Karda Safari

karda-safari

karda-safariKarda safari olur mu? Olur, hem de çok güzel olur. Hele bunu ATV adı verilen üstü açık küçük kar ciplerin üstünde yaparsanız. Her arazide yol alabilen bu araçlarla, Uludağda kristalleşmiş karların üzerinde yol aldık, hız yaptık. Bence bu zevki herkes tatmalı. En kısa zamanda Uludağ’a gitmenizi ve ATV’lerle karda safariyi denemenizi öneriyoruz.

Onun adı ATV İlk duyduğumuzda bizim kafamız karıştı ama sizinkini hiç karıştırmadan açıklayayım. Dört çekerli, üstü açık, küçük arazi araçları… Aslında açılımı All Terrain Vehicle… Yani tüm arazilerin aracı. Her türlü arazide ilerleyebildiği için bu adı vermişler zannedersem. Çölde, karda ve düz yollarda bu araçlarla safari turları yapabiliyorsunuz.. Şu anda bu araçlarla ençok karda yapılan safari turları konuşuluyor. Ben de Uludağ’da bu küçük ciplerle karda safari turları düzenlendiğini duyunca hemen organizasyonu yaptım tabi ki. Aslında düz, asfalt yolda veya çöl koşullarında da kullanılabiliyor bu araçlar.

Okuyucuların oldukça sabırsız ve heyecanlı olmasına rağmen, kayak Merkezi sorumlusu Bülent Hoca’nın uyarılarını dikkate aldık ve herhangi bir risk almamak için akşam vakti tura çıkmamaya karar verdik. Yalnızca bir sonraki gün için antrenman olsun diye otelin çevresinde minik turlar atıp, aracı biraz daha yakından tanımaya çalıştık. ATV’leri kullanmak aslında oldukça basit. Motosiklet ya da bisikletlerde olduğu gibi önde iki elinizle kavrandığınız bir düzeneği var. Sağ elinizle kavradığınız kolun hemen ön tarafında, baş parmağınızla press yapabileceğiniz bir gaz kolu var. Buraya uyguladığınız güç kadar hızınız artıyor. Sol elinizle tutuğunuz kolun hemen altına ise bir fren mekanizması yerleştirilmiş. Bu fren ön tekerlekleri kilitliyor. Hemen sağ ayağınızın altında ise arka frenleri devreye sokan bir tür pedal var. Genellikle durmak veya yavaşlamak istediğinizde solelinizin altındaki fren kolunu sıkmak yeterli oluyor.

Bunun dışında bir de sizin hiç müdahale etmek zorunda kalmadığınız, yalnızca durunca ve yeniden çalıştırırken kullandığınız bir otomatik vites bölümü var aracın. Sıkışınca, ya da kolu hareket ettirmeyi beceremezseniz rehberiniz devreye giriyor zaten. Kol biraz sert olduğu için, genellikle rehber vitesi deiistirmek zorunda kalıyor tabii. Biz de de öyle oldu doğal olarak.

Kum üstünde ya da asfalt yolda nasıldır bilmem ama kar üstünde atv ile safari keyfi bambaşka bir heyecan. Genç kızlardan oluşan ünivertiseli 3 okuyucumuz, ve evli çiftimiz arasında bu aktiviteyi daha önce deneyimleyen olmamış. Aslında adını bile duymamışlar bu araçların. Ama aktivite sonrası dile getirdikleri duygular, kafalarındaki Uludağ tatilinin artık epey şekil değiştirdiğini gösteriyor.

karda-safari2Çekilin! küçük dev geliyor!
Senem Kara 21, Marmara Üniversitesi Bilgisayar ve Kontrol Öğretmenliği öğrencisi

Yoğun bir sınav dönemi sonrasında heyecan verici bir tatil haberi aldım. Formsante ile birlikte Uludağ’da kar safarisi… Eğlenceli yolculuğumuza, Uludağ’a yakın bir yerde yol kenarında sucuk yiyerek ara verdik. Yediğim en lezzetli sucuklardan biriydi. Otele vardığımızda eşyalarımızı odalara bıraktıktan sonra kar safarisine çıkacağımız araçları yani ATV (all terrain vehicle)leri tanımak için üst üste sorular yönelttik hocamıza. İlk denememizi hemen o akşam gerçekleştirdik. Başta biraz ürkek yaklaştıysam da kullanmaya alıştıktan sonra tutkuya dönüşebilecek bir aktivite olduğunu anladım. Dört tekerlekli motorsiklet görünümünde, arabalardaki otomatik vites opsiyonlarına sahip, sağ kolunda gazı sol kolunda ise dört tekeri birden durdurabilen frene sahip küçük bir dev.

Ertesi sabah harika bir kahvaltıdan sonra maceramız başladı. Herkes birbiriyle çoktan kaynaşmıştı. İkişer kişilik gruplar şeklinde yerleştik atv’lerin üzerine.. Önde rehberimizin başını çektiği bir escort oluşturduk. Eskortun arkasından sıralı bir şekilde aramızda onbeş metrelik mesafeyi koruyarak devam etti maceramız. Eşsiz doğanın beyazlığında kar topu oynadık, kristalleşmiş karın güzelliğine dalıp gittik ve tavşan ayak izlerini görünce şaşırdık. Son durağımız 1800 metre yüksekliğinde sisler arasına gizlenmiş, muhteşem bir manzaraya sahip uçurum oldu. Dönüş yolunda ATV ile kayarak ufak çapta bir kazadan kurtulduk ama değerdi doğrusu çünkü bence bu ufak tehlikeler ve özgürlük duygusu cazip kılıyor atv gezintilerini. Muhteşem bir deneyimdi, herkese tecrübe etmelerini tavsiye ediyorum.

İlk görüşte üstü açık küçük bir jip havasına sahip bu araçlar plakalı olduğu için şehir trafiğinde de kullanılabiliyorlarmış. İkinci günü kahvaltıdan hemen sonra çıktığımız turda oldukça heyecanlı olduğumu itiraf etmeliyim. Yolda bir yandan dikkatli gitmeye çalışıp, bir yandan da Uludağ’ın o muhteşem bembeyaz görüntüsünü izliyordum. Karlar kristal kristal parlıyordu, tuzbuz olmuş bir bardağı andırırcasına. Bir ara yolculuğumuza ara verip kartopu oynadık,karların üzerine yatıp inadına o bembeyaz görüntüyü eritmeye çabalayan güneşi ve masmavi gökyüzünü izledik. Turumuzun ilk yarısı muhteşem bir manzaraya sahip olan bir uçurumda bitti. Bu uçurum başımı döndürebilecek kadar yüksek ve dik, bir o kadar da insanı sarhoş eden bir manzaraya sahipti. Buradan bir süre sonra ayrılarak otele doğru dönüş yolunu tuttuk. Yolda ATVmizin kaymasıyla ufak çaplı, zararsız bir kaza geçirdik; aracımız karlara saplandı. Otele vardığımızda herkes turun bitmiş olmasından dolayı üzgündü…

ATV mi kar motoru mu?
Cem Altıntaş- 23, Üniversite öğrencisi

Eğlenceli bir yolculuktan sonra vardığımız otelde ATV’leri tanıyarak başlıyoruz 2 günlük maceramıza.. Kulak kesilmiş Bülent Hoca’mızı dinliyoruz ama gözümüzü kar motorlarından da alamıyoruz! Teker teker öğretiyor bize ATV’leri nasıl süreceğimizi ve nelere dikkat etmemiz gerektiğini.. Bir de tabii ardı ardına sorduğumuz sorulara cevap veriyor bıkmadan usanmadan, ama kısa sürüyor akşam keyfimiz; hem biz çok üşüyoruz hem de “yarın gündüz daha güvenli”diyor hocamız tur için.. Peki diyor ve ertesi günü iple çekmeye başlıyoruz. Ve beklenen an geliyor. Hiç tanımadığınız bir grup insanla yapabileceğiniz herhangi bir aktiviteden çok daha fazla keyif alıyoruz hepimiz. Kar topu oynuyoruz, karda yuvarlanıyoruz, kristalleşmiş karları oturup izliyoruz hep birlikte büyük bir hayranlıkla… Nazar değiyor galiba ve dönüşte 2 tane ATV’nin bozulmasıyla yolda kalıyoruz. Şimdi düşünüyorum da iyiki de öyle oluyor ve daha da bir şenleniyor Uludağ maceramız.. Geri dönünce 15 dakika veriyorlar bize otelin lobisinde buluşmak için… Bense bu süre içinde beklemektense bir muzırlık yapıp yakaladığım gibi Bülent Hoca’mızı, “hadi” diyorum, “şimdi kar motoruna binmek istiyorum ben”. Ve işte “anlatılmaz yaşanır” duygular başlıyor benim için kar motorunun üstündeyken.. O nasıl bir zevktir.. Nasıl büyülü bir manzaradır Uludağ’ın tepesinden görülen! Bülent Hoca’ya tembihlemişim “daha da hızlı git dönerken” diye ya, basıyor tabi gaza… ve benim acemiliğimden midir, aşağıda beni 1 saat bekleyen ekibin içinden geçirdiklerinden midir bilinmez küçük bir kaza atlatıyoruz ve belimden sakatlanıyorum. Çok belli etmemeye çalışıyorum ama dönüş yolunda belimin ağrısına dayanamıyorum, İstanbul donusu, gece gece hastanelerde sürünüyorum ama hep aynı cümle dökülüyor ağzımdan…. “yine olsa yine yaparım.. bu acıya bile değer!”

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here