Kendinize dürüst olun, değişin

23072014 psiko1

Hepimiz dünyaya maskelerin ardından bakıyoruz. Oysa kendimizi ne kadar açık ifade edebilirsek o kadar sağlıklı ve mutlu olacağız.

Neden birçoğumuz içimizde fırtınalar koparken dışarıya bambaşka görünme ihtiyacı hissediyoruz? Gerçek hislerimizi açıklamaktan utanıyor muyuz? Kendimizi dış dünyanın gözünden “değersiz” mi görüyoruz? Nedeni ne olursa olsun içeride kızgınlık, keder ya da karamsarlık varken dışarıda mükemmel görünmeye çalışmanın mantığı nedir? Bir süre için gösterişli ve kusursuz bir yaşam görüntüsü verebiliriz. Ancak bu aldatıcı dış görüntü er ya da geç saydam hale gelecek ve uzun vadede tükenmişliğe hatta hastalıklara neden olacak. Şimdi “mış-muş gibi yapılan” hayatların altı ortak özelliğine ve bu maddelerin mutsuzluk, ardından da sağlık sorunlarına neden olmadan nasıl dönüştürüleceğine bakalım. 

 

1. HER ZAMAN ÇOK YOĞUN OLMAYIN

Hayat çok yoğun ve hızlı, herkes zamandan yana fakir ve telaş içinde, her zaman olduğundan daha fazla çalışılıyor; bunu inkar edemeyiz. Seçim sizin; hayatınızı ya zamanın yeterli olduğu güzel bir meşguliyet içinde göreceksiniz ya da zamanın hiçbir şeye yetmediği bir tımarhane olarak… Zamansızlık algısı sizin şaşkına döndüğünüz ve benlik algınızı kaybettiğiniz anlamına geliyor. Eğer zamansızlık sizin için sorun oluşturuyorsa tekrar dengeyi kazanmak için şu önerileri dikkate alabilirsiniz:

– Güne, kendinizi rahatlatacak şeyler yapabileceğiniz bir zaman ayırarak başlayın. Eğer bir saat erken kalkmak sizin için sorun değilse bunu tercih edebilirsiniz. Kalkamam, diyorsanız gün içinde bir zaman dilimi seçebilirsiniz. O süreyi ister egzersiz yaparak ister meditasyonlarla isterseniz de olumlamalarınızı tekrarlayarak geçirebilirsiniz. Tüm bu aktiviteler gününüz ve sağlığınız üzerinde olumlu etkiler yaratacak. 

– Bir rutin oluşturun. Her akşam aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmaktan bahsetmiyoruz. Yaşam biçiminiz ve iş hayatınızda da bir rutininiz olsun. Çünkü belli bir yapı oluşturmadığımızda “ertelemeye” çok meyilli oluyoruz ve hiçbir şey tam olarak sonuca ulaşmıyor. O zaman da ortaya stres ve anksiyete çıkıyor. Çok da katı olmadan bir rutin belirleyince işlerin daha kolay aktığını, her şey için daha fazla zamanınız kaldığını ve huzuru deneyimleyeceksiniz. 

– Yardım isteyin. Sizin yapmanızın şart olmadığı ve başkalarına aktarabileceğiniz görevler yok mu? Kendinizi ne kadar zorlarsanız zorlayın her şeye yetişmeniz mümkün değil. Örneğin ev işleri için eşinizden ya da çocuklarınızdan yardım isteyebilir, market alışverişini online yapabilirsiniz. Yardım istemeyi sadece ev ile sınırlamayın, iş yerinde de yapın. Uygun şekilde yardım istediğinizde iş ve özel yaşam dengeniz çok daha sağlıklı hale gelecek.

– Bir liste yapın ve zamanınızı en çok neye harcadığınızı daha net görün. Daha az zaman geçirmeyi başarabileceğiniz bir alan olup olmadığını gözden geçirin. Eğer bu mümkünse orada harcadığınız zamanı satın alın. Örneğin ev temizliği gibi önceliklerinizin yerini alarak zamanınızı harcayan işler için ücret karşılığı yardım alın.

– Haber ve sosyal paylaşım sitelerinde biraz daha az zaman geçirin. Günde bir saat için bile olsa akıllı telefonunuzu kapatmayı deneyin. E-postalarınızı daha seyrek kontrol edin. Evde televizyonu kapatın. Sizin için en uygun olan neyse o sistemi oturtun çünkü bir denge olmadığında hayatınız kontrolünüzden çıkıyor.

 

2. ONAY BEKLEMEYİN

Başkalarının bizim için ne düşündüğünü önemsemekten vazgeçmediğimiz sürece yeterince özgür olamıyoruz. “Başkaları ne der?” tuzağından kurtulup artık kendi fikirlerimize güvenmenin zamanı geldi. Eğer iş yerinde sorunlarınız varsa, evliliğiniz iyi gitmiyorsa ya da maddi sıkıntılar nedeniyle evinizi satmak zorunda kaldıysanız başkalarının ne düşündüğü gerçekten önemli mi? Cevabınız evet ise özsaygınızı gözden geçirmelisiniz.

 

3. MADDİYATA DEĞER VERMEYİN

Kendinizi maddi değerlerle var etmeye çalışıyorsanız hayatınızda bir şeyler eksik demektir. Birçok insan iyi para kazanmak için çok fazla çalışıyor ve kazandıkları ile güzel evler, otomobiller, yatlar, mücevherler alıyor, tatillere çıkıyor. İnsanların kendisi ve ailesi için en keyifli seçeneklere yönelmesinde hiçbir sakınca yok. Bol para, faturalarını nasıl ödeyeceğinizi düşünmenize gerek kalmadan birçok olasılığı ve seçeneği önünüze getiriyor.

Ancak bir de şöyle düşünün… Bir gün sahip olduğunuz her şey elinizden giderse ne düşüneceksiniz? “Her şeyimi kaybettim. Artık hiçbir değerim kalmadı, ben ben değilim” mi diyeceksiniz? Cevabınız “evet”se şu bir gerçek ki siz kendinizi cebinizdeki para, iş yerinizdeki pozisyonunuz ve sahip olduğunuz mülklerle ifade ediyorsunuz. Böyle yaparak da hayatınızı içten dışa değil, dıştan içe yaşamış oluyorsunuz. 

Böyle yaşamanın çok riskli olduğunu fark ettiniz değil mi? Bugün var olanlar yarın yok olduğunda sizi çok zor günler bekliyor demektir. Dünyaya şöyle bir baksanız ekonomik krizlerin ya da doğal afetlerin insanların hayatını maddi anlamda nasıl alt üst ettiğini görebilirsiniz. Yani siz işinizi ne kadar iyi yaparsanız yapın risk her zaman var. Ve para maddi dünyaya mutluluk getirse de en iyi eve, en iyi otomobile, en güzel oyuncaklara sahip olanlar bile hala “istemeye” devam ediyor. Oysa insanın içindeki o boşluğu doldurmaya hiçbir meblağ yetmiyor, dışsal tatmin sağlamakla kalıyor. 

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here