Karbonhidrat bağımlısı mısınız?

eylul-2012-beslenme-2-resim-1

Uzmanlar, karbonhidratlı gıdaların bağımlılık yaptığını iddia ediyor. Sorun kendinize, onlar olmadan hayatınıza devam edebilir misiniz? Peki o lezzetli ama bir o kadar da zararlı yiyecekleri yedikçe vücudunuza neler olacağını düşünüyor musunuz? İşte bu bağımlılık ve sonuçlarına dair notlar…

Sıradan bir çalışma günü… Metrodan çıkmış, vapurdan inmiş insanlar hızlı adımlarla bir an önce iş yerlerine yetişmenin telaşında koşuşturuyorlar. İleride bir kalabalık var! İnsanlar birer ikişer o gruba dahil oluyor. Kalabalığın arasından yükselen kokular ise oldukça davetkar! Nefis poğaçalar, çıtır çıtır simitler, leziz çörekler çağırıyor kalabalığı. Sonucun zarar vereceğini bile bile kendi ayaklarıyla gidiyorlar onlara doğru… Neden: Önlenemeyen karbonhidrat aşkı!
Sonuç: Alınan kilolar…

Gerçekleri öğrenin
Yale Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre şekere dönüşen nişasta adeta uyuşturucu birer madde gibi beyni etkiliyor. Araştırmaya katılan kişilere çikolatalı milkshake resmi gösterildiğinde, beyinlerinin bağımlılık yapan kısımlarının tepki verdiği görüldü. Uzmanlar; beynin sigara, uyuşturucu gibi birçok maddenin bağımlılığından sorumlu olan kısmının yemek yemeyle de ilgili olduğunu belirtiyor.

Yıllarca aksi iddia edilse de günümüzde basit karbonhidrattan fakir, protein ve yağdan zengin diyetler kilo vermeye yardımcı oluyor. Çünkü basit karbonhidrat içeren gıdalar kan şekerini olması gerekenden hızlı yükseltip, doyum ve mutluluk sağlıyor. Oysa yükseldiği gibi hızla düşen bu oran acıkmaya neden oluyor. Tüm bunlara rağmen içimizdeki yaramaz çocuğu çoğu zaman dizginleyemiyoruz. Beslenme uzmanları şeker ve karbonhidratların sadece yeme isteğine yol açmayıp, aşırı tüketim isteğini engellemeye karşı vücudumuzu olumsuz etkilediğini de belirtiyor. Yüksek kan şekeri ayrıca, kişiyi aktif ve kolay konsantrasyon kurar hale getirdiği için bağımlılık geliştiriyor.
Kimi zaman aşırı beslenme fizyolojik değil, psikolojik bir ihtiyaç halini alıyor. Serotonin seviyelerini yükseltmek için vücudumuz hızla karbonhidrat tüketmeye başlıyor. Yiyeceğe bağımlı olmak fikri, ona karşı koymayı daha da zorlaştırıyor. Aşırı yeme arzusunun fiziksel ve psikolojik bileşimleri öylesine iç içe geçmiş durumda ki, ayırt etmek neredeyse imkansızlaşıyor.
Amerikalı yazar Michael Prager, ‘Fat Boy Thin Man’ adlı kitapta, tıknaz bir çocukluktan obez bir yetişkine dönüşmesiyle başlayıp, kilo vererek sürdürdüğü yaşamını anlatıyor. Yaşadığı dönüşümü geçmiş yıllarda elde edilen birtakım birikimlere borçlu olduğunu belirten Prager, bir röportajında genel tıp kuralları ve halk inanışlarına rağmen gıda bağımlılığının gerçek olduğu konusunda ısrar ediyor. Yazar, gıda bağımlılığı olarak ifade ettiğinin bütün yiyeceklere bağımlı olduğu bir durum olmadığını, bazı insanların belirli gıdalara biyokimyasal duyarlılık gösterdiğini iddia ediyor.

Devamı diğer sayfada

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here