Ana Sayfa Röportaj Kendimle yarışırım

Kendimle yarışırım

Spiker Şule Zeybek Bulut ekranlardan iyi tanıdığımız bir isim. Siz onu Kanal D’nin spikeri olarak tanıyorsunuz belki ama o gündelik hayatında bir koltuğa bir çok karpuzu sığdırmayı başarmış bir isim. 11 yaşında bir oğlu olan Bulut, mesleğinden arta kalan zamanda ata biniyor, bol bol resim yapıyor ve gümüşten harika takılar tasarlıyor.

Mesleğinizi neden seçtiniz?

İlkokulda herkes doktor olmak isterken ben yazar olmak isterdim. Lise ve üniversite yıllarında reklamcı olacağım demeye başladım. Hacettepe Üniversitesi sosyoloji mezunuyum. Çok isteyerek okudum ama sosyolog olmak da istemedim. Bir süre bir reklam ajansında metin yazarlığı yaptım. Reklam derken tesadüfen Kanal D'de muhabir olarak çalışmaya başladım. Bir süre sonra spikerlik teklif edildi. Sesimi iyi mi kullanıyorum, diksiyonda acaba yanlış kullandığım kelimeler var mı diye Diyalog'a gittim. Şahika Tekand'dan etkin konuşma dersleri aldım. Spikerlikte 6 yıl oldu…

Kaç yaşındasınız?

35 yaşımdayım ama bizde biraz ırsi galiba, annem de babam da hiç yaşını göstermez. Kızkardeşim benden 16 ay küçük, hâlâ üniversite öğrencisi zannediyorlar. Bir de 'r'leri söyleyemiyor, öyle bir avantajı var…

İşinizin sizin için en keyifli tarafı ne?

İşimi çok severek yapıyorum. Ama çok daha fazla sevdiğim ya da çok daha az sevdiğim günler oluyor. Mesela Ankara'nın politik havasında bir takım sert rüzgarlar varsa, onlarla ilgili bağlantılar yapıyorsak, arka arkaya canlı bağlanıyorsak "bugün iyi iş çıkardık" diye çıkıyorum stüdyodan. Ama bağlanacak bir şey yok, son derece sakin bir gün. O zaman da çok fazla bir şey ifade etmiyor açıkçası.

Haber okumak ne kadar tatmin edici, bir spiker için sonraki basamak nedir mesela

Kendime çok büyük hedefler koymuyorum. Benim için en iyisi olanı istiyorum hedefim o. Kendimi ekran karşısında çok iyi ifade edebilmeliyim. Kendimi seyrederken 'Evet, çok iyi doruğa ulaştım' diyebilmeliyim. Gerçi bunun doruğu yok ama sürekli bir basamak daha çıkıyorsun. Bundan sonra ana haber okuyayım, şunu yapayım bunu yapayım gibi bir şey yok. Şu anda yaptığım işte en iyi olmak önemli.

Ana haber bu işin doruk noktası değil mi?

Tartışılır. Ben buna inanmıyorum Ana Haber'de doruğa yaklaşanlar, en üst basamaklarda olanlar, ya da daha alt basamaklarda olanlar var. Ya da gece haberi okuyan, bir başka program sunan o doruğa çok yakın olabilir. Kendimi kastetmiyorum tamamen dışardan söylüyorum tüm bunları. Ama bu arada ben iyiyim. Kendime çok güveniyorum bu konuda.

Siz kendinizi izler misiniz peki?

Arada bir izlerim. Ama ben artık onları aştığıma inanıyorum. Çok ukala olmak istemiyorum ama diksiyon kurslarında hocalar şunu söylerler: "Doğruyu öğreneceksin, nasıl telaffuz edildiğini bileceksin sonra da unutacaksın." Çünkü "Bunu nasıl yapacağım" diye düşünürsen doğallıktan uzaklaşırsın. Onu öğrenip içine sindireceksin sonra da varlığını unutacaksın. Nasıl ki araba kullanırken vitesi şimdi 3'e atayım, direksiyonu sağa kırmam gerekiyor gibi düşünmez insan. O artık bir refleks haline gelmiştir, doğaldır. Yapmamayı düşünemeyiz.

Kamera önüne çıkmadan önce uğur saydığınız bir şey yapar mısınız? Batıl inancını

Hayır, yok. Ama yolumun üzerinde olduğu için her gün Zincirlikuyu'nun önünden geçerim ve dua okurum. Dedem yatıyor orada. Öyle bir alışkanlığım var. Ordan 10 kere de geçsem bir Fatiha okurum mutlaka.

Bir de resim yapıyorsunuz

İlkokuldan liseye kadar şiir yarışmalarında birinci olup liseyi temsil eden çocuktum. Yakın arkadaşlarımın kompozisyonlarını da ben yazardım. Ama resme de hep bir yeteneğim vardı.

Takı yapma merakınız ne zaman başladı?

3 arkadaş Akademi İstanbul'da takı eğitimine gittik. O zaman sabah haberlerindeydim ve çıkıp altıya kadar takı tasarlıyordum. Sürekli bir şeyler yapıyordum. Annem arıyordu. "Kızım yeter artık, çık ordan" diyordu. Terapi gibi bir şeydi benim için. İşçi gibi çalışıyordum. Önce arkadaşlarıma bir şeyler yaptım. Görenler çok beğendi. Çok kapışıldı, istendi sattım da…

Yalnız evde resim yapmak zor değil mi?

Hayır, şövale bir köşede duruyor. Zaten boyaların da hepsi bir yerde. Yapmak isteyince bir yere kuruyorum

Hayır, şövale bir köşede duruyor. Zaten boyaların da hepsi bir yerde. Yapmak ist

O da 4 sene önce filan başladı. Kitap okudum sonra evde ders çalışır gibi okumaya başladım. İnsanın hayatında bir enerji var ve o enerjiyi iyi yönde kullanmak önemli. Olacağının en iyisi olmak varken niye vasatla, ya da daha az bir şeyle yetineyim? Konması gereken yerlere yeşillerin konması, toprakla, suyun bir yerde kullanılması. Bayağı şemalarım var ders gibi çalıştım.
Neler attım o feng shui yüzünden. Oğlum Batuhan, diyordu ki "Şu feng shui denen adamdan nefret ediyorum. O aşağıda bekliyor. Sen at da ben alayım diyor.” Çünkü ben sürekli temizlik yapıyorum. Çünkü insanın kanallarını tıkıyor. Senin enerjinin kaybolmasına yol açıyor. Bir ara o kadar takmıştım ki. Eşimle tartışıyoruz diyelim. "Eyvah aşk köşemizde bir şey oldu herhalde" diyorum gidiyorum bakıyorum. Bir ara ciddi takıntıydı.

Ya sporla aranız nasıl?

Köpeğimle yürüyüş yapmayı seviyorum. Salonda spor yapmak bana göre değil. Ata binmeyi seviyorum. Üniversite yıllarında Ankara'da başlamıştım. Ara ara hâlâ biniyorum. Bir canlıyla beraber paylaştığın bir spor. At çok zeki bir hayvan ve seni kolluyor. Ama ona dizginleri bırakmamak zorundasın.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here