Kime başvursam?

05062014 secim

Nasıl ki soğuk algınlığında doktorların kapısını çalıyorsak, ruhumuzu rahatsız hissettiğimizde de bir uzmandan yardım almamız gerekiyor. Psikiyatrist, psikolog ya da psikoterapist… Peki hangisine başvuracağınızı biliyor musunuz? Bu sorunun cevabını Psikiyatri Uzmanı Dr. Agah Aydın’dan öğrendik.

Psikiyatrik tedavinin (biopsikososyal), kişinin hem biyolojik hem de psikososyal gereksinimlerine göre uygulanması gerekiyor. Çünkü ruh ve beden bir bütünün iki parçası gibi işliyor. İlaç tedavisi ise psikoeğitim ve psikoterapiyi de içeren çok yönlü yaklaşımlar gerektiriyor. Tedavi planında; hastanın ilacı, dozu, ne sıklıkla, ne kadar süreyle kullanacağı ve gerekiyorsa hangi tür psikoterapi uygulanması gerektiği ile seans sayısı ve sıklığı belirleniyor. İlaçlar hem etkinliklerinin kanıtlanması hem de kolay uygulanabilir olması nedeniyle psikiyatrik tedavide çok önemli bir yer tutuyor. Hemen her zaman psikoeğitim veya psikoterapilerle birlikte uygulanıyor.

Psikoterapi ise düşünce, duygu ve davranışları konuşma, ilişki kurma yolları ile etkileyerek değiştirme ve iyileştirme anlamına geliyor. Bu yöntem; kişilik bozuklukları, ruhsal bozukluklar, hatta şizofreni gibi hastanın ilaç kullanmasının şart olduğu ciddi hastalıklar söz konusu olduğunda bile hastalığın seyrini etkileyen stres etkenleriyle başa çıkmaya yardımcı oluyor. Ülkemizde, aldıkları eğitim çok farklı olsa da meslekler birbirine karıştırılıyor.

 

Psikiyatrist

Psikiyatristler, ruhsal rahatsızlıkların tanınması, önlenmesi, tedavi edilmesi ve rehabilitasyonunda çalışan uzmanlar. Tıp fakültesinden mezun olup, psikiyatri uzmanlık eğitimini tamamlayan hekimler psikiyatrist olarak adlandırılıyor. Bu kişiler, aldığı tıp eğitimiyle hastanın hem genel hastalıkları hakkında bilgi sahibi olan hem de ruhsal yapısını tanımlama ve gerektiğinde tedavi etme konusunda yetkili, bu konuda bilgi ve donanıma sahip oluyor. Bedensel ve ruhsal rahatsızlıkların tanısı hekimler tarafından konup, tedavi ediliyor. Ruhsal rahatsızlıkların çoğu ilaç tedavisi gibi biyolojik tedavilerin yanı sıra, psikoterapi yöntemleriyle de destekleniyor.

 

Psikolog

Psikolog tanımı, ülkemizde genellikle sağlık hizmetleri kapsamında düşünülüyor. Oysa psikolojinin sağlıkla doğrudan ilişkili olan alanları, klinik psikoloji, nöropsikoloji, psikofarmakoloji ve sağlık psikolojisi olarak sıralanıyor. Psikolojinin endüstri, adli psikoloji, sosyal psikoloji gibi pek çok alanı ise sağlık hizmetleri dışında kalıyor. Psikologlar edebiyat fakültesinin psikoloji bölümünden mezun oluyor. Ardından iki yıl süre ile klinik psikoloji, nöropsikoloji, psikofarmakoloji ve sağlık psikolojisi alanlarında yüksek lisans veya doktora eğitimi yaparak, ruh sağlığı hizmeti sunan kurumlarda veya kendi ofislerinde serbest olarak danışmanlık  ya da ruh sağlığı hizmetleri (psikoeğitim, psikoterapi gibi) sunabiliyorlar.

 

Psikoterapist

Ülkemizde psikolog ile psikoterapist kavramları da karıştırılıyor. Psikoterapi, psikoterapi eğitimi almış kişilerce uygulanabiliyor. Batı ülkelerinde farklı uygulamalar olsa da, ülkemizdeki yasal çerçeve psikoterapi uygulamasını ve psikoterapist olabilme hakkını yalnızca psikiyatrist ve psikologlara tanıyor. Aynı yasal düzenlemelerle, psikiyatrik hastalıklarda ilk başvuru, tanı ve tedavi için psikiyatristlere izin verilirken, psikologlara danışmanlık, psikometrik değerlendirmeler ile hekim tanı koyduktan sonra psikoterapi uygulamasına izin veriliyor. Öte yandan yapılandırılmış formasyon ve psikoterapi eğitimlerini tamamlamış bir psikolog pek çok psikoterapi ekolünde tek başına da psikoterapiye karar verip, uygulamasını yapabiliyor.

 

Sonuç

Mevcut yasalara göre psikiyatrik hastalıklarda tanı ve tedavi amacıyla ilk başvurunun psikiyatriste yapılması gerekiyor. Ancak ülkemizdeki yasal düzenleme buna izin vermese de yapılandırılmış formasyon ve psikoterapi eğitimlerini tamamlamış bir psikolog, pek çok psikoterapi ekolüne göre tek başına psikoterapi kararı verip, uygulamasını yapabiliyor. Diğer taraftan Türkiye’deki yasal boşluklar ve psikologların halen bir bağımsız meslek olarak tanınmaması, bir meslek odasının olmayışı birçok karışıklığı da beraberinde getiriyor.

 

Ayşegül UYANIK ÖRNEKAL

Formsanté Dergisi Nisan 2014 sayısı

 

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here