Kişiliğin kaderin mi?

kisiligin-kaderin-mi-

İnanılmaz ilginç bir soru, kaderimiz mi gerçekten? Pınar Maro, “İstisnasız hepimiz bu kişilik yapılarının içine doğuyoruz ama çoğumuzun bundan haberi bile yok” diyor.

Bir türlü anlaşamadığınız bir arkadaşınız varsa, sevgilinize fazlaca kızıyorsanız, eşiniz istediğiniz gibi davranmıyorsa, anne ya da babanızla hep aynı sorunları yaşıyorsanız, bu kitabı bir okumayı deneyin diye girmek istiyorum söze. Ben, Pınar Maro ile bu mülakatı yapabilmek için iş icabı okudum önce ama 10. sayfadan itibaren iyi ki okuyorum, iyi ki tavsiye aldım demeye başladım. Aktı gitti, bir okudum sonra bir daha okudum ve şimdi kütüphanemde arada ilişkilerle ilgili aklıma bir şey takılınca açıp bakacağım bir referans kitabı olacak.

Kitapta Pınar Maro, “Kendinizi, yakınlarınızı, ilişkide olduğunuz kişileri tanıyın, anlayın ve kabul etmeyi deneyin” demiş. Çünkü gerçekten bazı kişilik yapılarını baştan anladığınızda ve bunu kabul ettiğinizde, önce kendinizi, sonra karşınızdaki insanı yormamış, özgür bırakmış oluyorsunuz. Tek bir özelliğimiz yok, hepimizin tonları farklı, hepimiz biriciğiz evet bu kesinlikle doğru ama bilimsel verilerden de yardım alıp, hayatımızı neden yola koymayalım ki? “Aaaa hakikaten de öyle!” deyip şaşıracağınız bilgilerle dolu, kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum, tabii öncesinde bu söyleşiyi!

“Kişiliğin Kaderin mi?” kitabını yazmaya nasıl karar verdiniz? Ve gerçekten kişiliğimiz kaderimiz mi?

Bu konuyu yazmayı çok uzun zamandır istiyordum. Ancak ilk kitabım “Mutluyken Zaman Hızlı Akar” adlı bir anı roman oldu. Kısaca, bir psikoloğun kendi hayat muhasebesini yapmasıydı diyebiliriz. Yazmak o kitaptan sonra benim için bir var olma, hayata tutunma şekli oldu. İlk kitaptan yaklaşık 1,5 sene sonra “Kişiliğin Kaderin mi?” çıktı. İlk kitabın devamı değil ama alakalı olduğunu söyleyebilirim. Mesleğimle ilgili çok önemli bulduğum bir konu kişilik yapıları. Daha az üzülelim, daha çok anlayalım diye düşündüm. Bu pencereden hayata ve ilişkilere bakarsak, bir sürü düğümü sanki daha kolay çözeriz gibime geldi.

Kendi kişiliğimizi çözmemiz ve buna uygun davranmamız mümkün mü?

Sağlıklı bir birey için tabii ki mümkün. Zaten bütün mesele bu “farkındalık” kısmında yatıyor. Kendinizin ve anlamlı ilişkinizi yaşadığınız kişinin yapısının farkında olursanız bir sürü engeli daha rahat aşar ve ne zaman bir uzmana başvurmanız gerektiğini de kolayca anlayabilirsiniz.

Kitabı yazarken okuyucuya ne anlatmak istediniz?

İnsanların özelliklerinin, yapılarının ve kişilik bozukluklarının olabileceğini anlatmak istedim. Öyle ben normalim (ki bu normal meselesini de ayrıca tartışabiliriz), bunlar farklı diye bir şey yok. Hepimizin açık veya koyu renk ama mutlaka bir kişilik yapısı var. Karşınızdakinin yapısını anlarsanız ne bekleyip ne beklemeyeceğinizi tahmin edebilir ve daha az hayal kırıklığı yaşarsınız. Tabii burada kendi yapınızı da doğru ve dürüstçe bulabilmeniz çok önemli.

Etrafımızdaki insanların kişilik yapılarını bilmemiz bize ne yarar sağlar?

İlişkinizin daha kolay akmasını sağlar. Eğer ciddi bir sorun varsa, mesela eşinizde kişilik bozukluğu var, o zaman da bir uzmana başvurarak bu olayı çözmeniz gerektiğini daha çabuk kavrarsınız. Belki de kendinizi korumanız gerektiğini anlar ve ilişkiyi bitirirsiniz. Mesela karşınızda antisosyal kişilik bozukluğu varsa bunu fark etmeniz hayatınızı bile kurtarabilir, bu denli önemli!

Kişilik değişebilen ya da geliştirilebilen bir şey mi?

Hayır, ben bu yapımı beğenmedim, dur şimdi bir de şu gruptan olayım diye bir şey yok. Yapınız büyük ölçüde aynı kalır ama tecrübe ve farkındalıkla kendi grubunuz şartları içinde bir olgunluk, farkındalık geliştirebilirsiniz. Hani bazı insanlar için genelde 50 yaşından sonra “neyse şükür duruldu” adam ya da kadın deriz ya belki öyle bir seyrelme hali de gelebilir. Tabii bunlar hep ihtimaller. İki kere iki dört eder diye bir şey yok maalesef.

Kendimizi hangi kişilik yapılarından korumalıyız?

B ana grubunun bir alt grubu olan antisosyal kişilik yapılarına son derece dikkat etmelisiniz. Hele kişilik bozukluğu söz konusuysa sakın ola, geçer, bana ihtiyacı var, bir defalık oldu gibi manasız cümlelerde kendinizi kandırmayın. O ilişkide bir saniye bile durmayın, gerekirse adli mercilere şikayet edin. Yardım isteyin. Her an bir üçüncü sayfa haberi olabilirsiniz. Lütfen dikkat! Genel olarak tüm grupların, kişilik bozukluğu kısımlarından uzak durmaya gayret edelim.

Kişilik yapıları yaş aldıkça değişebilir mi? Neye göre değişebilir?

Bazı durumlarda olumsuz özelliklerde seyrelme görülebilir ama aynen hatta şiddetlenerek de devam edebilir. Maalesef bu işte hep ihtimaller ve oranlar var, bir kesinlik yok. Yapıyı veya bozukluğu anlamak için olaya bir anlık fotoğraf gibi değil, uzun bir belgesel kıvamında bakmalısınız. Yani tekrar eden motifler ve duygu davranış örüntüleri olmalı. Acele etmek sizi yanıltabilir. Her zaman bir uzmandan görüş alabilirsiniz tabii ki.

Bir tane kişilik yapımız mı var? Yoksa insanda birden fazla kişilik olabilir mi?

B grubu kişilik yapınız vardır (ana grup) ama hem narsistik hem histriyonik özellikler taşıyor olabilirsiniz. Genelde burç meselesi gibi bir yapı baskın, öbürleri daha hafif özellik halindedir. Ama bir ana grubun kokteyli de olabilirsiniz. Mesela C ana grubundan, içinizde hem çekinik, hem obsesif, hem bağımlı özellikler taşıyor olabilirsiniz. Tavsiyem, kitabı okursanız önce hangi ana gruptayım ve anlamlı ilişkide olduğum kişi hangi ana grupta diye bakın. Zaten üç ana grubumuz var: A, B, C… Bu gruplar arasında bir hiyerarşi yok. Yani şu grup daha iyidir öbüründen gibi farklı davranış, düşünce ve duygu durumları var hepsi bu. A grubu bize soğuk, garip farklı gelir. B grubu dürtüsel değişken ve erotik sıfatlarını hakkıyla taşır. C grubu ise korkan, endişeli, gergin bir ana gruptur.

Kendi kişilik yapımız üzerinde istediğimiz değişikleri nasıl uygulayabiliriz? Kişiliğimizin kötü yönlerini fark edecek içgörüyü hangi durumlarda anlayabiliriz?

Bunu anlamakta zorlanıyorsanız tavsiyem, yakın çevrenize bir sorun; acaba sizle ilişkide olmaktan mutlu ve huzurlular mı? Yoksa yaka mı silkiyorlar. Umarım yüzünüze söyleyebilecek kadar dürüst yakınlarınız vardır. Bakın, bu içgörünün birinci adımı; hadi buradan başlayalım. Sürprizlere ve hayal kırıklıklarına hazır olun ama! Bir de kendinize bir sorun; anlamlı ilişki yaşadığınız kişi size kendinizi nasıl hissettiriyor? Kendinizi aşağılanmış, değersiz, stresli ve anlaşılmamış hissediyor ama yine de düzen yürüsün yahu diyorsanız, karşınızdaki arkadaşa bir daha ama bu sefer çok dikkatli bakın derim.

Hangi kişilik yapısı hangileriyle eşleşebilir ve nasıl mutlu bir birlikteliği olur?

Genelde açık renk kişilik yapıları birbiriyle eşleşir ve geçinebilir. Kişilik bozukluklarıyla çok ama çok zorlanırsınız. Ya da aynı gruptan bir gri renk biraz daha açık bir griyle gayet güzel geçinebilir. Bazen iki narsist öyle bir anlaşır ki kendilerine ait özel bir dünya kurarlar. Dış gerçek ve değerlerle ilgisi olmayabilir ama onlar o tatlı çılgınlık halinde yaşar giderler. Ne özel bir çifttir ama onlar ve nasıl da tapılası! (Folie a deux) yani ikili delilik de diyebiliriz buna. Spekülasyonların devamı “Kişiliğin Kaderin mi?” de…

KALIPLARIMIZ ÜÇ ANA GRUPTA TOPLANIYOR: A, B VE C.

A GRUBU Paranoyak kalıp, şizoid kalıp ve şizotipal kalıp.

B GRUBU Antisosyal (psikopat) kalıp, borderline (sınır) kalıp, narsist kalıp ve histriyonik kalıp.

C GRUBU Kaçınan kalıp, bağımlı kalıp, obsesif kalıp ve pasif agresif kalıp.

A GRUBU kişilik yapıları olan kişiler bize garip, tuhaf ve eksantrik gelirler.

B GRUBU ise duygusal, ne yapacağı belli olmayan, acul, sebatsız, duygudurumu ani değişiklik gösteren, erotik ve kaotik kişilerdir.

C GRUBU ise bize endişeli, gergin ve korkmuş gelir.

Hepimiz bunlardan biriyiz! Öyle “Ben normalim, bunlar tuhaf” diye bir şey yok. Bunu hazmedelim önce. İsterseniz derin nefes filan da alın.

Yazı: Irmak Yaşar

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here