Kendimin doktoru oldum

Nilüfer üç yaşından beri kronik astım. O yüzden kendine sürekli dikkat etmesi gerekiyor. Sigara içilen ortamlarda bulunmuyor, evini ona göre düzenliyor ve yorulmamaya özen gösteriyor. O hem kendini hem de hastalığını çok iyi tanıyor. Zaten “Kendi kendimin doktoru oldum” sözleri de bunu kanıtlıyor.

Onu hepimiz tanıyoruz. Sesini, şarkılarını, röportajlarında söylediklerini… Oysa herkesin, bilinmeyen yönleri olduğu gibi onun da var. Nilüfer, bugün başarısı hakkında şüphe duyulmayan sanatçılarımızdan. Oysa belki de, üç yaşından beri kronik astımla baş etmeye çalışmasa, başarıları daha da büyüyecekti…
Bu kez onunla yaptığımız röportajda, yaşamdaki duruşu, özel hayatı ve şarkılarını bir kenara bıraktık. Onları zaten biliyorsunuz… Biz bilinmeyeni sorduk, o da anlattı… Ama yine de, söyleşimizin başında yanımızdan ayrılmayan, minik ve sevimli Ayşe Nazlı'ya değinmeden edemedik.

Kronik astımınız olduğunu ne zaman öğrendiniz?

Üç yaşından beri var. Önce bronşitle başlayıp öksürükle devam etmiş, sonra da birden bire bir gün astım krizi geçirmişim. Tabii büyük bir panik yaşanımış evde. O kadar eski yani! 40 küsur sene içinde yeni ilaçlar yeni tedavi yöntemleri çıktı ama ne yazık ki astımın hala kesin bir tedavisi yok.

Siz nasıl bir tedavi uyguluyorsunuz?

Sürekli ilaç kullanıyorum. Düzenli olarak kullandığım için de rahatım. Sadece grip olduğum zamanlar alevleniyor ama onun dışında normal hayatımı gayet iyi bir şekilde sürdürüyorum. Sahnede iki saat, sorun yaşamadan şarkı söylüyorum. Astımım aslında bulu çağındayken geçmişti ama 18 yaşıma geldiğimde tekrar ortaya çıktı.

Nasıl nüksetti?

Bu herhalde bünyenin zayıf düşmesiyle ilgili. 18 yaşında şarkı söylemeye başladım, onunla bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Zaten ağır bir grip de geçirmiştim, ilk atak öyle ortaya çıktı.

Kendinize dikkat ediyor musunuz?

Kendimi kontrol etmeye çalışıyorum ama bazen soğuk ortamlarda kalıyorum. Yine de kendimi bu kadar korumasaydım 30 senedir şarkı söylüyor olamazdım. Doktorlar bile şaşırıyorlar, çünkü insanı olumsuz yönde etkileyen bir hastalık bu. Üstelik benim çok sık bademciklerim şişer. Yani üst ve alt solunum yollarım hep sorunlu. Ama ben her zaman kendimi, çok dikkat ederek, sigara içmeyerek, sigara içilen ortamlarda bulunmayarak korumaya çalışıyorum. İki aylık bir sahne çalışması varsa ben 20 günlük olanını tercih ediyorum. Başarılı oldum ama bu hastalığım olmasaydı daha da başarılı olurdum. Belki dans da etmek isterdim ama hep korktum.

KOLAY HASTALANIRIM

Ataklar daha çok yorulduğunuz zaman mı geliyor?

Enfeksiyona karşı kendimi korumam gerekiyor. Kolay hastalanabilirim, hemen nezle olurum ve bu akciğerlerimi etkilediği için normal bir insana göre daha fazla ilaç kullanmak zorunda kalıyorum. O yüzden kendimi pek yormamaya özen gösteriyorum.

Peki sürekli doktor kontrolü altında mı yaşıyorsunuz?

Zaman zaman buradaki ve Londra'daki doktorumdan bilgi alıyorum. Çünkü hep daha iyi ilaçlar çıkıyor. Onun dışında sürekli bir doktor kontrolü yok. Kendi kendimin doktoru oldum açıkçası. İlacımın dozunu bile ayarlayabiliyorum artık.

Peki sizce korkulması gereken bir hastalık mı?

Elbette ki korkulması gerekiyor. İleri yaşlarda bir risk oluşturabilir. Ama atakların sıklığını azalttığınız zaman riski de azaltıyorsunuz.

İstanbul'un havası nasıl etkiliyor sizi?

Beni özellikle sigara dumanı rahatsız ediyor. Alerjik nezlem var ve sigara dumanı bunu artırıyor. Sigara içilen ortamlarda bulunmuyorum ama İstanbul'un havasının kirli olmasına bir şey yapamam. Başka bir yerde yaşama şansım da yok şu anda. Zaten istemem de! Öyle Bodrum'a yerleşmek gibi fikirler bana göre değil.

Neden, genelde herkesin böyle bir hayali var?

Öyle Bodrum'a kaçayım, yerleşeyim gibi bir hayalim yok. Kışın yaşayamam ben öyle yerlerde.. Sıkılırım.. Ben o tarz yerlere sadece tatile gitmeyi seviyorum. Müthiş keyif alırım müthiş dinlenirim ama kışın mümkün değil.

Tatile gideceğiniz yerin havasına dikkat ediyor musunuz?

Ona özellikle dikkat ettim, pek farketmiyor. Hep Londra'nın havası nemlidir, kötü gelir derler ama ben orada, olduğumdan daha kötü olmuyorum. Ama deniz kenarında olan her yer bana iyi geliyor. Yazın daha rahat oluyorum yani.

TOZLARDAN UZAK DURUYORUM

Alternatif tedavilar uyguluyor musunuz?
Rusya'da da astımı kesin tedavi eden bir yöntem olduğu söyleniyor. Bitkilerden hazırlanan bir içecek! Ben böyle konularda biraz cesaretsizim. İçinde ne olduğunu bilmediğim bir şeyi içemem. Bir tek akupunktur denedim ama bende pek faydalı olmadı.

İlaçlar konusunda da korkak mısınız?

Öyleydim ama anladım ki ilacı dozunda kullanmak gerekiyor yoksa içtiğiniz işe yaramıyor.

Atakları engellemek için ne gibi önlemler alıyorsunuz?

Mesela evimde hiç halı yok. Çünkü halı çok toz biriktiriyor. Yatağım, yastığım, yorganım hep sentetik. Battaniye hiç kullanmam. Tüylü ve toz biriktiren şeyleri hayatımdan çıkardım. Çok uzun tüylü ya da angora kazaklar giyemem örneğin. Tozla mümkün olduğunca muhattap olmamaya çalışıyorum. Çok zor da kalırsam da maske takıyorum.

Polenlere karşı da alerjiniz var mı?

Çiçek tozuna da alerjim çıkmıştı ama geçti artık. Benim mayıs- haziran gibi sesim kısılır.

Peki o dönemler işinizi nasıl etkiliyor?

Doktorum hemen bir kür veriyor. Bir hafta kullanıyorum, düzeliyor. Haziran ayını berbat geçiriyorum ama sonra tatile gidince düzeliyorum.

Yediklerinize dikkat ediyor musunuz?

Et yemeyi çok seviyorum, gerçi son yıllarda biraz azalttım. Etin avantajı, hem doyuyorsunuz hem de kilo almıyorsunuz. Sebze mutlaka yiyorum. Özellikle zeytinyağlı yemekler. Son birkaç senedir kesinlikle katı yağ kullanmıyoruz evde. Salatasız bir öğün geçirmiyorum.

Uyguladığınız özel kürler oluyor mu? Mesela sesiniz kısıldığında içtiğiniz özel

Pişmiş elma mesela boğaza ve boğaz iltihabına çok iyi geliyor. Ben içine karanfil de atıyorum. Yeşil çay, ısırgan, kuşburnu zaten sürekli içtiğim çaylar. Günde 2-3 fincan bitki çayı içiyorum.

SPOR KONUSUNDA TEMBELİM

Hasta olduğunuz zaman hemen doktora gider misiniz? Yoksa, nane limon içince geçer diyenlerden misiniz?
Biraz titizim bu konuda. Bunun nedeni de sanırım küçük yaştan beri astımım olması. Annem de küçüklüğümden beri üstüme titrerdi, kat kat giydirirdi, kaşkollarla ağzımı burnumu kapatırdı. Şimdi ben onu kızıma yapmamaya çalışıyorum tabii. Ama hasta olduğunda da panik oluyorum.

Siz de onun üzerine titriyorsunuz…

İlk günden beri çocukların beslenmesiyle ilgili kitapları okuyorum. Onun yemeğine çok özen gösteriyorum. Çünkü Ayşe Nazlı çok minik bir bebekti, çok zayıftı. Ona karşı biraz titiz davranıyorum. Sanırım zaman zaman onu sıkıyorum. Yapmamalıyım biliyorum çünkü biraz sıktığınız zaman hemen reaksiyon gösteren bir çocuk.

Sporla aranız nasıl peki?

Onu sormayın işte! Böyle bir alışkanlık edinemedim maalesef. Sadece bu yazdan beri, hayatımda ilk defa bir hoca eşliğinde haftada iki saat jimnastik yapıyorum. Hoca eşliğinde çünkü yalnız olsam yapmam. Hatta bazen nasıl kaytarırım diye düşünüyorum.

Spordan kaçmanızda hastalığınızın bir rolü olabilir mi?

Psikolojik olarak olabilir. Benim şu anda bunu yapmam bile bir aşama. Sahnede iki saat zıplıyorum bir şey olmuyor yürüyüşle mi olacak. Sadece bu konuda biraz tembelim.

Psikolojik olarak atak geldiği oluyor mu?

Allahtan psikolojik olarak atak gelmiyor. Çünkü ben çok sakin biri değilim. Öyle görünürüm ama bazen çok asabi olabiliyorum. O zaman çok zorlanırdım.

Yoga ya da meditasyon yapmayı düşündünüz mü?

Aslında çok yararlı olabilceğini düşünüyorum ama her ikisini de henüz denemedim.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here