Kök hücrenin altın çağı şimdi başlıyor

Birkaç yıl önce özellikle Sertab Erener’in yüzündeki ışıltıyla herkesin konuştuğu kök hücre tedavisi, popülerliğini kaybetmiş gibi gözükse de yeniden zirveye oynamaya aday. Zenginleştirilmiş içerikli PRP ile birlikte uygulanan kök hücreler, şimdi daha etkili bir gençleşme vadediyor.

Estetik dünyasında amaç yaşlanma etkilerini durdurmak ve gençlik ışıltısını cilde yeniden kazandırmak. Botoks, kırışıklıkların görünümünü azaltmaya, dolgu ise hacim kaybı görünümünü önlemeye yardımcı oluyor. Peki ama o ışıltı? Başta ünlüler olmak üzere kadınların peşinde koştuğu gençlik ışıltısının kaynağı aslında hep içimizdeydi. Şimdi eskiye göre daha etkili bir gençlik ışıltısı vadediliyor. Uzun yıllardır kök hücre tedavisi uygulayan Dr. Mustafa Karataş’tan kök hücre cephesinde yaşanan gelişmeleri dinledik.

KÖK HÜCRE VE PRP GÜÇLERİNİ BİRLEŞTİRDİ

Cilt kalitesini arttırma, kırışıklıkların görünümünü azaltmada etkili olan kök hücre uygulaması, fibrocell tedavisi olarak da biliniyor. Tedavi sırasında yüzünüze yabancı bir madde yerine, sizden alınan kök hücrelerin enjekte edilmesiyle gerçekleşen uygulamada kişinin kulak arkasından ince biyopsi iğnesiyle 3 mm’lik bir doku alınıyor. Dokunun kulak arkasından alınmasının nedeni bu bölgenin güneşin zararlı etkilerine maruz kalmaması, dolasıyla da cildin önemli yapı taşları açısından daha zengin bir içeriğe sahip olması. Bu işlemin ardından, kişiden alınan doku laboratuara gönderiliyor. Burada önce dokunun içindeki fibroblastlar ayrıştırılıyor, sonra da çoğaltılıyor. Dr. Karataş, artık günümüzde otolog fibroplast hücre enjeksiyonunun tercih edildiğini anlatıyor: “Otolog kültürde fibroblast enjeksiyon denilen işlem, kişinin kendi derisinin içindeki mercimek tanesi büyüklüğündeki bir deri parçası biyopsiyle alınıyor. Bu son derece basit bir işlem. Alınan deri parçasının üreyip, çoğalabilmesi için hastadan yaklaşık 10 tüp de kan alınıyor. Eskiye göre aradaki tek fark kan alınması. Bu kan sayesinde kök hücreler plateletten zengin plazma içinde ürüyor. Elde edilen bu formül işlem sırasında hastanın yüzüne enjekte ediliyor. Tedavi üç ile ile dört hafta aralarla uygulanan üç seanstan oluşuyor.”
Fibroblastlar; cilt tehlike altında olduğunu hissettiği zaman elastin, kolajen, hyalüronik asit ve fosfolipit üreten hücrelerdir. Dr. Karataş, fibroblastları cildinizin altındaki ipek böcekleri olarak düşünebileceğinizi belirtiyor ve ekliyor: “İnsanlar ölene kadar cilt kesildiğinde veya yandığında bu hücreler çalışıyor. Tıpkı kandaki beyaz küre hücreleri yani lökositler gibi. Bunlar da uyarı aldıklarında hemen çalışmaya başlıyor. Fibroblastlar, ciltte bir kesik olduğu zaman bütünlüğünü koruyabilmek için aksiyona geçiyor. Fibroblast ve dolayısıyla kök hücrenin güzelliği de bu özelliğinden kaynaklı. Üstelik işin içine zenginleştirilmiş içeriği olan PRP kattığınız zaman daha kalıcı ve iyileştirici sonuçlar hedeflenebiliyor.”

ARTIK DOKULAR BURADA İŞLENİYOR

Kök hücre yaptıracak kişinin bu uygulamanın bir mucize olmadığını mutlaka anlaması gerekiyor. Dr. Karataş, “Kök hücre tedavisi yaptıracağım, tüm kırışıklıklarım gidecek, çöküntüler dolacak” gibi bir durumun asla söz konusu olmadığını belirtiyor: “Çünkü aslında kontrol edilmesi mümkün olmayan bir süreçten bahsediyoruz. İnsanoğlu yaşlanıyor ve buna programlı. Sadece kendini iyileştirme gücü olan hücrelerin aktivasyonu yapılabiliyor. Diyelim BBL Forever Young denilen bir lazer uygulaması yaptıracaksınız. Bu uygulama Stanford Üniversitesi’nden onaylı, DNA onarımına katkı sağladığı söylenen bir sistem. Kök hücre yaptırmış birisinde bu lazer uygulama altı birim etki ederken, kök hücre yaptırmamış birinde ancak üç birim etki ediyor. Çünkü cildin altında, cildi savunan ve onu uyardığınızda kolajen, elastin, hyalüronik asit ve fosfolipit üreten fazla hücreler oluşuyor.”

Yıllar önce kök hücre tedavisi yapılırken biraz kafa karışıklığının olduğunu söyleyen Dr. Karataş, toplanan kök hücreler yurt dışına gönderiliyor denilse de aslında tüm işlemlerin burada yapıldığını belirtiyor: “O dönemde PRP henüz kullanılamadığı için kök hücreler hyalüronik asit içerisinde enjekte ediliyordu. Şu anda ise çok gelişmiş ve Avrupa’dan bile örneklerin getirilip saklandığı kök hücre üretim laboratuarlarına sahibiz. Bu iş için özel üretilmiş kitler kliniğe geliyor ve soğuk zincir kırılmadan bu laboratuarlara ulaştırılıyor. Artık kimsenin kafasında soru işaretine yer bırakmayacak bir sistem var.”

YAKIN ZAMANDA BÜYÜME FAKTÖRLERİ DE KULLANILACAK

Kök hücre uygulamasında kullanılan fibroblast dokuları, çoğunlukla yağ dokusuyla karıştırılıyor. Oysa ki yağ enjeksiyonu hacim odaklı çalışan bambaşka bir uygulama. Kök hücre ise çizgi odaklı, cilt kalitesini arttırmaya yönelik yapılıyor. Yakın zamanda insan yağ dokusundaki kök hücrelerin içindeki büyüme faktörlerini içeren yeni ilaçlar geliştirildiğini belirten Dr. Karataş, “Bu ilaçların içerisinde başkasının kök hücresi bulunmuyor. İlaçlarda başkasının yağ dokusunun içindeki büyüme faktörleri yer alıyor. Çok kısa zaman içerisinde kök hücre-PRP kombinasyonuna büyüme faktörü içeren ilaçlar da eklenebilecek. Estetik alanında çalışan hekimleri de heyecanlandıran bir gelişme çünkü bu büyüme faktörleri de ciltteki yenilenmeyi tetikliyor” diyor. Kök hücre uygulamalarının maliyeti halen ortalamanın üstünde olsa da geçtiğimiz yıllara göre daha ulaşılabilir hale geldi. Dr. Karataş bunun nedeninin, fibroblastların yanı sıra PRP içermesi olarak açıklıyor.

CİLT TİPİNE GÖRE ETKİLERİ

Nasıl yaş aralığına göre kök hücre tedavisinin etkileri değişiyorsa, cilt tipine göre etkilerde farklılık da görülebiliyor. Kuru ve ince kırışıklıklara sahip ciltler, yüzlerinde kılcal damar ve ince kırışıklık olmaya müsait olan cilt tipidir. Genel olarak alerjik ciltlerdir ve beyaz tenli, açık renkli gözlü kadın grubu oluşturuyor. Kök hücre tedavisi sonrası ince kırışıklıklarda azalma, pullanmanın azalması ve ciltte parlaklık, beklenen sonuçlar arasında yer alıyor. Yağlı cilt tipinde ise ilerleyen yaşla birlikte nem azalıyor. Nemi azalan cilt ise savunma mekanizması olarak yağını daha da arttırıyor. Bu yüzden pek çok kişi “Cildim giderek daha da yağlanıyor” gibi söylemlerde bulunabiliyor. İşte bu tip ciltlerde de nem artışı, gözeneklerde daralma ve cilt kalitesinde artış beklenen sonuçlar arasında yer alıyor. Otolog kültürde fibroblast enjeksiyonunun etkisi hemen fark edilmiyor. Ancak bir-iki ay sonra, ciltte yeni kolajen liflerinin üretilmesiyle birlikte çizgiler hafiflemeye başlıyor ve bu olumlu etki aylarca devam ediyor. Tüm yüze yapılan uygulamalarda, kişi cildindeki gözeneklerin küçüldüğünü, ince çizgilerin hafiflediğini ve cilt kalitesinin arttığını gözlemliyor. Cildin daha parlak, daha taze ve elastik görünmesi hedefleniyor. Dr. Karataş, bu uygulamanın tekrarının beş yıl sonra yapılabileceğini belirtiyor.

Hazırlayan: Deran Çetinsaraç

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here