Kanser tedavisinde seçenekler artıyor

27032015 kanser01

Kanser biyolojisindeki arayışlar ve gelişmeler ile bireysel tedavi seçenekleri tedavideki umutları artırıyor.

Yıl boyunca sürdürülmesi gereken halkı bilinçlendirme ve farkındalık kazandırma çalışmalarına yoğunluk verilmesi nedeniyle, “1- 7 Nisan Kanser Haftası” olarak biliniyor. Biz de Amerikan Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nil Molinas Mandel’e ülkemizde sık görülen kanser türlerini, tedavi yollarını ve tedavideki son gelişmeleri sorduk, umut veren yanıtlar aldık. 

Risk faktörleri neler?
Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanserine yol açan risk faktörleri arasında, birinci derecedeki yakınlarında (anne, kız, kız kardeş) meme kanseri bulunması ve erken yaşta adet görmek, ileri yaşta adetten kesilmek (geç menopoz), aşırı kilo almak, menopozda kontrolsüz hormon kullanmak gibi hormonal faktörler yer alıyor. 

Tanı nasıl konuyor?
Meme kanserinin erken tanınması, şifa şansını artırıyor. Meme kanseri için tarama mamografisi çekilmesine 40 yaşından itibaren başlanması öneriliyor. Düzenli mamografi çektiren kişilerde daha memede kitle belirmeden önce kanser tanısı konulabiliyor. Yüksek riskli hastalarda, mamografiye ek olarak meme ultrasonografisi ve MR (magnetik rezonans) ile görüntüleme de öneriliyor. Yeni kullanılmaya başlanan “tomosentez” ile görüntüleme sayesinde görünürlük artıyor, lezyon lokalizasyonu daha iyi yapılıyor. 

27032015 kanser03Tedavi nasıl planlanıyor?
Günümüzde, bazı özel durumlar dışında, memenin yalnızca sınırlı bir bölümü çıkartılıyor ve koltuk altına da eskisi kadar geniş bir girişim yapılmıyor. Tümörün büyük olduğu, meme başında içeri çekilmeye, meme cildinde şekil ve renk değişikliğine, iltihabi belirtilere yol açtığı durumlarda ise cerrahi girişim öncesinde kemoterapi uygulanarak, tümör küçültülüyor. Hormona duyarlı tümörlerde, hastanın yaşı ve mevcut diğer hastalıkları dikkate alınarak, tümör küçültme işlemi hormon tedavisi ile uygulanabiliyor. Prof. Dr. Nil Molinas Mandel, son yıllarda hedefli tedaviler eşliğinde yapılan uygulamalarla tümörün tamamen gerileyebileceğinin gösterildiğini söylüyor. Hastalık başka organlara sıçramışsa, yani metastaz yapmışsa, cerrahi uygulamadan vazgeçilerek, sistemik tedavi ve gerektiğinde de radyoterapi uygulanması öneriliyor. 

Prof. Dr. Mandel, “Meme kanserinin sistemik bir hastalık olduğu, tanı anında bile mikrometastazların var olduğu kabul edilir. Bu nedenle, son 30 yıldır, erken evre meme kanserinin cerrahi tedavisine ek olarak, mikroskopik metastazları yok etmeye hedefleyerek yapılan koruyucu (adjuvan) kemoterapi ve hormonoterapi ile hem hastalıksız sağkalım ve hem de genel sağkalım oranlarında belirgin artış sağlandı” diyor.

Meme kanserinin tedavisine yakın zamanda biyolojik tedavi de eklendiğini belirten Prof. Dr. Mandel, “Daha yakın zamanlarda ise, tümörün gen profiline bakılarak, hastalığın risk belirlemesi daha ayrıntılı bir şekilde ortaya konuluyor. Bu yöntemle, koruyucu tedavi gereksinimi olan grupların daha net bir şekilde belirlenmesine çalışılıyor. Bu yöntem, adjuvan tedavi konusunda kararsız kalınan olguları yönlendirmek için, hekimlere önemli bir destek sağlıyor” diyor.

Yeni ilaçlar umut veriyor
Erken evre bağırsak kanserinin tedavisinin cerrahi olduğunu belirten Prof. Dr. Nil Molinas Mandel, “Cerrahinin deneyimli kişiler tarafından yapılmış olması, tedavinin başarı şansını artırıyor. Daha sonra, hastaların ve tümörün özelliklerine bakarak kemoterapi ve gerekirse radyoterapi gibi koruyucu tedaviler kullanılabiliyor. Bağırsağın son bölümü olan rektumun kanserlerinde ise radyoterapi, bazen ameliyat öncesinde uygulanıyor ve böylece hem bölgesel yinelemeleri azaltıyor hem de sfinkter koruyucu cerrahiler mümkün olabiliyor” diyor. Koruyucu kemoterapi uygulamalarında ikilemde kalınan durumlarda, genetik çalışma ile tümörün özellikleri belirleniyor ve düşük risk taşıyanlar ayırt edilebiliyor. Düşük riskli hastalara koruycu kemoterapi veriliyor. Prof. Dr. Mandel, metastaz yapmış bağırsak kanserlerinde en önemli hedefin, sistemik kemoterapiler ve bunlara eklenen biyolojik ilaçlarla, yaşam süresini uzatmak ve başlangıçta cerrahisi mümkün olmayan karaciğer metastazlarını ameliyat edilebilir hale getirmek olduğunu söylüyor. Başarılı bir tedavi olması için, kullanılmakta olan sistemik kemoterapilerin yanı sıra, kişiye özel, yani tümörün moleküler yapısına ve hasta özelliklerine göre geliştirilen tedaviler devreye girebiliyor. Kolon kanserinin tedavisinde yeni damar oluşumunu engelleyerek tümör oluşumunu önleyen ilaçlar umut veriyor.

Böbrek kanserinde yeni tedaviler var
Böbrek kanseri varlığını idrarın kanlı gelmesi, bel ağrısı ve batında kitle ile belli ediyor. Böbrek kanserine bağlı tek bir bölgede metastaz varsa, cerrahi girişim ile bu kitlenin çıkartılması uygun oluyor. Genel durumu iyi olan hastalarda, metastatazların varlığına rağmen böbreğin alınması öneriliyor. Yaygın metastazlı hastalıkta ise hedefe yönelik tedaviler, yeni damar gelişmesini engelleyen antianjiyogenik tedaviler ve immunoterapiler uygulanıyor. Metastatik böbrek kanseri tedavisinde hormon tedavisi ya da sistemik kemoterapi etkili olmuyor. 

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here