• ✓ Doğruluğu kontrol edilmiş makale
GAPS ve PNI Terapisti Diyetisyen Yeşim Temel Özcan

Kilo verememenizin sebebi bağırsak floranız olabilir mi?

kilo-verememenizin-sebebi

İkinci beynimiz yani bağırsaklar kilo vermeye engel olabiliyor. Nasıl mı? Bağırsak florasındaki dengesizlik hormonal dengeyi bozuyor, hormonlar da metabolizmayı… Metabolik bozukluk da kilo artışı olarak karşımıza çıkıyor.

Hazırlayan: Deran Çetinsaraç

Tüm hayatımızı bakteriler yönetiyor; mikroorganizmaların hüküm sürdüğü bu düzen içerisinde baş muhafız olarak bağırsaklar görev alıyor. İyi bakterileri yanına alıp, kötüleri gönderiyor. Bu basit bir anlatım tabii ki! Bağırsakların önemini ve işlevini anlayabilmek için GAPS ve PNI Terapisti Diyetisyen Yeşim Temel Özcan’ın kapısını çaldık. Dyt. Özcan, bağırsakların sağlığı ile kilonun ilişkisini ayrıntılarıyla anlattı:

Diyetisyen Yeşim Temel Özcan

BAĞIRSAKLARDA ORTALAMA 1,5-2 KG BAKTERİ YAŞIYOR *

“İnsan vücudu, çok fazla sayıda çeşitli mikropların yaşadığı bir gezegen gibi. En büyük mikrop kolonisi ise sindirim sistemimizde yaşıyor. Sağlıklı bir yetişkinin bağırsağında ortalama 1,5-2 kg bakteri bulunuyor. Bütün bu bakteriler kaotik bir mikrop yığınından ibaret değil. Bazı türlerin diğerlerine baskın olduğu, yönettiği ve vücudu yabancı maddelere karşı koruduğu oldukça organize bir mikro sistem. Bizler her yemek yediğimizde, gıda ile birlikte mikropları da vücudumuza alıyoruz. Ancak direkt vücudun içerisine giremiyorlar. Bir boru hattı gibi düşünebileceğimiz yemek borumuzdan midemize, oradan da birbirine sıkı bağlarla bağlı duvarları olan bağırsağa ilerliyorlar. Bağırsak astarını aynı şehrin surları gibi ve önündeki iyi bakterileri de (probiyotikleri) şehri koruyan askerler gibi düşünebiliriz. Dışarıdan aldığımız toksinler/ gıdalar ile kan dolaşımımız arasındaki koruyucu bir duvardır bağırsak astarı. Ve toksinlerin, sindirilmemiş gıdaların, ağır metallerin vücuda fazlaca karışmasını engelliyor.”

KABIZLIK YAŞAYAN ZOR KİLO VERİYOR *

“Sindirim sürecine baktığımızda; besinler bağırsaklarımıza geliyor ve orada parçalanıyorlar. Parçalanıp, kan dolaşımı tarafından absorbe edilebilecek durumdakiler kan dolaşımına karışırken; geri kalanlar atık olarak ayrılıyor. Eğer bağırsak duvarında bakteriyel bir dengesizlik veya geçirgenlik varsa bütün bu maddeler daha fazla kana karışıyor. Bu durumun uzun yıllar olması sonucunda bağışıklık sistemimiz yoruluyor ve fırsat bulan düşmanlar organlara ulaşıp hastalık yapabiliyor veya hormonal dengeyi bozabiliyor, kişiye kilo aldırıyor. Bağırsak florasındaki dengesizlikler; tiroit fonksiyon bozukluklarını da içerisinde barındıran bir otoimmün tablo oluşumuna sebep verebiliyor. Bu metabolik bozukluklar da yine kilo artışı olarak yansıyor. Bağırsak dengesizliği kökenli kilo almamızın birinci etkeni; bozulan biyota sonucu yaşanılan kabızlık.

Kabızlık çeken kişilerin kilo vermesi ne yazık ki oldukça güç oluyor. Ve bağırsak biyotası bozuk kişiler, en ufak bir diyet değişiminde kabızlık problemi çekebiliyor. Hatta sağlıklı beslendiği anda kabızlık yaşayanlar için durum daha da zor. Bu sebeple bağırsak terapisi yaptığımız danışanlarımın bazıları; yıllardır kronik olarak diyette olup, ne yaparlarsa yapsınlar kilo veremedikleri veya kilo kontrolünü sağlayamadıkları için geliyor. Harvard Health Publishing tarafından yayınlanan makale; kilo kaybında bağırsak florasının etkili olduğunu ortaya koyuyor. Yapılan insan çalışmalarında, tek yumurta ikizi kardeşlerden obez olan kardeşte dengesiz bağırsak florası gözlenirken, zayıf olan kardeşte dengeli bağırsak florası gözlemleniyor. Bu da flora bozukluklarının kilo artışı ve obeziteyle ilişkili olabileceğini gösteriyor. Bu nedenle yıllarca denenip verilememiş kilolarda dengesiz bağırsak florası sorgulanmalı ve düzenlemek adına çalışmalar yapılmalı.”

“Görüyoruz ki şifanın merkezi, doğadan soframıza geliyor. renkli beslenmeden, fonksiyonel yağ kullanımından ve sindirimi kolay gıdalardan geçiyor.”

TOKSİK YÜK YAĞLANMA YAPIYOR *

“Kilo almanın altında yatan bir diğer sebep ise toksik yükten kaynaklı yağlanma durumu. Çünkü yağlanma özünde, toksinler vücuda ‘salınmasın’ diye gerçekleşen bir savunma mekanizması. Aynı şehre giren düşmanı hapse atar gibi, vücuda giren toksinler de yağ hücrelerine hapsediliyor. Hayvanlar üzerinde yapılan bir çalışmada görüldü ki beslenme tamamen aynı olsa bile, toksin enjekte edilen farelerde yağlanma daha fazla oluyor. Bu sebeple, kişinin florası ne kadar bozuksa veya kabızlık, ishal, gaz ya da otoimmün hastalık durumu varsa o kadar çok toksinin kana karıştığı görülüyor. Ve bu aşamadan sonra ufacık bir kaçamakta, toksik gıdada dahi çok hızlı kilo alabiliyor ya da ne yaparsanız yapın kilo veremiyor olabilirsiniz. Yani ‘su içsem yarıyor mu gerçekten?’ durumu burada devreye girebiliyor. Bağırsağı onarmak ve kişinin kilo vermesine yardımcı olmak için fonksiyonel beslenmek, mümkün olduğu kadar bağırsağın iyileşmesine izin vermek gerekiyor. Bu sebeple öğün sayısını azaltmak ve hatta kişi için mümkünse iki öğüne düşmek, hem bağırsağı onarmaya hem de kan şekeri dengesini sağlayarak kilo vermeye yardımcı oluyor. Kişi iki öğün yapamıyorsa, öğün sayısını düşürmek insülin salınımını da düşüreceği için vücut depodaki yağlardan yakmaya başlıyor.

‘Intermittent Fasting’ yani ‘Fasılalı Açlık’ denilen bu beslenme modelinin etkili olmasının diğer faydalı etkileri arasında; vücudu sıfırlayarak kilo vermeyi hızlandırması, büyüme hormonu salgısını tetiklemesi, atletik performansı arttırması, insülin direnci ve diğer kan şekeri dengesizliklerini gidermeye yardımcı olması, açlık hormonu olan ghrelin’i baskılaması, trigliserit düzeylerini düşürmede etkili olması ve yaşlanmayı yavaşlatması yer alıyor. Yine fonksiyonel beslenmenin toksinlerle savaştığını bildiğimiz için fonksiyonel gıdaları beslenmemize eklemek gerekiyor. Fonksiyonel gıdaları doğru pişirme yöntemleri ile tükettiğimizde, vücudu onarma gücü oldukça hızlı oluyor.”

BAŞLICA FONKSİYONEL BESİNLER

  • Ev yapımı elma sirkesi
  • Erken hasat sızma zeytinyağı
  • Hindistan cevizi yağı
  • Yağlı balıklar
  • Sebze suları
  • Avokado
  • Susam yağı
  • Et-kemik suyu
  • Tavuk suyu
  • Balık suyu
  • Enginar
  • Soğan
  • Sarımsak
  • Yeşil çay
  • Fermente sebzeler
  • Lahanagiller
  • Kırmızı-mor sebzeler&meyveler
  • Brokoli
  • Karnabahar
  • Kuşkonmaz
  • Bal kabağı
  • Zerdeçal
  • Sumak
  • Zencefil
  • Elma
  • Kekik
  • Pancar

TARİFLER

BAĞIRSAK ASTARINI ONARAN ANTİ-ENFLAMATUAR SOĞAN ÇORBASI

Malzemeler

  • 400 ml ilikli kemik suyu
  • 2 adet orta boy soğan
  • 1 büyük diş sarımsak
  • 3 yemek kaşığı ev yapımı ya da organik elma sirkesi
  • 3 yemek kaşığı soğuk sıkım zeytinyağı
  • Karabiber, tuz, zerdeçal, isot, pul biber

Hazırlanışı

Derin bir tencerede jülyen doğranmış soğanları zeytinyağı ve tuz ile soteleyin. Üzerine kemik suyunu döküp, orta ateşte 5 dakika kaynatın. Baharatları istenilen miktarda ekleyin. Ayrıca küçük bir tavada zeytinyağı ve ezilmiş sarımsakları 1 dakika ısıtın. Ocağı kapatınca içine pul biber ve elma sirkesini ekleyin. Sarımsaklı sosu çorbaya dökün ve ocağın altını kapatın.

ÇİLEKLİ SEMİZOTU SALATASI

Malzemeler

  • Yarım kg semizotu
  • Limon
  • Tuz
  • Zeytinyağı
  • Çiğ ceviz
  • Susam
  • Çilek

Hazırlanışı

Semizotunu bol suda yıkayın ve iri iri doğrayın. Üzerine limon, tuz, zeytinyağından oluşan sosu gezdirip karıştırın. En son ufaladığınız cevizleri, susamı ve doğradığınız çilekleri ekleyerek, servis edin.

ETLİ ENGİNAR YEMEĞİ

Malzemeler

  • Çiçek enginar
  • Kuzu kuşbaşı
  • Taze soğan
  • Taze sarımsak
  • Dereotu
  • Zeytinyağı
  • Tuz

Hazırlanışı

Enginarların saplarını kesip çiçek kısmını dörde ayırın ve iç kısmındaki saçaklarını temizleyin. Ardından önceden hazırladığınız limonlu su içerisine alın. Sap kısımlarının dışındaki lifli kısmını da temizleyip, yine limonlu su içinde bekletin. Bu sırada küçük bir tencerede kuşbaşı etleri 2-3 dakika kavurup haşlayın. Bir başka tencereye sırayla kuşbaşı etleri, enginarları, doğranmış taze soğan, taze sarımsak, dereotu ve enginarı 1-2 kat olacak şekilde dizin. Sonrasında üzerine bol zeytinyağı, limon suyu, su ve tuzu ilave edip, orta ateşte 40-45 dakika pişirin. Yerken yapraklarındaki lifleri de sıyıyarak yemek gerekiyor.

EVDE DOĞAL ANTİBİYOTİK YAPIMI & SARIMSAK VE LİMON KÜRÜ

Malzemeler

  • 2 lt hiç su katılmamış, taze sıkılmış limon suyu (çekirdek olmasın)
  • 40 diş soyulmuş ve ıslatılmadan ezilmiş sarımsak (Taşköprü)
  • Ağzı kapanan ve etrafı folyo ile kaplanmış cam kavanoz

Hazırlanışı

Sıkılmış 2 litre limon suyunu kavanoza doldurun, yıkamadan ezdiğiniz sarımsakları da kavanoza boşaltın ve kapağı sıkıca kapatın. 25 gün boyunca serin ve karanlık bir yerde bekletin. Sadece her gün çalkalamaya özen gösterin. 25 gün sonra sarımsaklar eriyecek. Her sabah kahvaltıdan önce yarım çay bardağı sade olarak için. Dilerseniz akşam yatarken de yarım çay bardağı içebilirsiniz.

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here