Prof. Dr. Bingür Sönmez, belirtileri şöyle sıralıyor: “Eğer şanslıysanız yol yürürken ya da eforla göğsün orta kısmında, sol tarafında, boyunda ya da kollarda ağrı, yanma, baskı hissediyorsanız tedbirinizi alın. Ancak 40 yaş altındaki hastalarda ilk belirti göğüs ağrısı oluyor ki, ilk göğüs ağrısı kalp krizi, ilk kalp krizi de ölümle sonuçlanabiliyor. Hastaların yüzde 20’si bu durumda. Genç hastalar ufak tefek belirtileri dikkate almayabiliyor. Bizi en çok gençlerde ortaya çıkan sessiz kalp hastalığı korkutuyor.”

Kime, hangi tedavi yöntemi?
Prof. Dr. Bingür Sönmez, kalp damar hastalıklarının tedavisinin Amerikan Kalp Derneği’nin normları ile kesin olarak belirlendiğini ve sık sık dile getirilen “kardiyologlar stent takmak, cerrahlar by-pass yapmak ister” şeklinde bir tartışmanın kesinlikle gerçekçi olmadığını özellikle vurguluyor: “İlk aşamadaki hastalara sadece diyet yapmalarını öneriyoruz. İkinci aşamada diyete, kan sulandırıcı, damar genişletici ilaç ilave ediyoruz. Sonrasındaki aşamalarda ise ya stent ya da ameliyatı tercih ediyoruz. Hangisinin önce uygulanacağına yılların verdiği deneyimle karar veriyoruz.” 

kasim-2011-saglik-7-resim-3 Kalp yaşınızı biliyor musunuz?
Kalp ve damar sağlığını, ‘damar yaşı’ ile ölçmek mümkün. Yeni doğmuş bir bebeğin kalp ve damar yaşı, fiziksel yaşla aynı yani 0. Ancak 1 yaşından itibaren beslenmeye ve yaşam tarzına bağlı olarak fiziksel yaşla kalp damar yaşı farklılaşmaya başlıyor. Sigara kalp damar yaşını 15, sınav stresi 5, obezite ise 30 yıl ilerletiyor. 7-8 yaşlarında obez bir çocuğun damar yaşı ise 38.

Kalp ameliyatlarında risk oranları düştü
Bir ameliyatın riskini, anestezi, yoğun bakım ve cerrahi ekibin tekniği belirliyor. Prof. Dr. Bingür Sönmez, “Cerrahi ekibin tekniği artık zirvede. Çok gelişmiş, büyütücü mikroskop gözlükler kullanıyoruz. Anestezide de olağanüstü düzeydeyiz. Artık toksik ilaçlar kullanmıyoruz. Yoğun bakımlar da hem ekipman hem de teknoloji açısından çok gelişti. Ameliyatlarda kalp akciğer makinesini kullanan perfizyonistler, artık Sağlık Bakanlığı tarafından AB standartlarına göre tanımlaması yapılmış ciddi bir meslek dalının mensupları. Tüm gelişmeler açık kalp ameliyatlarında riski düşürüyor” diyor.

Kalp hastalıklarını genetik mühendisliği çözecek
Prof. Dr. Bingür Sönmez, kalp hastalıklarından ölümün ancak genetik mühendisliği ile çözülebileceğini söylüyor ve ekliyor: “Tahminen 10 yıl sonra anne-babalar hamilelik öncesi doktora gidecekler ve ailelerindeki kalıtsal hastalıkları söyleyecekler. Anneden yumurta, babadan sperm alınacak, genetikleri temizlenecek, hastalıklar cımbızla alır gibi ayıklanacak ve çok sağlıklı bebekler dünyaya gelecek.”

kasim-2011-saglik-7-resim-4 Diyabet ve kalp hastalıkları
Prof. Dr. Bingür Sönmez, diyabetin kalp damar hastalıklarını hızlandırıcı bir faktör olduğunu ve hastalıkları 10 yaş erkene aldığını belirtiyor. Ayrıca diyabetik hastalarda koroner damarlarda tek bir yerde değil, tespih tanesi gibi art arda darlıklar olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sönmez, şunları söylüyor: “Bu nedenle en uçtaki darlığın önüne by-pass yapıyoruz yani daha ince damara gitmiş oluyoruz. Ameliyat zorlaşıyor, kan akışkanlığı azalıyor ve daha az kalp adalesi bu ameliyattan faydalanabiliyor. Damarın ameliyattan sonra açık kalma oranları da diyabetik hastalarda daha düşük kalıyor.” Ameliyat ettiği hastaların yüzde 35’inin diyabetik olduğunu ve kadın hasta sayısının fazla olduğunu belirten Prof. Dr. Sönmez, “Diyabetin damarlar üzerindeki komplikasyonunu tamamen ortadan kaldıramıyoruz ama yavaşlatabiliyoruz. Hastaların kan şekeri düzeylerini çok iyi ayarlamaları gerekiyor. Bazı diyabet düzenleyici ilaçlar ise damar sertliğini yavaşlatıyor” diyor.

kasim-2011-saglik-7-resim-5 KALP HASTASI OLANLARA ÖNERİLER:
1- Sigara içmeyin, sigara içilen ortamda bile bulunmayın.
2. Düzenli olarak bir kardiyoloğun kontrolüne girin.
3. Tedaviniz ilaç, stent veya ameliyat olabilir. Hepsinin olumlu ve olumsuz yanlarını, uzun dönem sonuçlarını doktorunuzla tartışın.
4. Abartılmış fizik aktivitelerden kaçının ve kardiyak rehabilitasyon uzmanının hazırladığı bir programa başlayın.
5. Seks konusunda sevgilinizi değil eşinizi, otel odasını değil evinizi tercih edin.
6. Devamlı kullanmanız gereken ilaçlarınızı ihmal etmeyin, özellikle yüksek tansiyon ilaçlarınızın yedeğini bulundurun.
7. Kan yağlarınızı üç ayda bir kontrol ettirerek tahlil raporunda yazan normal sınırın altında tutun.
8. Kan yağlarınızı kontrol için diyetin yetmediği durumlarda sürekli ilaç kullanın.
9. Aile ve sosyal yaşamınızı bir kez daha gözden geçirip, hayatınızdaki olumsuzlukları en aza indirin.
10. Hastalığınız için ailenizi ve çevrenizi suçlamayın, sorunlarınız için bir liyezon psikiyatri uzmanından yardım alın.

Yaprak Çetinkaya

Formsante Kasım 2011 Sayısı Kalp & Diyabet Eki

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here