Kendin ol

17042014 psiko

Kararlı ve güçlü olun. Başkalarına benzemeye çalışmayın. Kendi meziyetlerinizi kullanarak hem kendinizi hem çevrenizi mutlu edebilirsiniz.

 

 

Bir süper star değilsiniz…

Bir parti düşünün… Ev sahibinin ağzı kulaklarında, konuklar sohbet ediyor, bardaklar şıngırdıyor, ortam normal bir partiyi değil, bir film setini andırıyor… Etrafta birbirinden havalı insanlar var. Herkes abartılı hareketler yaparak konuşuyor. Para ve ihtişam onlar için belli ki çok önemli. Kayak yapmaya nereye gidecekleri, nereden alışveriş yaptıklarından başka bir şey konuşmuyorlar. Ortam sizi çok sıktı değil mi? Şimdi içeriye mankene benzemeyen ama herkesin fark ettiği bir kadının girdiğini düşünün. Çok fazla hareket etmiyor, konuşuyor, dinliyor, hem kendisiyle hem de karşısındakilerle barışık. Bu kadın, “Tatili evimde geçirmekten hoşlanıyorum. Bu aralar canım sergi dolaşmayı hiç çekmiyor ” diyor. Ardından bardağından bir yudum alıyor ve gülümsüyor. Böyle bir kadının ortamda beğenilme ihtimali sizce de çok yüksek değil mi? Ünlü oyuncu Sophia Loren “Gerçekçi insanlar bizi mıknatıs gibi çeker. Cazibe, güzelliğin görünmeyen kısmıdır ve hiç kimse bu kısım olmadan güzel olamaz” demiş. Doğru söze ne gerek! 

 

Rollere bürünmeyin!

Kendine güvenmeyenler rol yapmaya ihtiyaç duyar. Onlar aynı zamanda yüzlerinde oluşan her kırışıklığı da ütülemeye kalkışırlar ve zamanın akışını kabul etmek istemezler. Kendilerine inanmazlar. Unutmayın, olmak istediğiniz kişi ‘siz’ değilseniz bir yerlerde yanlış yapıyorsunuz demektir. Sürekli imrendiğiniz bir kişinin maskesiyle dolaşmak işe yaramaz. Örneğin bir ilişkide maskenizi sonsuza kadar korumanız imkânsızdır. Çünkü maskeler, karşınızdaki ile yakınlaşmanızı engeller. Yakınlık olmadan aşk olmaz, olamaz! 

 

Tek başına olmak kötü değildir! 

Yalnız mısınız? Olabilir. Peki mutsuz? Asla. Çünkü başını sürekli diğer insanların yönüne doğru çevirmeyen kişi, kendi özünü keşfetmeye başlar. Kendi özünü keşfetmek için yola çıkan insanlar, özgür olabilmek için bazen başkalarına boş vermek gerektiğini öğrenirler…

 

Eskiden nasıldınız? 

Bunun ortaya çıkarılması hiç de kolay değil. Benliğimiz; kural ve korkulardan oluşan kocaman bir dağın altında yatıyor. Belki çocukluğunuzda ‘kendim olursam sevilmem’ deneyimi yaşadınız. Başkaları tarafından kabul edilmek için ‘yanlış bir ben’ oluşturdunuz ve kim olduğunuz hakkında en ufak bir fikriniz yok. Picasso’nun, “Yaratmıyorum, oluyorum” sözünü hatırlayın. Ömrü boyunca bir çocuğun neşesine sahip olan bu adam, bu sözüyle; harika bir şey haline gelmek zorunda olmadığınızı, içinizin derinliklerinde saklı olanı hayata geçirmeniz gerektiğini anlatmaya çalışmış. Kendinize zaman ayırdığınızda belki de bir zamanlar olduğunuz ışıltılı, cesur ve yabani çocuğu tekrar keşfederiz. 

 

Cesur olun

Dayanıklı, uyumlu, ekip çalışmasına yatkınsınız… Tabii tabii… İş görüşmesi yaptığınız kişi bunları duyduğuna hiç şaşırmayacak. O size en büyük zaafınızı sorduğunda cevabınız, ‘sabırsızlık’ olduğundaysa büyük ihtimalle esnemeye başlayacak. Bunun suçlusu, iş görüşmesinde neler yapmanız gerektiğini anlatan kitaplar… Bu kitaplarda yazılan önerileri hemen unutun. Büyük zaafınıza gelince, ‘araba lastiği değiştiremem’ demeye ne dersiniz?

 

Formsanté Dergisi Ekim 2010 sayısı

 

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here